İklim Adaptasyonu ve Finansmanı: Dayanıklılığın bedeli

İklim Adaptasyonu ve Finansmanı: Dayanıklılığın bedeli

30.01.2026 04:00:00
Güncellenme:
Ayça Ceylan
Takip Et:
İklim Adaptasyonu ve Finansmanı: Dayanıklılığın bedeli

İklimin etkileri, uyum kapasitesi olmayan ekonomiler için giderek daha büyük bir risk alanı yaratıyor. Bu riskleri yönetmenin yolu ise adaptasyonu merkeze alan politikalar ve bu politikaları mümkün kılacak güçlü bir finansman çerçevesinden geçiyor.

İklim değişikliği artık yalnızca bir çevre sorunu değil, ekonomik sistemlerin, altyapıların, tedarik zincirlerinin ve toplumların dayanıklılığını doğrudan test eden küresel bir kriz. Bu nedenle iklim politikaları yalnızca emisyonların azaltılmasına değil, aynı zamanda iklimin halihazırda yarattığı ve yaratmaya devam edeceği etkilere uyum sağlama kapasitesine de odaklanmak zorunda. İklim adaptasyonu, sel, kuraklık, aşırı sıcaklar ve deniz seviyesindeki yükselme gibi etkiler karşısında yaşamı, üretimi ve ekonomiyi ayakta tutma stratejisi olarak öne çıkıyor. 

Adaptasyon, yalnızca geleceğe dönük bir hazırlık değil, bugünün risklerini yönetmenin de anahtarı. İklim değişikliğinin etkileri hem ani aşırı hava olaylarıyla hem de yavaş ilerleyen süreçlerle insan sistemlerini ve ekosistemleri zorlamaya devam ediyor. Bu nedenle sıcaklık artışını sınırlandırmaya yönelik çabalar hayati olsa da tek başına yeterli değil. Uyum politikaları; su yönetiminden tarıma, kentlerin planlamasından altyapıya kadar geniş bir alanda bütüncül bir yaklaşım gerektiriyor. 

Ancak adaptasyonun önündeki en büyük engel, finansman açığı. Gerekli yatırımlar hayata geçirilmediğinde, iklim etkilerinin ekonomik maliyeti katlanarak artıyor. İçme suyu güvenliği, gıda üretimi, enerji altyapısı ve kıyı bölgeleri, yetersiz adaptasyon nedeniyle yüksek ekonomik kayıplarla karşı karşıya kalıyor. Bu tablo yalnızca kamu otoritelerini değil, iş dünyasını da doğrudan ilgilendiriyor. Çünkü uyum sağlanamayan her risk; üretim kesintisi, tedarik zinciri kırılması ve finansal istikrarsızlık anlamına geliyor. 

ADAPTASYON AÇIĞI 

Gelişmiş ülkeler, kendi iklim adaptasyon ve dirençlerini güçlendirmekle kalmamalı; iklim krizinden en az sorumlu olan gelişmekte olan ülkeleri de aynı yönde desteklemek zorunda. Öte yandan Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın 2025 Adaptasyon Açığı Raporu: Tükenmekte Olan Kaynaklar, bu desteğin gerekli seviyelerin oldukça altında kaldığını ortaya koyuyor. 

Rapora göre, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine uyum sağlayabilmesi için 2035 yılına kadar yıllık 310–365 milyar ABD Doları arasında finansmana ihtiyacı var. Buna karşın, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere sağlanan uluslararası kamu uyum finansmanı, 2022’de 28 milyar dolar seviyesindeyken 2023’te 26 milyar dolara geriledi. Bu tablo, adaptasyon ihtiyacı ile mevcut kaynaklar arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü gösteriyor. 

STRATEJİK BİR ZORUNLULUK 

İklim adaptasyonu ile iklim finansmanı bu nedenle birbirinden ayrı düşünülemez. Finansman, adaptasyonun omurgasını oluşturuyor. Ancak mevcut küresel iklim finansmanı içinde adaptasyona ayrılan pay hâlâ sınırlı. Kamu kaynaklarının yetersiz kaldığı bu tabloda, özel sektörün rolü giderek daha kritik hale geliyor. Buna rağmen özel sektörün adaptasyon yatırımlarına katkısı halen ihtiyaçların oldukça altında seyrediyor. Risk paylaşım mekanizmalarının eksikliği, uzun vadeli belirsizlikler ve yeterli politika teşviklerinin olmaması, yatırımların önündeki temel engeller arasında yer alıyor. 

Sonuç olarak, iklim adaptasyonu ve finansmanı iklim değişikliğinin ağır etkileri ile herkesin meselesi. Bu iki alan birlikte ele alınmadığında iklim değişikliğinin bedeli hem toplumlar hem de ekonomiler için çok daha ağır olacak. Dayanıklı bir gelecek; uyum kapasitesi yüksek sistemler ve bu sistemleri mümkün kılan adil, yeterli ve erişilebilir finansman ile kurulabilir. İş dünyası açısından ise bu gerçek, sadece bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk olarak da karşımızda duruyor. 

NAP NEDİR, NEDEN ÖNEMLİDİR? 

Ulusal Adaptasyon Planları (NAP’ler), ülkelerin değişen iklime nasıl uyum sağlayacağını, iklimle ilgili risklere karşı kırılganlıklarını nasıl azaltacağını ortaya koyan orta ve uzun vadeli stratejik yol haritalarıdır. Bu planlar genellikle ülkelerin ekonomileri, gıda güvenliği ve doğal kaynak yönetimi açısından kritik öneme sahip sektörlere odaklanır. NAP’ler, iklim değişikliğiyle ilgili hedeflerin ulusal politikalara ve kalkınma planlarına entegre edilmesini sağlayarak uyum çabalarının önceliklendirilmesine yardımcı olur. Aynı zamanda etkili finansman stratejilerinin geliştirilmesini destekler, yatırımları yönlendirir ve gerekli kaynakların harekete geçirilmesine katkı sunar.

İlgili Konular: #iklim