Bakan Tekin; Laikliği Savunuyoruz bildirisinin anayasal suç olduğunu iddia edip, Ramazan ayının ‘eğitsel fırsat’ olduğunu savundu

Bakan Tekin; Laikliği Savunuyoruz bildirisinin anayasal suç olduğunu iddia edip, Ramazan ayının ‘eğitsel fırsat’ olduğunu savundu

28.02.2026 18:32:00
Güncellenme:
Aytunç Ürkmez
Takip Et:
Bakan Tekin; Laikliği Savunuyoruz bildirisinin anayasal suç olduğunu iddia edip, Ramazan ayının ‘eğitsel fırsat’ olduğunu savundu

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin; Laikliği Savunuyoruz bildirisine imza atan 168 kişi hakkında yaptığı suç duyurusunda, imzacıların anayasal düzene karşı suç işlediğini savundu. Dilekçede; Ramazan ayı etkinliklerini düzenlemek anayasanın bakanlığa ve develete verdiği görevi yerine getirmek olarak gösterilirken, ‘eğitsel fırsat’ olarak nitelendirildi. Dilekçede milli ve manevi değerleri İslamlık inancının oluşturduğu savunuldu.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Laikliği Savunuyoruz” açıklamasını imzalayan 168 kişi hakkında yaptığı suç duyurusuna Cumhuriyet ulaştı. Tekin; imzacılar hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “devlet kurumlarını aşağılama” ve “kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret” suçlamlarından suç duyurusunda bulundu. Dilekçede bildiri; “Seçilmiş hükümetin eğitim politikalarını hedef alarak, halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayan, devletin kurum ve organlarını aşağılayan, kamu görevlilerine hakaret içeren ve milli iradeye karşı vesayetçi bir dille kaleme alınan” olarak tanımlandı.

ETKİNLİKLER ANAYASAYA UYGUNMUŞ!

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan etkinliklerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndan alınan temel bir ödevin uygulaması olduğu, bakanlığın yazısında “toplumun huzuru, milli dayanışma, adalet anlayışı içinde hukuk devleti” ifadesinin anayasanın 2. maddesindeki “Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” tanımlamasına uyduğu savunuldu. Ayrıca yazının anayasanın 5. maddesindeki “insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” hükmüne uygun olduğu da kaydedildi.

ŞERİAT TEHLİKESİNİ BELİRTMEK SUÇ UNSURUYMUŞ!

Anayasanın 42. maddesi gereğince; öğretim izlencesinin ve eğitim ortamlarının toplumun kültürel kodlarıyla uyumlu, milli dayanışmayı güçlendiren bir içerikle zenginleştirilmesi gerektiğinin vurgulandığı dilekçede; “Bu noktada asıl sorun yazıya yüklenen siyasi anlamdadır. Bir ayın manevi ve kültürel boyutunu hatırlatmayı ‘rejim değişikliği’ söylemine bağlamak suç oluşturmaktadır. ‘Şeriatçı kuşatma’ ve benzeri söylemle ‘rejim değişikliği’ olduğunu söylemek toplumda endişe, korku ve panik yaratmak suretiyle suçun unsurlarını yaratır” denildi.

RAMAZAN ‘EĞİTSEL FIRSAT’ OLARAK NİTELENDİRİLDİ

Anayasanın devlete yüklediği görevler kapsamında Ramazan ayının “eğitsel fırsat” olduğu savunulan dilekçede; “Bakanlığımızın yazısının özü Türk milletinin milli ve manevi değerleri hakkında öğrencilerimizde farkındalık oluşturmaktadır. Her Türk vatandaşı Türk milletinin milli ve manevi varlığını benimsemek, kabullenmek ve saygı duymak zorundadır. Buna karşı olanların niyetlerinin toplumsal barışın ve milleti millet yapan değerlerin altını oymak olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. Milli ve manevi değerler, bir toplumu ayakta tutan ve onu diğer toplumlardan ayıran temel unsurlardır” denildi.

‘MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLER İSLAMLIK’TAN OLUŞUR’

İslamlık inancının milli ve manevi değerleri şekillendiren tarihi bir unsur olduğunun vurgulandığı dilekçede; Ramazan ayında tutulan oruç, yapılan ibadetler ve paylaşılan iftar sofralarının toplumsal yardımlaşma ve birliği güçlendirdiği; bu ayda camiye gitmenin toplumda sevgi ve saygıyı kuvvetlendirdiği, böylece bu ayın milli ve manevi değerlerin yaşatılmasına zemin hazırladığı savunuldu.

METİN ANAYASAL DÜZENE SUÇMUŞ

Dilekçede; Ramazan etkiniklerinin “Talibanlaşma”, “gerici saldırı” ve “şeriatçı dayatma” olarak nitelendirildiği ileri sürülerek; imzacıların “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçunun maddi unsurlarını oluşturduğu kaydedildi. Metinde kullanılan “Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump ipine sarılarak Türkiye'yi adım adım Orta Doğu'nun gerici bataklığına sürüklemektedir” ifadesinin ise “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunu oluşturduğu savunuldu. Bu ifadelerle imzacıların anayasal düzene karşı suç işledikleri iddia edilerek; isnad edilen suçlar üzerinden imzacılar hakkında kamu davası açılması istendi.

SORUŞTURMA TEK SUÇLAMA ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLÜYOR

Tekin’in suç duyurusu üzerine açılan soruşturma ise “halkı kin ve düşamanlığa tahrik” suçlaması üzerinden yürütüldüğü öğrenildi. ANKARA

İlgili Konular: #Yusuf Tekin