Basına yeni kıskaç: ‘Ekonomik sansür sopası’ Meclis’te... Muhalif medyaya yeni ilan sopası

Basına yeni kıskaç: ‘Ekonomik sansür sopası’ Meclis’te... Muhalif medyaya yeni ilan sopası

22.05.2026 14:48:00
Güncellenme:
Merve Kılıç
Takip Et:
Basına yeni kıskaç: ‘Ekonomik sansür sopası’ Meclis’te... Muhalif medyaya yeni ilan sopası

CHP'de "mutlak butlan" tartışmaları sürerken, AKP apar topar Meclis'e yasa teklifi sundu. Teklifte internet haber siteleri ve gazetelere yönelik ilan kesme cezaları genişletilirken, Basın İlan Kurumu’na resen inceleme ve yaptırım yetkisi verildi. Muhalefet, düzenlemeyi “ekonomik sansür mekanizması” olarak değerlendiriyor.

AKP’nin TBMM’ye sunduğu “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, Meclis’te yeni tartışmaların kapısını araladı. Teklifte basın kuruluşlarından Merkez Bankası personeline, belediye taşınmazlarından petrol piyasasına kadar birçok alanda yeni düzenlemeler yer alırken, muhalefetin özellikle “basın özgürlüğü”, “yetki genişlemesi”, “rant” ve “idari baskı” başlıklarında sert itirazlar hazırladığı öğrenildi.

Teklifin en dikkat çeken bölümlerinin başında Basın İlan Kurumu’na ilişkin düzenlemeler geliyor. İnternet haber siteleri için yeni “vasıf” kriterleri getirilirken; haber sayısı, kadro, okur sayısı ve yayın süresi gibi kriterlerin Basın İlan Kurumu Genel Kurulu tarafından belirleneceği düzenleniyor. Muhalefet ise bu düzenlemenin özellikle bağımsız internet medyasını baskı altına almak için kullanılabileceği görüşünde. 

İLAN KESME CEZALARI GENİŞLİYOR

Teklifteki 195 sayılı Basın İlan Kurumu Kanunu’nun 49’uncu maddesinde yapmak istediği değişiklik, basın meslek örgütleri ve hukukçular arasında yeni bir sansür tartışmasını beraberinde getirdi. Teklifte, gazeteler, dergiler ve internet haber siteleri için geniş kapsamlı “basın yayın ilkeleri” tanımlanırken, bu ilkelere aykırı yayın yapan kuruluşlara 1 ila 10 gün arasında resmî ilan ve reklam kesme cezası verilmesinin önü açılıyor.

Teklife göre Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu, internet haber siteleri ve gazetelere bir günden 10 güne kadar ilan kesme cezası verebilecek. Aynı ihlalin tekrarı halinde ceza süresi 25 güne kadar çıkabilecek. Bir ayı aşan ihlallerde cezalar katlanacak. Ayrıca birden fazla ihlal olması halinde cezalar toplanabilecek. Muhalefet kulislerinde bu maddelerin “ekonomik sansür mekanizması” oluşturacağı değerlendirmesi yapılıyor. Özellikle “resen inceleme” yetkisinin Basın İlan Kurumu’na geniş takdir alanı verdiği ifade ediliyor. Düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’nin önceki iptal kararlarına karşın “daha sert bir çerçeveyle geri getirildiği” yorumları da yapılıyor.

CEZALARIN KAPSAMI GENİŞLİYOR

Düzenlemede yer alan “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü”, “milli ve manevi değerler”, “genel ahlak”, “toplumun değerleri”, “halkı kin ve düşmanlığa sevk” gibi geniş ve yoruma açık ifadeler dikkat çekti. Eleştiriler özellikle bu kavramların siyasi iktidar tarafından farklı yorumlanabileceği ve eleştirel yayıncılığın cezalandırılmasına zemin hazırlayabileceği noktasında yoğunlaşıyor. Teklife göre yalnızca şikâyet üzerine değil, Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu’nun “resen” inceleme başlatması da mümkün olacak. Böylece herhangi bir başvuru olmaksızın haber siteleri, gazeteler ve dergiler hakkında doğrudan yaptırım süreci işletilebilecek.

‘BİK ELİYLE EKONOMİK BASKI’

Muhalefet ve basın meslek örgütleri, düzenlemenin özellikle ekonomik baskı mekanizmasını güçlendireceğini savunuyor. Resmî ilan gelirlerinin özellikle yerel medya ve bağımsız internet siteleri açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekilirken, ilan kesme cezalarının fiilen “yayın susturma aracı”na dönüşebileceği belirtiliyor. Teklifte ayrıca “haber ve yorumların gerçeği yansıtması esastır”, “haber başlıklarında yanıltıcı olunamaz” gibi maddeler de yer aldı. Ancak hangi haberin “gerçekliği yansıtmadığına” ya da hangi başlığın “yanıltıcı” olduğuna ilişkin kararın büyük ölçüde idari değerlendirmeye bırakılması eleştiri konusu oldu.

‘YARGI SÜRECİ BEKLEMEYECEK’

Düzenlemenin en dikkat çeken başlıklarından biri de, bir yayın hakkında yargıya başvurulmuş olmasının BİK Yönetim Kurulu’nun ayrıca işlem yapmasını engellemeyecek olması oldu. Böylece mahkeme kararı beklenmeden idari yaptırım uygulanabilecek. Teklifte çocukların korunması, nefret söylemiyle mücadele, özel hayatın gizliliği ve masumiyet karinesi gibi evrensel gazetecilik ilkeleri de yer alırken; eleştiriler, bu başlıkların arasına siyasal yorumlara açık maddelerin eklenmesi nedeniyle düzenlemenin “karma bir sansür paketi” niteliği taşıdığı yönünde yoğunlaşıyor. Muhalefet kulislerinde ise teklifin özellikle ekonomik kriz, yargı süreçleri ve siyasi operasyonlara ilişkin eleştirel haberciliği baskı altına alma amacı taşıdığı değerlendirmeleri yapılıyor. 

MERKEZ BANKASI PERSONELİNE AĞIR DİSİPLİN REJİMİ

Teklifte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası personeline yönelik kapsamlı disiplin hükümleri de yer aldı. Düzenlemeyle personele “uyarma”, “kınama”, “ücret kesintisi” ve “işten çıkarma” cezaları getiriliyor. Maddelerde basına açıklama yapılması, kurum içi bilgilerin paylaşılması, siyasi faaliyetler, sosyal davranışlar ve çeşitli açıklamalar disiplin kapsamına alınırken; bazı durumlarda yüzde 30’a varan ücret kesintileri öngörülüyor. Teklifte siyasi parti üyeliği, ideolojik faaliyetler ve kurum düzenini bozduğu değerlendirilen eylemler de işten çıkarma gerekçeleri arasında sayılıyor. Muhalefet temsilcileri düzenlemelerin “kurum çalışanları üzerinde baskı oluşturacağını” ve ifade özgürlüğünü daraltacağını kaydediyor.

BELEDİYE TAŞINMAZLARI İÇİN TAKSİTLİ SATIŞ

Teklifin dikkat çeken başlıklarından biri de belediye taşınmazlarının satışına ilişkin düzenleme oldu. Düzenlemeyle mahalli idarelere ait taşınmazların taksitle satılabilmesinin önü açılıyor. Ayrıca ihalelerde uygulanan geçici teminat oranı yüzde 3’ten yüzde 30’a kadar çıkarılabilecek. Muhalefet cephesinde bu düzenlemenin “belediye mallarının satışını hızlandıracağı” ve özellikle ekonomik sıkıntı yaşayan belediyelerin taşınmazlarını elden çıkarmaya zorlanabileceği yorumları yapılıyor. Muhalefet partilerinin kurmayları düzenlemeyi “yeni rant alanları oluşturabilecek bir adım” olarak değerlendiriyor.

ORMAN ALANLARI TARTIŞMASI

Teklifte Orman Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklik de dikkat çekti. Düzenlemeyle engelli ve yaşlı bireylere yönelik bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin orman alanlarında yapılabilmesine imkân tanınıyor. Muhalefet ve çevre örgütleri ise düzenlemenin “orman alanlarında yeni yapılaşma dalgasına kapı açabileceği” görüşünde. “Bakım merkezi” adı altında farklı projelerin gündeme gelebileceği ve düzenlemenin emsal oluşturabileceği belirtiliyor.

PETROL PİYASASINDA YENİ YAPTIRIM

Teklifte petrol piyasasına ilişkin düzenlemeler de yer aldı. Buna göre, vergi incelemesi yürütülen bazı şirketlere yönelik üçüncü kişilere devir yasağı ve faaliyetlerin geçici durdurulması uygulamaları sürdürülebilecek. Muhalefetin bu düzenlemeye ilişkin en büyük itirazının ise “yargı kararı kesinleşmeden ağır yaptırım uygulanması” noktasında yoğunlaşması bekleniyor. Düzenlemenin mülkiyet hakkı ve ticaret özgürlüğü açısından yeni tartışmalar yaratabileceği belirtiliyor.

PLAKA SAHİPLERİNE VERGİ AVANTAJI

Teklifte ticari plakaların devrine ilişkin vergi istisnası da bulunuyor. Buna göre, yürürlük tarihinden önce edinilmiş taksi, dolmuş, minibüs ve servis plakalarının satışından doğan kazançlar gelir vergisinden istisna tutulacak. Ayrıca bu devirler KDV’den de muaf olacak.

EMNİYETTE YENİ KADRO DÜZENİ

Teklifin emniyete ilişkin maddeleri de tartışma başlıkları arasında yer aldı. Düzenlemeyle Emniyet Teşkilatı’ndaki amir rütbelerinin oranları yeniden belirleniyor. Birinci sınıf emniyet müdüründen komiser yardımcısına kadar tüm kadro dağılımı değiştiriliyor. Hükümet gerekçede bu değişikliğin “yönetim kapasitesini artırma”, “denetim mekanizmasını güçlendirme” ve “karar alma süreçlerini hızlandırma” amacı taşıdığını savundu. Muhalefet ise düzenlemenin emniyet içinde yeni kadrolaşma alanları yaratabileceğini ileri sürüyor. Özellikle üst kadrolardaki oran değişikliklerinin liyakat tartışmalarını yeniden gündeme taşıyabileceği belirtiliyor. Teklifte ayrıca sağlık şartlarını taşımadığı gerekçesiyle polis okullarından ilişiği kesilen ancak açtıkları davalar sonucunda eğitimlerini tamamlayıp mezun olan ve daha sonra yeniden memuriyetten çıkarılan personele yeni hak tanınıyor. Buna göre, bu kişilerin başvurmaları halinde genel idare hizmetleri sınıfında yeniden devlet memurluğuna atanabilmelerinin önü açılıyor. Muhalefet kaynakları, bu düzenlemenin “arka kapıdan kadro” tartışmalarını beraberinde getirebileceğini savunurken, güvenlik kriterlerinin esnetildiği eleştirisini dile getiriyor.

İlgili Konular: #Meclis