“Bugünden sonra belediye başkanları olarak korku duvarlarını yıkıp işimize odaklanmak zorundayız. Bu bizim hem sorumluluğumuz hem de zorunluluğumuz. CHP iktidarına kapı açan anahtar belediye başkanlarıdır.”

Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı Vahap Seçer Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.
- Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçildikten sonra adaletli bir yönetim olacağından söz ettiniz. Kurumlardan alınan destekler anlamında AKP’li belediyeler ile diğerlerini karşılaştırdığınızda adalet var mı, tablo nedir?
Ben belediye başkanlığında 7 yılı bitirdim. Şu çok net: Kamu kurumlarının belediyelerle ilişkisinde Cumhur İttifakı belediyelerinin yeri ayrı diğer belediyelerin yeri ayrı. Muhalefet partili belediyelerin en basit konuda dahi bir birim zamanda sonuçlanacak işi 5-10 birim zamanda anca neticelenir, o da neticelenirse. Bu, belediyelere yönelik bir adaletsizlik ama aynı zamanda vatandaşın mağduriyeti. Belediyelerin talepleri başkanların siyasi ikbal talebi değil. Başkanların talebi, hizmet götürürken daha hızlı, kaliteli iş yapmak. Bırakın desteği, hibeyi, krediyi veya bakanlıkların özel uygulamalarını normal bir bürokratik işlemde bile sonuç alınamıyor, imzalar çıkmıyor.
‘TAŞIYICI KOLON PARTİ’
- Başka partilerden seçilen 80’e yakın belediye başkanının AKP’ye geçişinde söz ettiğiniz durumun etkisi var mı?
Kısmen olabilir ama ben bunun daha çok siyasi ahlak meselesi olduğunu düşünüyorum. O nedenle Siyasi Ahlak Yasası çıkmalı, parti değiştirmek kolay olmamalı. Sadece belediye başkanları için değil tüm seçilmişler için bu geçerli olmalı. Bizler siyasi parti çatısı altında seçimlere giriyoruz. Belediye başkanlarının kendi oyları elbette var ama asıl taşıyıcı kolon aday olduğu siyasi parti. İyi bir CHP’linin, kurumlardan yeterince destek alamıyor diye parti değiştirmesi çok düşük orandadır. Öte yandan son süreçte belediye ve belediye başkanlarına yönelik sistematik bir saldırı var. Normal olanlar anormal olmaya başladı.
‘OLAĞAN TEMAS SUÇ ŞÜPHESİ OLDU’
- Ne gibi?
Belediye başkanları belediyelerini hem yazılı hem de yazılı olmayan kurallarla yönetir. Bir şehirde herkes yani dernekler, spor kulüpleri, eğitim vakıfları, fakiri fukarası, öğrencisi belediye başkanına gelir ve bir şey ister. Belediye başkanlığı verme makamıdır, vatandaş ister başkan verir. Ancak belediye başkanlarının toplumsal dayanışma ve yönlendirme çerçevesindeki olağan temasları dahi bugün suç şüphesi üretilerek yorumlanabiliyor. Belediye başkanları şu anda rahat değil, görevini kendini kasarak yapıyor. Bazı belediye başkanları “yanlış bir şey yaptığını” düşünüyorsa ve kendisine sıkıntıya gireceği hissettiriliyor ya da tehdit ediliyorsa “Ağrısız başımı ağrıtmayayım, iktidar partisine geçeyim” diyor.
- Yıllarca CHP’de siyaset yapan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’dan sonra Afyon Belediye Başkanı Burcu Köksal da AKP’ye geçti. Bu isimlerin geçişinin arkasında söz ettiğiniz nedenler mi var?
Kişiler üzerinden bir değerlendirme yapmayı doğru bulmam. Ben genel bir çerçeve çiziyorum. Çünkü kimsenin yaşadığı olayları bilemem. Hangi atmosferde bu kararı verdi, gerekçe ne kulaktan duyma şeyler var. O nedenle böyle bir hüküm kesmem doğru değil. Ama bana “Bu arkadaşlarımızın geçişini doğru buluyor musunuz” derseniz, doğru bulmam.
‘SİYASİ AİLEMİZE BORÇLUYUZ’
Siyasilerin başka bir partiye geçmesi çok travmatik bir durum. “Tehdit ediliyorlar mıydı”nın yorumunu ben yapamam. Ama neden ne olursa olsun bu kararı doğru bulmuyorum. Tehdit varsa bile cezaevine girme riskini göze alırsınız, siyaseten yanlış içinde olmazsınız. CHP beni aday yapmasa ben belediye başkanı, milletvekili olamazdım. Biz her şeyimizi siyasi ailemize borçluyuz. O açıdan çok yanlış buluyorum.
- Tüm yaşananlara baktığınızda aday belirleme kriterleri tekrar gözden geçirilmeli mi?
Keskin bir çizgi yok. Her yönetimin anlayışı farklıdır. 2024 seçimlerinde Sayın Özgür Özel ve yönetimi adayları belirledi ve başarılı oldu. “Çok yanlış isimlerle gidilmiş ve başarılı olunmuş” diyemeyiz. Dünya döndüğü sürece bu olaylar olabilir. İnsan beşer şaşar. Önemli olan bunu en aza indirmek. Özellikle belediye başkanlıklarında işiniz direkt bütçeyle, parayla. Bu da halkın parası, vebali, ağırlığı çok büyük. Biz buna halel getiremeyiz.
- Nasıl olmalı?
Sadece seçim kazanmaya dönük aday belirlenmemeli. Seçimi kazansın ama iyi bir belediye başkanlığı yapsın. Seçimi kazanmak için tüm değer yargılarını yok sayan bir anlayışla aday belirlenemez. Elbette hata olacaktır ama bunu minimalize etmek partilerin tutumuna bağlı. Ben partim için “Aday belirlerken çok büyük hatalar yaptı” diyemem.
‘BAŞARILAR KONUŞULDU’
CHP belediyeciliği 2019’dan itibaren konuşulmaya başlandı. Belediyelerin 2019/2024 arası başarıları parlamento tartışmalarının dahi önüne geçti. Bu dönem başarılı belediyecilik uygulamaları haber konusu oluyordu. Belediye hizmetleri ve iktidar uygulamaları neredeyse eşdeğer biçimde kamuoyuna yansıdı. Türkiye artık parlamenter sistemle yönetilmediği için belediye başkanları da bu dönem daha öne çıktı. Örneğin eskiden dar bir alanda büyükşehir belediye başkanlığı yapılıyordu ama daha sonra idari sınırlar belediye sınırı oldu.
‘DAHA BÜYÜK GÜÇ YOK’
- Zamanında siyasi hesapla yapılan bu hamle ters mi tepti?
Ters tepti. Büyükşehir belediye başkanları kırsalda sosyal politikalar uygulayabiliyor, alt yapı, üst yapı götürüyor, tarımsal destek veriyor. İstediği köye gidip insanlarla gönül bağı koruyor. Bir siyasi parti için bundan daha büyük güç olamaz. Sayın Erdoğan çok tecrübeli bir isim, belediyelerin gücünü gördü, iktidarını sarsacak işler yaptığını fark etti. 2019-2024 süreci, 2024’te daha büyük başarı alınmasını sağladı ve belediyeler engellenmeye, sistematik saldırıya maruz kaldı.
- AKP’ye giden belediye başkanlarının CHP’nin iktidar olacağına inanmadığına yönelik yorumlara katılır mısınız?
Kesinlikle katılmıyorum. Parti içi sorunlardan kaynaklı kararlar olabilir. Bu tüm partiler için geçerli. Bir diğer konu da belediye başkanları çok büyük tedirginlik içinde. Yıllarca çalışmış, bugünlere gelmiş, bir birikimi olmuş. İnsanlar bugüne kadarki birikimlerine el konacak diye korku içine girdi. “Yolsuzluk, rüşvet iddialarıyla saldıracaklar, mal varlığıma el konacak” endişesi var. “Kazanacak tarafa oynayalım” diyen varsa bile çok az olduğunu düşünüyorum.
- Siyasi Ahlak Yasası’ndan söz ettiniz, CHP bugün parlamentoda bir düzenleme yapılması için harekete geçemez mi, transferlerin engellenmesi, insanlar partisini bırakıyorsa dahi dönem bitene kadar bağımsız devam etmesi yönünde bir hamle yapamaz mı?
Olabilir, partisinde devam edebilir, bağımsız olarak devam edebilir. CHP’nin belediye başkanlarının görevden alınmalarıyla ilgili de parlamentoda bir çalışması oldu. Bizim en büyük eleştirilerimizden biri bu. Baştan beri yargılamalar tutuksuz yapılmalı diyoruz. İstisnai olan tutuklamadır ama şu an durum tam tersi.
‘BENİM KORKUM YOK’
- CHP’li belediye başkanları tutuklu yargılanırken sizin kendinizle ilgili endişeniz var mı?
Benim hiçbir şeyden korkum yok. Eşim ve iki evladım var. Çocuklarımın kursağından bir kuruş haram lokma geçmedi, geçmez. Bu bir ahlak meselesi. Dilediğiniz kadar mal varlığınız olsun, ahlaksız bir insan yine de bir kuruşa tenezzül eder. Ama ancak kendine yeten, zaman zaman sıkıntı yaşayan ahlaklı bir insan devletin tek kuruşuna dahi tenezzül etmez. Haram yememiş insanlar endişe içinde olursa konuşacak bir şey kalmaz. Ancak bugüne kadar Türkiye’nin çok az dönemde yaşadığı; hatta örnek bir dönem bile gösteremeyeceğim bu süreçte kendimizden ne kadar emin olursak olalım tehlike altında olduğumuzun da farkındayız. Ama benim gibilerin bu duygu ile görevini yapamaz hale gelmesi, korku içine girmesi düşünülemez. Bizler bu sürecin aşılmasına katkı sunacak yegâne figürleriz.
‘TALEBİM HAKKANİYET’
Ben hakkaniyet talep ediyorum. 1405 belediye var. Hukuk devletine uygun, adaletli, bağımsız mahkemelerin yürüttüğü soruşturmalar olacaksa bu tüm belediyeler için olmalı. Hep mi CHP’li başkanlar “yolsuzluğa” bulaşmış, tüm hataları CHP’li başkanlar mı yapıyor, tabi yapıyor ise...
‘HALK BU SALDIRILARI UNUTMAYACAK’
- Bu ifadeler, “iktidar hedefi olan CHP’nin belediyelerde kazandığı başarıdan sonra çok dikkatli ve temiz olması gerektiği” eleştirisi ile karşılanıyor...
Bu eşyanın tabiatına aykırı. Hırsızın AK Partilisi, CHP’lisi, MHP’lisi olmaz, hırsız hırsızdır. Hukuk ayrı işleyemez. 2019/2024 döneminden sonraki seçim sonuçlarına bakın. Bu artış hep sağ seçmenden geldi. Ortada bir başarı hikayesi var. Bu durumda halk genel seçimde de oy verme eğilimine girer. Belki 2023’te olduğu gibi ilk seçimde vermez ama bir dahaki seçimde farklı düşünebilir. Şehirlerimizde vatandaşlar “Başkanımızın başına bir şey gelmesin” diye dua ediyorlar. Halk bu saldırıları unutmayacak.
‘DAHA BÜYÜK GÜNAH VAR MI’
- Siyaset yapan kadınların isimleri ortaya atılıyor, onurlarıyla oynanıyor. Adı geçen kadın siyasetçilerden çok sert ve net açıklamalar geldi. Bu iddialar toplumu neden ilgilendiriyor, bunların ortaya saçılmasındaki amaç nedir?
Amaç itibarsızlaştırma. Ben muvaffak olabileceklerini düşünmüyorum. Hiçbir dönemde, hiçbir ülkede insanların özel yaşantısıyla ilgili bu denli dezenformasyon olmadı. Türkiye’de kaç TV kanalı doğruları söyleyebiliyor, böyle bir kanal artık yok. Sosyal medyada saldırı başlıyor, insanların, ailelerinin huzuru kaçıyor. Bundan daha büyük günah var mı... Bu insanların çocukları, eşleri var. Bu, görülmemiş bir durum. Burada AK Parti oy oranını artırmak için çok zorluyor, vitesi büyülttü. Sayın cumhurbaşkanı örgütleri konsolide etmek için çalışıyor. Ama oyları artmıyor.
‘BİZİ SALDIRILARLA HAPSETTİLER’
- Peki tüm bu baskı ve ekonomik sorunlara karşın CHP’nin oyları yeterince artıyor mu?
Burada devreye güven meselesi giriyor. Halka “CHP kadroları belediyelerde nasıl başarılı olduysa bu ülkeyi de yönetir” fikrine inandırmamız gerek. 2024 Esenyurt’ta yapılan operasyondan itibaren “CHP’ye saldıralım, CHP kendini savunsun” alanı yarattılar. Bu arada Ortadoğu’da bir asırlık sınırlar değişiyor. Türkiye ekonomisi son yılların en dip durumuna geldi ama “CHP sınırlı bir alanda kalsın” deyip bizi oraya hapsettiler. Biz de orada zaman tüketiyoruz. Biz sürekli kendimizi savunma durumunda kaldık. Bir dava bitiyor diğeri başlıyor. Bunlar devam ederken yeni operasyonlar oluyor. Tüm yönetimin dikkati başka bir odağa çekiliyor. Bu bilinçli bir durum. Bizim buradan çıkıp Türkiye’nin sorunlarını ve çözümlerini konuşmamız gerek.
‘YEM DE AV DA OLAMAYIZ’
- CHP’nin “Silivri siyaseti” yaptığı yönündeki eleştirilere katılıyor musunuz?
Kısmen katılıyorum. Sayın genel başkan insanüstü gayretle mücadele ediyor. Kendi alanını, evini korumaktan vakit kaldığında Türkiye’nin sorunlarını konuşabiliyor. Belediye başkanları da şehirlerine hizmet etmek zorunda. Hem hizmet yapmalı hem Türkiye’nin durumunu anlatmalıyız. Belediye başkanları siyaset yapmamalı, dokunulmazlığımız yok yem, av olamayız. Belediye başkanlarının genel merkez düzeyinde siyaset yapmasına karşıyım.
- Akla Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı geliyor...
Ben isimler üzerinden söylemiyorum. Milletvekilleri, parlamentoda işini yapacak. Bu konuları gündeme getirmenin kimseye faydası yok. Bugünden sonra biz belediye başkanları olarak korku duvarlarını yıkıp işimize odaklanmak zorundayız. Bu bizim hem sorumluluğumuz hem de zorunluluğumuz. CHP iktidarına kapı açan anahtar belediye başkanlarıdır.
‘VATANDAŞ DEĞİŞİM İSTİYOR’
Şu an ortam çok uygun. Vatandaş iktidarı değiştirmek istiyor. İyi belediyecilik uygulamalarıyla 2024 seçimlerinde büyük başarı elde etmiş bir ana muhalefet partisi ve ona oy vermeye hazır bir seçmen var. Halka CHP’nin ülkeyi iyi yöneteceğini, ekonomiyi düzelteceğini, adaleti sağlayacağını, kaçan huzuru tesis edeceğini anlatabilirsek iktidar olacağız.
- Belediyelerin para kaynağı olarak görülmesinin doğruluk payı var mı, belediyeler partilere kaynak olup siyaseti finanse ediyor mu?
Türkiye’de siyasetin finansmanı konusu var. Siyasi Ahlak Yasası çıkartılırsa bunlar tekrar değerlendirilebilir. Siyasetin finansmanının çok daha şeffaf yolları var. Para gücünüz yoksa siyaset yapılamaz, bunun için devletler siyasi partilere yardım yapıyor.
‘HER KURUŞUN KAYNAĞI BELLİ OLMALI’
- Hazine yardımı yetmiyor mu?
Partinin durumuna göre değişir, zaten alınan pay da partinin oyuna göre değişiyor. Genel olarak şeffaf olmalı. “Belediyeler siyasetin finansmanını sağlayan kurumlar” deyip geçemeyiz. Böyle bir şey yok. Mutlaka siyasi propagandalarda belediyeler çok büyük bir güç. Çünkü bölgeyi domine etmiş oluyorsunuz. Ama bu yolsuzluk, arsızlık yapılarak siyasetin finansmanını sağlayacak demek değil. Bu genel bir sorun. “Belediyeler siyasetin finansmanını mı sağlıyor?” sorusunu aksi biçimde soralım ve “İktidarın yönettiği kurumlar, siyasetin finansmanını mı sağlıyor” diyelim. Sadece belediyeler bütçe kullanmıyor, belediye bütçelerinin onlarca katı bütçe kullanan kurumlar var ve bu kurumlar iktidarın sevk ve idaresinde. Böyle bir suçlama yapılacaksa bir bütün halinde bakılmalı. Böyle bir endişe varsa parlamento yasa çıkarmalı, siyasetçinin harcadığı her kuruşun kaynağı belli olmalı.
- “Örtülü ödenek” diye bir şey var...
Sadece iktidarın bakanlıkları belediyelere destek vermiyor, cumhurbaşkanlığı da verebiliyor. Seçim döneminde örtülü ödenekten belediye başkanlarına destek gittiği yönünde dedikodular oldu. Biz bilemeyiz ama bunlar sahada konuşuluyor.
- Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in savcılık ifadesinde Özgür Özel’in bir toplantıda “genel merkezin maddi ve manevi talebi” olabilir dediği iddiası kamuoyuna yansıdı. Böyle bir talebe siz tanık oldunuz mu, genel merkezler böyle taleplerde bulunabilir mi?
Bana garip gelen şu: Dosyada gizlilik var ama herkes her şeyi biliyor, olay orada sakatlanıyor. Muhittin Bey’in ne deyip ne demediği konusunda kesin bir kanaat yok. Avukatlar bile erişemezken basında, sosyal medyada çarşaf çarşaf yayınlanıyor. Bırakın Muhittin Bey’in ne söylediğini, bunları söylediğini iddia eden kaynaklar tartışılmalıdır. Bu konulara çok fazla girmek istemiyorum. Bunlar şu anda yargıya taşınmış meselelerdir. Bu konularda gazetelerden edindiğim bilgilerle burada yorum yapmayı da doğru bulmuyorum açıkçası.

PORTRE
1963’te Mersin Tarsus’ta doğdu. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden mezun oldu. 1987’de kurduğu işletme ile tarımsal üretim, sanayi ve ticaret alanlarında yatırımlarda bulundu, kurucusu olduğu şirketlerde yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı yaptı. İş dünyasını temsil eden sanayi ve ticaret odalarında, ziraat mühendisi olarak da meslek odasında üyeliği bulunan Seçer, 23. ve 24. dönem CHP Mersin Milletvekili oldu. Tarım ve Köyişleri Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliği yaptı. 2019’da Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı, 2 Mayıs 2026’da Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçildi.
