CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda şaibe yapıldığı iddiasına yönelik aralarında CHP Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın bulunduğu 12 sanığın davasına bugün devam edildi.
Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Seçim Kanunu’na muhalefet” suçundan süren dava kapsamında; eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş şikâyetçi, CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise mağdur sıfatıyla yer alıyor.
"DAVA BASİT BİR USULSÜZLÜK DAVASI DEĞİL…"
Duruşmada taraf avukatları hazır bulundu.
Şikâyetçi vekili Av. Onur Yusuf Üregen; “Bu dava basit bir usulsüzlük davası değil. Demokratik iradenin parayla satın alınmak üzere kamu düzenine yönelmiş bir suçun yargılandığı davadır. Bazı delegelere sistematik bir şekilde maddi fayda sağlanarak irade yönlendirilmiştir. Kurultay iradesi kümülatif şekilde sakatlanmıştır. Bu şüphe götürmez bir gerçektir. Dava bireysel değil, kamusal bir nitelik taşımaktadır” dedi.
"SANIK DAVAYA HAZIR EDİLEMEDİ"
Önceki duruşma hazır edilmesi kararlaştırılan sanık Özgen Nama’nın avukatı Onur Cingil; “Müvekkili hazır edecektik; fakat müvekkilim dün aniden sağlık sorunu yaşadı. Önceden biletini almıştık. Hastaneye giriş belgesini de veriyorum. Bir sonraki celse hazır edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Sanık Hüseyin Yaşar’ına avukatı isimlerini verdikleri tanıkların 11 Eylül’de dinlenmesi için Batman’da mahkeme tarafından tarih verildiğini belirterek bu ifadelerin bekletilmesini istedi.
"MAHKEMEYİ YANILTMAYA ÇALIŞMAKTADIR"
İmamoğlu’nun avukatı Çağlar Çağlayan da tanık Murat Çultu’nun olay zamanında parti üyesi olmadığını belirterek; “Mahkemeyi yanıltmaya çalışmaktadır. Çultu’nun parti üyeliğinden ne zaman istifa ettiği hususunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan sorulmasını istiyoruz. Öte yandan Kemal Çiftçi ve Kemal Ölmez’in partiden ne zaman ihraç edildiklerine dair kararın dosyaya istenmesini talep ediyoruz. Özgür Karabat ile kurultay sonrasında bu dosyadaki iddialara ilişkin görüşme yaptığını ve o esnada adı geçen Ali Abbas Ertürk’ün orada olduğunu beyan etmiştir Veysi Uyanık. Maddi gerçeğin ortaya çıkması için CHP PM üyesi Ertürk’ün tanık olarak dinlemesini istiyoruz” dedi.
"HUKUKİ GÜVENLİK HAKKININ İHLALİ"
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca dosyaya gönderilen Aziz İhsan Aktaş iddianamesini değinen Çağlayan, “Dosyaya ilişkin işlemler ancak mahkeme tarafından yapılabilir. El çeltiği bir dosyayla ilgili usul işlemi yapması savcılık eliyle hem sanıklar hem de ilgisi olabilecek kişiler tarafından hukuki güvenlik hakkının ihlali niteliğinde olur. Bu nedenle gelen iddianameye istinaden herhangi bir muhakeme işleminin tesis edilmemesi talep olunur” ifadelerini kullandı.
"KENDİ BEYANLARIYLA KENDİNİ ÇÜRÜTMÜŞTÜR"
Duruşmaya SEGBİS’le katılan sanık Baki Aydöner ise “Benim ismimi geçiren iki tanık beyanıyla ilgili konuşmak istiyorum. Tolgahan Erdoğan’ın elinde çantalarla otele girdiği, Veysi Uyanık’ın ise Özgür Karabat'ın şoförünün bana kartları verdiği beyanı nedeniyle dosyada sanık oldum. Bu iki tanığın ifadesinde de beyanlarının çelişkili olduğunu gördük. Kendi beyanlarıyla kendini çürütmüştür Tolgahan Erdoğan. Veysi Uyanık da aynı şekilde ki beyanlarının husumete dayalı olduğunu kendisi de söylemiştir. Veysi Uyanık mahkemeyi yanlış yönlendirmiştir. 6 Mayıs’ta üç fidanımızı kaybettiğimiz bu günde böyle bir konuşmayı yapmaktan da hicap duyuyorum. Beraatimi talep ediyorum” dedi.
"NASIL BİR HUSUMET Kİ…
Aydöner’in avukatı Aysun Okur da şu savunmada bulundu:
“1 Nisan’da Veysi Uyanık’ın müvekkilime olan husumetini kanıtladım. Tanık, tanıklığını yapar ve çekilir. Ama televizyon kanallarında nasıl bir husumet ki beyanlarına devam etmektedir. Sabah’da ‘Baki Aydöner’i dövecektim, elimden zor aldılar’ şeklinde bir röportajı dahi var. Yargı sürecini etkilemeye yönelik davranış sergilemektedir. Tanık bu davada tanık değil, sanık olmalıdır. Bu tanığın beyanlarının nazara alınmaması gerektiğini düşünüyoruz. Veysi Uyanık’ın senaryosuyla müvekkilim yargılanmaktadır. Müvekkilim hakkında beraat kararı verilmesini istiyoruz. Sırrı Küçük ve İlyas Şahin’in de tanık olarak dinlenmesini istiyoruz.”
"PARA ALIŞVERİŞİ GÖRMEDİM"
Avukat ifadelerinin ardından tanıkların dinlenmesine geçildi.
İlk olarak dinlenen tanık Erzurum delegesi Erturan Alagöz, “Delegeler herhangi maddi manevi bir talepte bulunmamıştır. Yusuf Göğerkaya görevden alınacağını anlayınca bana tehdit mesajları attı. Daha önce de adliye ve emniyette de ifadelerim mevcuttur. Kurultay günü de bir para alışverişi gibi bir durum görmedim” dedi.
"TANIKLIĞA İTİRAZ EDİYORUZ"
Tanık ifadesinin ardından dosya savcısının mütalaası istendi.
Savcı; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyaya gönderilen İBB davası iddianamesinde Adem Soytekin'in (İBB davasında itirafçısı) olaya ilişkin ifadelerinin bulunduğu ve bu nedenle de tanık olarak dinlenilmesini istedi.
Adem Soytekin'in dinlenmesine itiraz eden Çağlayan, “İstanbul'daki davada Soytekin’in yalan tanıklık yaptığı beyanlarıyla ortaya çıkmıştır. Bu yüzden tanıklığına itiraz ediyoruz" dedi.
MAHKEME ARA KARARI
Mahkeme; Adem Soytekin’in dinlenmesi amacıyla SEGBİS’le hazır edilmesi için İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne talimat yazısı yazılmasına, Murat Çultu’nun parti üyeliğinin sorulması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na sorulmasına karar verdi.
Mahkeme davayı 1 Temmuz’a erteledi.
