Yargılama, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de görülüyor. İddianamede Gün, İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçundan 15 yıldan 20'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.
Davada dün itibarıyla dört sanık da avukatlarıyla birlikte savunmasını tamamladı. Duruşma savcısı bugün, tutukluluklara ilişkin mütalaasını açıkladı.
İşte duruşmada dakika dakika yaşananlar...
11.20 | ÖZKAN İDDİANAMEYE TEPKİ GÖSTERDİ
Yanardağ’ın ardından savunma için Necati Özkan söz aldı.
Özkan da İddianameye tepki göstererek, “Çıkar amaçlı bir iddianameden bahsediyoruz. Burada tek bir çıkar var. O çıkarı gerçekleştirebilmek için bu iddianame hazırlanmış ve bu çıkar bize şunu söylüyor: ‘Ekrem İmamoğlu'nu içeride tut, Merdan Yanardağ'ın malına el koy.’ Özeti bu; başka bir şey yok” ifadelerini kullandı.
11.00 | "DİKTA HUKUKU İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYORLAR"
Ekrem İmamoğlu’nun ardından sanık kürsüsüne gelerek savunma yapan Merdan Yanardağ “Amerikancı bir iktidar emperyalizmin iş birlikçileri bu ülkenin yurtseverlerini, solcularını, cumhuriyetçilerini casuslukla suçlamaya kalkıyor. Mahkeme kararları üzerinden oluşturulacak bir içtihatla bir dikta hukuku inşa etmeye çalışıyorlar” dedi.
İddianameye ilişkin eleştirilerde bulunan Yanardağ, “Öyle bir iddianameyle yüz yüzeyiz ki ben 12 Eylül mahkemelerinde yargılandım, 12 Eylül döneminde böyle bir iddianame yoktu” ifadelerini kullandı.
Yanardağ, “Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Dili bir kere bozuk, Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Ya bir ülkenin Cumhuriyet Savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi?” diye sordu.
Merdan Yanardağ, “Bu ülkenin cumhuriyetçilerine boyun eğdirmeye çalışıyorlar. Niye? Bir darbe rejimi var. Neden? Rejimi değiştirecekler. Niye? Cumhuriyetin tasfiye sürecinden geçiyor bu ülke. Niye Ekrem İmamoğlu'ndan korkuluyor? Çünkü onları yenebileceğini gösterdi” dedi.
Yanardağ, savunmasını şu sözlerle tamamladı:
“Böyle bir tarihsel dönemde inanıyorum ki, dün de söyledim, bir paralel yapılanma var. Ağır ceza savcıları ve sulh ceza hakimlikleri üzerinden giden, ciddi bu konuda kuşkum var. Ama ben adliyenin çok önemli bir bölümünün; Cumhuriyetin değerlerine, hukukun üstünlüğü ilkesine, evrensel hukuk normlarına uygun hareket ettiğini düşünüyorum. Buna inanmak istiyorum. Mahkeme kararınız bunun böyle olup olmadığını açıkça ortaya koyacaktır. Toplumsal barışa katkıda bulunmanızı talep ediyorum. Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum.”
10.50 | İMAMOĞLUNDAN SAVCININ MÜTALAASINA TEPKİ
Mütalaaya yönelik eleştirilerde bulunan İmamoğlu, “Başka hangi bilgiye ihtiyacınız var? Geçelim yani, geçelim. Ha, şunu deseydi anlardım: ‘Şimdiki MİT Başkanı gelsin, bir dinleyelim.’ ‘Vay, ne cesur bir iddia makamı’ derdim. Mesela gelsin konuşsun. Niye lal oldu? Niye konuşmuyor mesela? Veya geçmiş dönemlerde şahsın daha iyi anlatılması, anlaşılması için bakanlık yapmış insanlar ya da Cumhurbaşkanı yardımcılığı yapmış insanlar gelsin dinlensin deseydi; ‘Aa ne kadar güzel, bravo’ derdim. Ve bunlar olsaydı bir mantığı vardı yani. Ama yok” dedi.
İMAMOĞLU KENDİSİ İÇİN DEĞİL, YANARDAĞ VE ÖZKAN İÇİN TAHLİYE TALEP ETTİ
İmamoğlu, savunmasının son kısmında kendisi için değil, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan hakkında tahliye talebinde bulunarak şunları söyledi:
“Direnmek kadar büyük bir mücadeleyi vermenin kararlılığı içerisindeyiz. Bu mücadelenin sonucu da milletin zaferiyle sonuçlanacaktır. Bu buradan bilinsin. Eğer tutuklamanın devamı talebine ilişkin bir mütalaaya karşı diyeceğimi soruyorsanız; cevabım çok yalındır: Sayın Necati Özkan ve Sayın Merdan Yanardağ'ı tahliye ediniz. Benim bu tutuklamaya karşı görüşüm ve talebim budur.
Türk yargısının şerefli, namuslu fertleri olarak, bu yüz karası durumdan bu milleti bir an önce kurtarın. Kurtarın. Başınızı yastığa rahat koyamazsınız, çok net. Bu ülkenin rayından çıkmış bu yargı düzeninin düzelmesine katkı sunmak zorundasınız. Hukukun, adaletin namusunu koruyun.
Bu salonda görülen bu dava, zannetmeyin basit, sıradan bir dava; uydurma casusluk ve vatana hainlik davası değil, gerçekten milletin bekası, geleceğiyle ilgili çok önemli bir davadır. Bu bağlamda lütfen bu ızdıraba, bu eziyete, bu rezilliğe son verin.”
10.25 | İMAMOĞLU: 'İDDİA MAKAMININ İPE UN SERECEĞİNİ TAHMİN EDİYORDUM!'
Mütalaaya karşı savunma yapmak için kürsüye gelen Ekrem İmamoğlu, “Bu iddianame hukuk cinayetidir. Talimat doğrultusunda her şeyi yapabilecek kişilerdir” dedi.
İmamoğlu, “İddia makamının ipe un sereceğini tahmin ediyordum. Benim için fark eden bir şey yok. Aynı kara düzen devam etmektedir. İddia makamı siyasi iktidara bağlı bir ofis gibi çalışmaktadır” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Bu dava siyasidir Sayın Başkan, Sayın Heyet. İktidarını korumak isteyen zihniyet ve yargıdaki aparatlarıyla hazırlanmış bir kurgudur; kötü bir kurgudur. Aslında bu işin aylar öncesinden nasıl tasarlandığını, nasıl planlandığını, kapalı kapılar ardında nasıl konuşulduğunu; hatta bazı insanların nasıl korkutulmak için aracılar tarafından korkutularak ‘casusluk da hazırlanıyor’ diye ta Temmuz aylarında konuşulduğunu daha dün dinledik, dinlemeye devam ediyoruz başka salonlarda, başka ortamlarda.
Bu iddianameyi hazırlayanlar kötü niyetlidir. Talimat doğrultusunda her şeyi ama her şeyi, aklınıza gelebilecek her şeyi, her türlü işkenceyi, her şeyi yapabilecek kişilerdir ve uygulamalara hazır ve nazır kimliklerdir. Onlar için talimat, menfaat ve elde edecekleri terfi yeterlidir. Zaten bir kısmı için yeterli olmuştur şu anda geldikleri makam itibarıyla; ama bakan, ama bakan yardımcısı, ama genel müdür, ama başka şeyler.
Bu mudur yani dünya? Yani yaşadığımız Türkiye, dünya ya da milletimiz ya da inancımız bu mudur yani? Bu mu bize öğretildi? Onun için mi memleket, 103 yaşında bir Cumhuriyet var ya da bizler onun için mi büyüdük, yetiştik; sizler o koltuktasınız, bizler buradayız? Bunun için mi yani? Ama şükürler olsun ki bir avuçlar, bir avuç. Bu kadar; elimin içi kadar. Temsil ettiğiniz bu koltukta, bu ağır suçu işleyen bu bir avuç muhterisin suçuna ortak olmamalısınız.”
10.20 | MÜTALAA AÇIKLANDI
Duruşma savcısı tutukluluklara ilişkin ara mütalaasını açıkladı.
İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün’ün tutukluluğunun devamını talep etti.
"TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA..."
Savcı, mütalaasını şu ifadelerle açıkladı:
“Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'ndan İBB'ye ait kullanılan IP adreslerinin ve ilgili sunucu sağlayıcılarının istenilmesi; ibb.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtlarının tespiti; söz konusu IP adresleri üzerinden hangi kullanıcı hesaplarıyla giriş yapıldığının erişim, tarih ve saat bilgileriyle birlikte tespiti ve bu doğrultudaki log kayıtlarının tespitinin istenilmesi.
MİT Başkanlığı ve TEM Şube Müdürlüğü'nden; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı'ndan temin edilen İBB'ye ait kullanılan IP adresleri ve kullanıcı bilgileri ile ilgili olarak iddianamenin 111, 122 ve 123. sayfadaki görsellerde yer alan e-mail adreslerinin gerçek olup olmadığının tespiti; e-mail'lerde adı geçen kişilerin suç tarihlerinde İBB'de çalışıp çalışmadıklarının tespiti; ibb.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtları, erişim zaman damgaları, mail oturum kayıtları ve güvenlik log kayıtlarının tespiti; ilgili e-mail hesapları üzerinden ibb.gov.tr uzantılı sistemlere bağlı mail server, VPN, active directory, uzak erişim sistemleri veya diğer kurumsal sistemlere bağlantı sağlanıp sağlanmadığının tespiti.
Log kayıtlarının incelenerek yetkisiz erişim, veri sızıntısı veya hesap ele geçirilmesi bulgularının tespiti; gelen ham verilerin düzenlenerek rapor haline getirilmesinin istenilmesi; iddianamede ve sanıkların dijital inceleme raporlarında yer alan bilgi ve belgelerin devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgiler olup olmadığı yönünde görüş bildirilmesinin istenilmesi; tanıklar için işlem tesisi; sanıkların ve sanık müdafilerinin taleplerinin dosyaya bir yenilik katmayacağı anlaşıldığından reddine karar verilmesi; sanıkların üzerine atılı suç bakımından suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırları, tutuklu kalınan süre ile atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarına göre tutukluluk süresinin ölçülü olduğu.
Delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı, adli kontrolün bu aşamada yeterli olmayacağı değerlendirilmekle; bu aşamada tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur.”
İDDİANAMEDEN
Toplam 162 saydadan oluşan iddianamenin ilk 10 sayfasında; “casusluk nedir”, “devlet sırrı nedir”, “mozaik sır teorisi nedir” gibi teorik-hukuki çerçeve yer alıyor. Soruşturmanın; 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine başlatıldığı belirtiliyor. İddianamede Hüseyin Gün; İsrail, ABD ve İngiltere lehine çalışan, kriptolu haberleşme kullanan, uluslararası bağlantıları bulunan bir “operasyonel aktör” olarak tarif ediliyor. İhbarda Hüseyin Gün’ün “ajanlık faaliyetleri yürüttüğü”, “seçimlerde hükümet aleyhine propaganda için finansman sağladığı” ve “kriptolu telefonlar kullandığı” öne sürülüyor.
İBB’ye ait veri tabanındaki bazı bilgilerin, mail adreslerinin ve şifrelerin “OSINT/darkweb” ortamına aktarıldığı, bu veriler üzerinden yabancı istihbarat servisleri güdümünde analizler yapıldığı ve bu süreçte kişisel verilere erişildiği ileri sürülüyor. İddianamede; İBB içindeki verilere erişim ve bunların analiz edilmesi sürecinin, Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla yürütüldüğü iddia ediliyor.
TELE 1’E KAYYIM ATANMIŞ DAHA SONRA SATIŞA ÇIKARILMIŞTI
Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınmasının hemen ardından 24 Ekim 2025’te TELE 1’e kayyım atandı. Resmi Gazete'nin 25 Nisan tarihli kararına göre kanal, Yanardağ henüz hakim karşısına dahi çıkmadan, 28 milyon liraya açık artırma yöntemiyle satışa çıkarıldı.
“SEPETLEDİĞİMİZ BEYEFENDİ…”
İBB Davasında 18. duruşma gününde, tutuklu isimlerden İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz’ın savunmasının ardından soru sormak için söz alan Necati Özkan, bir sunum sonrası Hüseyin Gün’den “memnun kalmadıklarını” belirterek, “Amiyane tabirle ‘sepetlediğimiz’ bir beyefendi, şu anda bizim ‘yöneticimiz’ olarak buraya konduruldu” ifadelerini kullanmıştı. Yılmaz ise “Evet, projesi tırttı” diye karşılık vermişti.
Ekrem İmamoğlu da sorduğu sorular sırasında Gün hakkında benzer eleştirilerde bulunmuştu.
UZMAN GÖRÜŞÜ DE DOSYADA
Necati Özkan’ın avukatı Erkam Erdem, Adli Bilişim Mühendisi ve Adli Bilirkişi uzmanına, iddianameyle ilgili teknik uzman mütalaası hazırlattı.
Uzman görüşünde, inceleme konusu e-posta ve şifrelerin, İBB bilgi sistemlerinden ele geçirilmediği, verilerin bazı İBB çalışanlarının kişisel olarak üye oldukları internet sitelerinde yaşanan küresel veri sızıntılarından kaynaklandığı ifade edildi.
