Yerel demokrasi deneyimi Türk demokrasisine dinamizm veren çok önemli bir değerdi. Bu ortadan kaldırılmak isteniyor. AKP iktidarının hedefi, toplumdaki “Sandık önemli, benim oyum değerli” düşüncesini silmek. Türkiye’yi seçimlerin göstermelik olduğu bir ülke haline getirmek.
AKP’lilerin ne heyecanı ne ilkeleri ne de değerleri var. Tek dertleri iktidar. Soygunu gösterenler, siyasi talimatla susturuluyor, soyguna siyasi koruma bütün açıklığıyla görünüyorsa sorumluluk iktidarda. AKP’nin kendisi bir saadet zinciri oldu. Bu zincir artık her yerinden kopuyor.
Yeni Parti Genel Sekreteri Yunus Emre Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.
- CHP’de değişimin gerçekleştiği kurultayda en büyük desteği veren İzmir Belediye Başkanı Cemil Tugay ne oldu da AKP’ye geçti?
İlkesiz bir insan olduğu, şahsi çıkarlarının peşinde olduğu için geçti. Rasyonel ya da siyasi bir açıklaması yok geçmesinin. Ancak mesele Cemil Tugay’ın şahsından daha geniş bir zeminde ele alınmalı. Bugün Türkiye’de yerel demokrasi kademeli olarak ortadan kaldırılıyor. Belediyeler ortak yerel ihtiyaçları karşılamak için kurulur ve yönetimlerini halk doğrudan seçer. Demokrasi yerelden, belediyelerden başlar. 2019 seçiminden sonra DEM’in kazandığı belediyeler ellerinden alınmıştı, bu dönem ise bizim kazandığımız belediyelerde başkanlar görevden alınıyor, cezaevine atılıyor, yerlerine kayyum atanıyor veya tehditle şantajla transfer ediliyor. Sonuç olarak demokrasinin en temel unsurlarından yerel demokrasinin beli kırılıyor.
- 36 belediye başkanı AKP’ye geçti...
Görünen şu ki bunların çoğu tehditle geçiyor. Haklarında davalar açılıyor, partiden ayrıldıklarında yeni davalar gelmiyor, AKP’ye geçtiklerinde ise haklarındaki davalar kaldırılıyor. Cemil Tugay neresinden yakalanmış bilmiyorum ama belli ki Tugay AKP’nin programını, siyasi değerlerini benimseyerek parti değiştirmiyor. Arkasında bizim bilmediğimiz bir şeyler var.
‘ELEŞTİRİLERİ ANLIYORUM’
- Bu kadar belediye başkanı geçtikten sonra aday belirleme süreçleriyle ilgili parti içinde nerede yanlış yapıldığı konusunda bir özeleştiri yapılıyor mu?
Bu sorunun seçmen bakımından öneminin farkındayım. Eleştirileri anlıyorum. Geçen kişilerin profillerine bakınız, partinin kadın, gençlik kollarında çalışmış, ilçe başkanlığı, milletvekilliği yapmış, 40 yıldır partili olan insanlar var.
- Burcu Köksal Grup Başkanvekiliydi, Özlem Çerçioğlu 3 dönem vekil, 3 dönem belediye başkanıydı. Bu insanlar neden daha önce değil de bugün geçti?
Bugün kulvar değişti. Artık insanlara “Yerel demokrasi bitti. Ya AKP’ye gelirsiniz ya da cezaevine girersiniz” deniyor. Bu kadar açık. Kalanlar bu riski bilerek, bunu göze alarak devam ediyor. Göze alamayanlar AKP’ye geçiyor. Bu şekilde de AKP’nin yerel demokrasiyi imha etmesine hizmet ediyorlar.
- İzmir’in AKP’ye geçmesi siyasi tabloyu nasıl etkileyecek?
İzmir, cumhuriyetin kuruluşunda Atatürk’ün ortaya koyduğu vizyonun sembolü. AKP’nin hukuksuzluklarına karşı direnmenin simgesi. İzmir, AKP’nin yaptığı tüm referandumlarda “hayır” dedi, seçimlerde AKP’ye belediyede çoğunluğu asla vermedi. Bugün İzmir halkının tepkisi çok büyük. Bu olay Yeni Parti olarak bizim meselemizden ibaret değil. Bu, “Baskıyla, zorlamayla, yargıyı kullanarak yerel demokrasiyi çöpe atarım, halkın tercihini anlamsız hale getiririm” demektir.
- AKP bir/bir buçuk yıl gibi kısa bir süre için neden bunu yapıyor?
AKP iktidarı, Türkiye’de demokrasiyi var eden her şeye karşı savaş açtı. Yıllardır sistematik bir şekilde demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları alanında büyük bir gerileme yaşanıyor. Son dönemde ne gördük. Binlerce insanın sosyal medya hesabı engelleniyor, gazeteciler cezaevine atılıyor, meslek kuruluşları işlevsiz hale getiriliyor. Burada da olay İzmir’i almanın ötesinde belediyeleri Türkiye’nin yönetiminde etkili, önemli bir demokrasi mevzisi olmaktan çıkarmak. AKP iktidarının hedefi, toplumdaki “Sandık önemli, benim oyum değerli” düşüncesini silmek. Olayın merkezinde bu hedef var. Türkiye’yi seçimlerin göstermelik olduğu bir ülke haline getirmek istiyorlar. Yerel demokrasi deneyimi Türk demokrasisine dinamizm veren çok önemli bir değerdi. Bu ortadan kaldırılmak isteniyor.
- Türkiye’de seçimlere katılım Avrupa’nın çoğu ülkesine kıyasla yüksek. İfade ettiğiniz hedef gerçekleşirse vatandaş sandıktan uzaklaşır mı ya da tam tersi bir etki mi olur?
Bu hedefleniyor ama hedefleri her zaman tutmuyor. Mutlak butlanla mücadelemiz bitecek sanıyorlardı ama yüzbinlerce insanla birlikte yeni bir parti inşa ettik. Otoriter yönetimlerin en büyük ihtiyacı, insanların politik olaylara ilgisini kaybetmesi ve sandıkla ülkeyi yönetenlerin değişebileceği ilkesinin ortadan kalkması. Vatandaş, “Ne yapılsa olmuyor, her şekilde Erdoğan kazanıyor, sandığa gitsek ne olur” düşüncesine gelsin ve Erdoğan bir dahaki seçimde kazansın isteniyor.
- Mansur Yavaş CHP’den istifa etti, bağımsız kalacağını açıkladı. Neden Yeni Parti’ye gelmedi?
Takdir edersinizki bunun yanıtı kendisinde.
- Özgür Bey belediye başkanlarının partiye daha sonra katılacağını söylemişti. Yeni Parti olarak Yavaş’ın gelmemesiyle ilgili bir istişare yapmışsınızdır...
Biz bu partiyi keyfimizden kurmadık. Partinin kurulmasını zorunlu kılan butlan kararı oldu. Erdoğan ve AKP “CHP’nin başında bunlar olacak” dedi ve yargı, Türkiye’nin en eski partisinin yönetimini atadı. Bunun siyasi tercümesi şudur: CHP artık gerçek bir muhalefet partisi değil. Bir ülkede gerçek muhalefet yoksa, o ülkede iktidarın seçimle değişme ihtimali de yoktur. Biz bu partiyi “Türkiye gerçek bir muhalefet partisine sahip olmalı” diyerek kurduk. Vatandaş da bizden bunu istedi. Gerçek muhalefet Yeni Parti, lideri Özgür Özel. Biz şahsi bir kariyer mücadelesi yapmıyoruz, demokrasi kavgası veriyoruz.
- Yavaş güçlü bir isim, bu durum Yeni Parti açısıdan bir hayal kırıklığı yarattı mı?
Mansur Bey Ankara’da yüzde 60 oy aldı. Biz de bununla gurur duyuyoruz. Bu seçmen kitlesiyle her gün beraberiz ve şu sorunun yanıtını çok iyi biliyor: Acaba Mansur Bey’e oy veren seçmenin ne kadarı mutlak butlan kararını doğru buluyor ve ne kadarı CHP’nin genel başkanlığını Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürütmesini doğru olarak değerlendiriyor. Bu soruların yanıtlarını Mansur Bey de diğer tüm arkadaşlarımız da bilir. Mesele Özgür Özel ya da Yeni Parti meselesi olmanın ötesinde. Türkiye’de gerçek muhalefet mi olacak yoksa iktidar güdümünde sahte muhalefet mi olacak. Kavga bunun kavgası. Biz bu yola çıkarken seçmenimizi dinledik, herkes kendisi açısından bu değerlendirmeyi yapmalı.
‘SARAÇHANE’DEKİ MİLYONLARI UNUTMASINLAR’
- Adım adım İstanbul’a mı geliniyor, nedir öngörünüz, bir eylem planınız var mı?
İstanbul ile ilgili bir planlama olduğu açık. Bizim de bir planımız var ama bunu bugünden açıklamak uygun değil. Ama şu kadarını söyleyebilirim. 2017 referandumundan bugüne İstanbul demokrasi kavgasının en önemli sahnesi. Hep demokrasiden yana durdu. 2019’da tribünlerdeki “Mazbatayı ver” sloganlarını, hukuksuz şekilde iptal edilen seçimlerdeki 800 bin farkı unutmasınlar. Saraçhane’de toplanan milyonları, barikatları yıkan İstanbul Üniversitesi öğrencilerini unutmasınlar. İstanbul bugün demokrasi kavgasının başkenti ve haklı direnişimizin sembolü. Masa başında yaptıkları planları İstanbullu vatandaşlarımızla birçok defa başlarına geçirdik. Bir daha geçiririz.
‘ERDOĞAN ADAY OLAMAZ’
- MHP lideri Devlet Bahçeli 2028 için Meclis’te “erken seçim” kararı alınması yönünde çağrı yaptı, Yeni Parti’nin tavrı ne olacak?
Genel başkanımızın erken seçim teklifini de ara seçim çıkışını da vaktinde kabul etmediler. Şimdi “Seçimleri 1.5 yıl sonra yapalım ama kararı şimdi alalım” diyorlar. Bunun anlamı “Erdoğan anayasaya göre aday olamıyor, bize yardım edin ki aday olsun”. Biz Erdoğan’ın yaptığı zulümlere karşı başından beri direnmiş bir hareketiz, Erdoğan’ı bir daha aday yapacak bir olayın parçası olmayız. Bu ne cüret, bu cüret nereden geliyor... Anlatılan bütün masallar Erdoğan’ı bir daha seçtirmek için. Bahçeli’nin çağrısının muhatabı biz değiliz, diğer partilerde de bir karşılık bulacağını sanmıyorum. Bu bizim konumuz değil, seçim zamanında yapılır ve Erdoğan aday olamaz.
- Son seçimde “Erdoğan’ı sandıkta yeneceğiz” söylemi vardı, yine öyle bir noktaya gelinir mi?
Başkanlık sisteminin açık bir dikta yönetimine dönüşmemesinin en büyük sigortası dönem sınırının olması. Erdoğan zaten üç dönem başkanlık yaptı, dördüncüyü zorlamaya gerek yok, yeter. “Bir daha, bir daha” demek “demokrasi yok, bitti” demektir.
- Transferler, cezaevi süreçleri, dördüncü kez başkanlık ısrarı... nedir bunun sonu?
Bu antidemokratik zihniyetle ilgili. İktidarı kişinin uhdesinde düşünmekle, iktidarı paylaşmamakla, demokrasiye fikren uzak olmakla ilgili. AKP’nin seçim, demokrasi, meşruiyet umrunda değil, umurlarında olan tek şey iktidarda kalmak. İktidardan gitmemek için, dış güçler dahil kimin desteği lazımsa bu desteği sağlamak için gereken neyse onu yaparlar.
‘BAHÇELİ KARŞILIKSIZ DESTEK BİTTİ DİYOR’
- Bahçeli’nin “Yürütmede Erdoğan yasamada MHP” sözlerinden siz ne anladınız?
Temennisini dile getiriyor. Cumhur İttifakı Meclis’te çoğunluğa sahip ama bunun imkanlarını AKP kullanıyor. Tüm komisyonların başkanları AKP’li, tüm etkili makamlarda AKP’liler var. MHP, AKP’yi karşılık almadan destekliyor. Bahçeli’nin sözü, artık bunun değişmesi gerektiği anlamında. Ama rüya görüyorlar, önümüzdeki seçimleri kaybedecekleri için birlikte muhalefet edebilirler.
- Fon vurgununda AKP genel başkan yardımcılarının, eski AKP’lilerin adlarının geçtiği, AKP’li vekil Serkan Bayram’ın dahi “Reis partiyi kapatsa daha çok oy alır” dediği bir ortamda Bahçeli de bu ifadesiyle AKP’ye mesafe mi koyuyor?
Lord Acton “İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlak surette yozlaştırır” der. AKP’lilerin ne heyecanı ne ilkeleri ne de değerleri var. Tek dertleri iktidarda kalmak ve iktidarın imtiyazlarından yararlanmak. Fatma Betül Sayan Kaya’ya bakalım; çok belli ki kendisine birileri “Sen bu hisseye gir” sonra da “Sen buradan çık” demiş. Bu tavsiyede bulunanlar bu suça Sayan Kaya’yı da ortak etmişler, çünkü siyasi korumaya ihtiyaçları var. Söyleşi yaptığınız eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak konuyla ilgili uyardığı için iki kez gözaltına alınıyor, fon paylaşımı yapanların hesapları kapatılıyor. Bunlar bir amaçla yapılıyor. Siyasi talimatla soygunu gösterenler susturuluyorsa ve soyguna siyasi koruma ihtiyacı bütün açıklığıyla görünüyorsa sorumluluk kimdedir. Tüm bunlar tamamen iktidarla ilgili. AKP’nin kendisi bir saadet zinciri haline geldi. Bu zincir artık her yerinden kopuyor.
- Fon krizinin arkasında AKP içi bir güç mücadelesi var mı?
Fon krizi, AKP içinde bir güç mücadelesi olduğunu gösteriyor. Çünkü burada kirli para söz konusu. Genel Başkanımız grupta anlattı: kirli para borsa yoluyla aklanıyor. “Bu kirli para kimin” sorusunun yanıtı verilmeli. Başta SPK, devlet kurumları görevlerini neden yapmadı? Bu kurumların başındaki insanları doğrudan cumhurbaşkanı atıyor, şirket yönetimleri de AKP’ye Saray’a yakın isimler. AKP’lilerin bu kadar içinde olduğu ve sorumlu olduğu bir sürecin iktidar bloğu içinde çekişmeleri gün yüzüne çıkarması kaçınılmaz.
- AKP Genel Başkanvekili Hayati Yazıcı’nın oğlunun ortağı Ali Emre Ballı yaşamına son verdi, yorumunuz nedir, şüpheli buluyor musunuz?
Çehov “Sahnede bir silah varsa patlar” diyor. Ortada bu kadar örgütlü suç, kirli para varsa intihar da olur, cinayet de olur, her şey olur maalesef.

PORTRE
1982’de İzmit’te doğdu. İstanbul Kültür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını ve doktorasını Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptı. İstanbul Kültür Üniversitesi'nde siyaset bilimi doçenti olarak ders verdi. Bakırköy İlçe ve İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanlığı’nın ardından CHP Gençlik Kolları Genel Başkanlığı yaptı. 36. CHP Kurultayı’nda Parti Meclisi üyesi seçildi ve ardından Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. 27 ve 28. dönemde İstanbul Milletvekili seçildi. 24 Temmuz 2026 tarihinde Yeni Parti Kurucular Kurulu üyesi olan Emre, partinin genel sekreterliği görevinde bulunuyor.
