İstanbul Teknik Üniversiteliler Birliği'nin Ankara Evi'nde, Kurucu İrade Hareketi’nin öncülüğünde dün düzenlenen "Muhalefetin Durumu ve 'Muhalif Kitle'nin Demokratik Bilinci" başlıklı panelde, Türkiye muhalefetinin güncel olaylar karşısındaki tutumu ve politik konumu tartışıldı. Panel, siyaset ve hukuk çevrelerinin ilgisini çekti. Çevrimiçi olarak internet üzerinden canlı yayınlanan panelde, Muhammed Aybars Akdoğan, Örsan Öymen ve Bahadır Selim Dilek konuşmacı olarak yer aldı. Panelin açılışında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Efendiler, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!” sözlerine yer verilmesi dikkat çekti.
‘BOYKOT GİBİ GİRİŞİMLER DAHA GÜÇLÜ BİR ZEMİNE OTURTULMALI’
Kurucu İrade Hareketi’nden Muhammed Aybars Akdoğan’ın açılış konuşmasını yaptığı panelde, gazeteci ve yazar olan Orhan Gökdemir’in hastalık sebebiyle katılamadığı belirtildi. “Anti-demokratik baskı rejimlerinde nasıl muhalefet yapılmalıdır?” başlığıyla konuşmasına başlayan akademisyen ve yazarımız Örsan Öymen, CHP’nin siyasi kimliğinin kapsamına ve günümüzdeki geldiği noktaya değinerek eleştirilerini dile getirdi. Seyircilerle de yeri geldiğinde Kemalizm’in sol bir perspektiften incelenebileceğine ilişkin istişarelerde bulunan Öymen, konuşmasının genel bağlamını tarihsel bir perspektiften siyasetin farklı dönemlerindeki muhalefet biçimlerini ele aldı. Örsan Öymen aynı zamanda CHP Genel Başkanlığı adaylığı dönemine ilişkin, kendisinin adaylığı sürecinde kurucularından olduğu CHP İlke ve Demokrasi Hareketi’ne de değindi. Türkiye genelinde muhalefetin iktidar üzerindeki baskısını artırması gerektiğine dikkat çeken Öymen, boykot gibi girişimlerin halihazırda gelişmekte olduğunu ama hükümete baskı kurulabilmesi açısından bunun daha güçlü bir zemine oturtulması gerektiğine dikkat çekti.
‘MEDYA KİTLE İKNA SİLAHI GİBİ GÖRÜLÜYOR’
Örsan Öymen’den sonra söz alan gazeteci Bahadır Selim Dilek, muhalif medya ve güvenilirlik sorununa dikkat çekti. Muhalefetin medya açısından kısır bir dönem geçirdiğini belirten Dilek, Türkiye’de inanılmaz bir muhalefet gelişiminin olduğunu, buna karşın televizyon kanalları kapsama alındığında bütün muhalefetin enformasyon kaynaklarının iki kanala indirgendiğine dikkat çekti. Muhalif medya kavramının baştan sıkıntılı olduğunu, yasama-yürütme ve yargının ardından gelen dördüncü kuvvete vurgu yaparak kitle iletişim araçlarının özü gereği muhalif olması gerektiğini belirten Dilek, buna karşın kitle iletişim araçlarının günümüzde bir kitle ikna silahı işlevi gördüğünü dile getirdi. Son konuşmaya “bugün kelimelerden bahsedeceğim” diyerek başlayan Muhammed Aybars Akdoğan, konuşmasında muhalefetin gündem geçiştirici kelimeleri üzerinden güncel anayasanın yok hükmünde olduğunu vurguladı. Konuşmasında muhalefetin referandum ve anayasa üzerine “kabul edilemez” ve “yok hükmünde” gibi çeşitli söylemlerine yer veren Akdoğan, 2017 sonrası anayasanın gerçekten yok hükmünde olmasına karşın bu hukuksuzluğu kabul edenlerin hala koltuklarında olması üzerinden muhalif kitlenin de hatalı olduğuna yönelik vurgularda bulundu. Konuşmasının genelinde sine-i millet kavramını vurgulayan Akdoğan, Atatürk’ten referansla kullanılan sine-i millet kavramının iktidarı yeniden sandığa çağırmak gibi bir eylemle uzlaşamayacağını, erken seçim ya da ara seçim isteğinin iktidara meşruiyet vermek anlamına geldiğini ve muhalefetin bir halk hareketine önderlik etmek üzere meclis zeminini terk etmesi gerektiğini vurguladı. ANKARA/Cumhuriyet
