Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2025 yılı faaliyet raporunu yayınladı. Rapor, Türkiye sınırları içerisinde yaşama geçirilen maden, petrol, sanayi, enerji gibi sektörlerdeki projelerin yapım sürecinde uygulanan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) aşamasının etkisizliğini ortaya koydu.
PETROL VE MADEN PROJELERİNDE YOĞUNLUK
Raporda, “ÇED Faaliyetleri” başlığı altında 2025 yılı boyunca yapılan değerlendirmelerin istatistiğine yer verildi. Grafiğe göre, 2025 yılına toplam 4 bin 674 proje incelendi. Bu projelerin 716’sına ‘ÇED Olumlu’, 3 bin 56’sına ‘ÇED Gerekli Değildir’, 304’üne ‘ÇED Olumsuz’, 598’ine ‘ÇED Raporu Gereklidir’ kararı verildi. Böylelikle toplamda 3 bin 772 projenin ÇED kararı uygun bulundu. ÇED raporu aranmadan yapımı uygun bulunan 3 bin 56 projenin bin 5’inin ‘petrol-madencilik’ sektöründen olduğu kaydedildi. 495’i sanayi, 256’sı atık-kimya, 513’ü tarım-gıda, 395’i enerji, 70’i ulaşım-kıyı, 322’si ‘turizm-konut’ olan projelerde de ÇED raporu aranmadı.
ÇED YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILDI
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, dün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yeni düzenleme ile birlikte, geçtiğimiz yıl çoğunlukla verilmiş olan “ÇED Gerekli Değildir” kavramı yürürlükten kaldırıldı. İlgili maddelerde yer alan kavramın yerini, doğrudan projenin uygun bulunduğunu gösteren “ÇED Olumlu” veya projenin daha kapsamlı incelenmesi gerektiğini belirten “ÇED Raporu Hazırlanmalıdır” ifadeleri aldı.
PROJE SAHİBİNE YÖNELİK YAPTIRIMLAR SERTLEŞİYOR
Yönetmelikle birlikte, ÇED sürecinin bir parçası olan Halkın Bilgilendirilmesi Toplantıları’nda da çeşitli değişiklikler yapıldı. Getirilen yeni kurallar, proje sahiplerine yönelik yaptırımları sertleştiriyor. Yeni düzenlemeye göre, proje sahibi veya yetkilendirilmiş danışman kuruluşun toplantıya katılmaması durumunda süreç bir kez ertelenecek, ancak ikinci kez katılım sağlanmaması halinde ÇED süreci doğrudan sonlandırılacak. Halkın projeyi protesto ederek toplantıya katılmaması durumunda ise projenin durumu değişmiyor. Yönetmelik, iptal cezasını yalnızca toplantı alanında bulunmayan proje sahiplerine yöneltiyor. Değişiklikle birlikte olağanüstü durumlar ve mücbir sebepler arasında bulunan “doğal afet” ibaresinin yanına “kuraklık” da eklendi. Küresel iklim değişikliğinin en büyük etkilerinden biri olan kuraklık, artık projelerin yapılabilirliğini doğrudan etkileyen hukuki bir “olağanüstü durum” olarak mevzuata taşınmış oldu.