ABD Başkanı Donald Trump, ABD ordusunun İran’a yönelik “büyük çaplı askeri operasyonlar” başlattığını duyurdu. İran’ın bölgedeki saldırılardan sorumlu olduğunu öne süren Trump, askeri müdahalenin “Amerikalıları koruma amacı” taşıdığını ifade etti. İran’daki yönetim değişimine gönderme yapan Trump, operasyonun ardından iktidarın halkın eline geçmesi gerektiğini savundu.
Saldırıya yönelik tepkiler gelmeye başladı. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu yaptığı açıklamayla saldırıyı kınadı. Açıklamada dünyanın bu sabah 'emperyalistlerin; insanlığın zor çağlar ve kanlı savaşlar sonrasında aldığı tarihi dersleri ve kazanımları nasıl fütursuzca elinin tersiyle itebildiği gerçeğine' uyandığı ifade edildi.
"DEMOKRASİ PAZARLAMASI TAKTİĞİ"
Açıklamada, "Daha Filistin’de akıtılan kan kurumamış, Suriye’deki diken üstü hal durulmamışken emperyalistlerin hedefinde bu kez İran vardı. İsrail ve ABD, eşzamanlı olarak İran’a hava saldırıları düzenlemeye başladı. Eli kanlı İsrail devleti, tıpkı Filistin’de yaptığı gibi bu saldırıları “önleyici harekat” olarak tanımladı. ABD ise Irak işgalinden bu yana kullandığı “demokrasi götürmek” diye tarif ettiği pazarlama taktiğini yine masanın üzerine koydu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki muhaliflere “İşimiz bittiğinde gidin ve iktidarı alın” diye seslenmesi ise artık ülkelerin yönetimlerinin, işleyişlerinin değiştirilmesi konusunda emperyalistlerin -tıpkı Suriye’de olduğu gibi- nasıl gölge taktiklere dahi ihtiyaç duymadığını bir kez daha gösterdi.
Ekseninde tuttuğu BM vesilesiyle kendisini yıllardır “Dünyanın jandarması” olarak tanıtan ABD’nin aslında Ortadoğu’nun haydudu olduğu da; her katliamına “önleyici” etiketi yapıştırılan İsrail’in de sadece Filistin’de döktüğü kanla yetinmeyeceği de son gelişmeler ışığında acı biçimde ispat buldu" denildi.
"BİZE DE DERS OLMALI"
Büyük önder Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözünü savaşlar konusunda kılavuz kabul ettiğini, her zaman barış ve demokrasiden yana olduğunu vurgulayan Birleşik Kamu-İş'in açıklaması şu ifadelerle sonlandırıldı:
" • Vatanı müdafaa dışındaki her savaş insanlık suçudur. Savaşta zenginler kaçar, yoksullar ölür, emperyalistler ve silah lobileri kazanır. Filler tepişir, çimenler ezilir ve insanlık yüzyıllarca geriye gider. Ortadoğu’da emperyalistlerin her aklına estiğinde savaşa girişmesi ne yazık ki insanlık adına dehşet vericidir.
• Savaşta önce gerçekler ölür. ABD’nin “Kitle imha silahları var” diyerek işgal ettiği, sonra da o silahların hiç olmadığı itirafında bulunduğu Irak’ın aradan geçen onca yıla rağmen viran durumu, basit yalanlarla ağır sonuçların emperyalistlerce nasıl kolayca oluşturulabildiğinin ispatıdır. Şimdi İran’a elindeki silah gücünü yok etmek ve demokrasi götürmek için saldırdığını söyleyen ABD ve İsrail, zaten İran’daki molla rejiminin karanlık mimarlarıdır. Molla rejiminden önce kadınların özgür olduğu, sokaklarında çağdaş yaşamın aktığı, sanatın ve felsefenin anavatanlarından biri olan İran, yine emperyalistlerin planlarıyla gericiliğin dipsiz çukuruna itilmişti. Şimdi emperyalistlerin yeni katliamlara kendi açtıkları bu çukuru gerekçe göstermesi her açıdan trajikomiktir.
• Ne olursa olsun; bir ülkenin yönetimi, o ülkenin insanlarının irade ve tercihleriyle değişmelidir. Dışarıdan, zor kullanarak, kan dökerek, baskı kurarak yapılan her müdahale demokrasi dediğimiz kavramın tüm koşullarına aykırıdır.
• İran’da yaşananlar birkaç açıdan bizlere de ders olmalıdır: Çünkü İran’ın bu kadar kolay hedef alınabilmesinde demokrasinin yokluğu, bağımlı dış politika ve kalkınma yerine savaş eksenli yönetim rol oynamıştır. Türkiye’nin Ortadoğu’da emperyalistlerin kanlı planlarına dahil olmaması da, bu sürecin doğru okunması da, bağımsız, tarafsız ve insanlıktan yana tavır takınması da elzemdir.
Birleşik Kamu-İş olarak tüm dünya kamuoyuna İran’a yönelik saldırıların durdurulması için harekete geçmesi çağrısında bulunuyoruz. Bir suç, sadece faille tamamlanmaz. Suçun yapıtaşları arasında sessizlik de vardır. Bugün bu insanlık suçuna karşı sessiz kalanlar, bilsinler ki akan bu kana ortaklardır.
Biz sessiz kalmayacağız!"