Cumhuriyet Silivri'den bildiriyor... İBB davasında 55'inci gün: Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer savunma yapıyor

Cumhuriyet Silivri'den bildiriyor... İBB davasında 55'inci gün: Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer savunma yapıyor

23.06.2026 11:33:00
Güncellenme:
Cumhuriyet Silivri'den bildiriyor... İBB davasında 55'inci gün: Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer savunma yapıyor

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 59’u tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının 55'inci günü başladı. Duruşma öncesi İmamoğlu söz alarak, ailesinin yanında kaçırıldıktan sonra kurtarılan Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal ve iddianame ile ilgili konuştu.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 55’inci gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam ediyor.

Tutuklu sanıklar alkışlarla duruşma salona girdi. Avukatlar, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı. Duruşma, saat 11:10’da İmamoğlu’nun söz almasıyla başladı.

İşte duruşmada anbean yaşananlar:

12.10 | YANGIN ALARMI SUSTURULAMADI, İLK ARA VERİLDİ

Doğan Hamit Doğruer’in savunması sürerken salonda yangın alarmı çaldı. Alarm kapatılmasına rağmen iki kez çalmasının üzerine mahkeme başkanı, duruşmaya ara verdi.

İmamoğlu, salondan ayrılırken CHP’li siyasetçilerin bulunduğu izleyici kısmına, “Size çok güveniyoruz. Birlikte olun, bir arada olun” diye seslendi.

11.10 | İMAMOĞLU: "BİZİM NE AYAKKABI KUTULARIMIZ, NE GİZLİ KASALARIMIZ VAR"

Duruşma başlangıcında söz alan Ekrem İmamoğlu, ailesinin yanında kaçırıldıktan sonra kurtarılan Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal ve iddianame ile ilgili konuştu.

İmamoğlu, kısa konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Gerçekten bu savunma sürecindeki insicamı bozma konusunda da bizim de sizler kadar hassas olduğumuzu bilmenizi isterim ama bu çok önemli bir olay. Dolayısıyla Hamit Bey'in savunmasının öncesinde bunu sizinle paylaşmam gerekiyordu. Belki bilgi sahibisiniz, belki değilsiniz ama bildiğiniz tarafı şu olabilir: Malumunuz Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı kaçırıldı ve açıkçası bazı detaylarına da ben sabah erken dinlediğim ve okuduğum haberlerden, bir de burada da dinlediğim detaylardan haberdar oldum.

Ne yazık ki ağır işkenceye maruz kalmış. Yoğun bakımda ve maruz kaldığı işkence biçiminde neredeyse 36 saat susuz bırakılması, tırnaklarının çekilmesi ve büyük bir işkenceye tabi tutulması söz konusu. Dün burada Barış Bey özellikle yandaş medyadaki kışkırtıcı ve hedef gösterilen bir biçimde beyanlarla ailelerinin tehdit altında olduğunu ve öyle hissettiğini ifade etmişti. Esasen ben de kendimi ayıpladım biraz, meseleyi hafiften aldığımı düşündüm bunları öğrenince. Ki dün yine Ali Rıza Dizdar Bey, Serdal Taşkın ile ilgili de benzer bir uyarıyı yaptığında ben yine meseleyi biraz rutinde karşıladım, tahmin diye karşıladım ama mevzunun ciddiyeti oldukça yüksek.

Bu sabah bu elde ettiğim bilgiler doğrultusunda ifadelerde, işte '200 kilo altın nerede, 500 kilo altın nerede, para nerede?' diye işkencelere maruz tutulan insanlar, daha doğrusu bu işi yapan insanların bu şekilde soruları sorduğu ve ben de simaen tanıdığım ama kendisini kişisel olarak tanımadığım Genel Müdür Yardımcısı'nın ifadelerinde bunları duyduk. Açıkçası buna sebep olan koşullar söz konusu Sayın Başkan, Sayın Heyet. Bu da süreç devam eden iddianame ya da benim ifademle iftiranameden kaynaklı ve bunu kendine her gün saçma sapan bir haber kaynağı olarak gören, medyada yazan, çizen ve konuşan insanlar, bu rakamları manşetten duyuruyorlar.

"AKİT, SABAH GİBİ MECRALARDA..."

İşte Akit, Sabah gibi birtakım mecralarda, rakam vererek yani milyarlar yazarak, "Şu kadar altın" diyerek bunu duyurmaları ve sanki böyle bir hesap varmışçasına yapılan anlatı, gerçekten artık çok büyük bir suç olmaktan çıkmış, artık azmettirici kaynağa dönüşmüştür. Bu azmettirici kaynağın sebebi de az önce ifade ettiğim kurumlardır. Buradaki bulunan insanların ve ailelerinin hedef haline geldiğinin altını çizmek isterim.

İddia makamı dahil, herkes, artık çok büyük bir zan altındadır. Burada kazılan tarlaları, içi aranan kuyuları biz tutuklu kaldığımız yaklaşık 17 aylık süreçte yaşadık. Bunu yapan, televizyonlarda bunu konuşan meczupların hakkında bulunduğumuz hiçbir suç duyurusu, hiçbir dava karşılık bulmamıştır. Altını daha önce bir ifademde çizmiştim Sayın Başkan, yüzlerce başvurumuzdan bir tanesi dahi en ağır hakaret, en ağır küfür, en ağır iftiranın dahi karşılık bulmadığını, tek bir tanesinin hatta son dönemde 50-100 tanesinin nasıl bir sistem ki aynı savcıya düşürülüp, aynı şekilde ‘Kovuşturmaya gerek yoktur’ diye karşılık bulduğunu söylemiştim.

Bu noktada Türkiye'nin bütün, tepeden tırnağa herkesi uyarıyorum. Sizin de bu konuda bilgi sahibi olmanızı istiyorum. Yetkiniz nedir bilmiyorum, ben hukukçu değilim. Sizin yapabileceğiniz bir şey varsa da yapmanızı öneriyorum, çünkü bu davanın bir parçası bu mesele. İddia makamını uyarıyorum. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nı uyarıyorum. Burada bulunan ve bulunmayan herkesin, aşağıda etrafımı sarıp 15-20 kişinin ailesinden şüphelerini, endişelerini dinledim. Bu mesele çok mühimdir.

"KURUMLAR TEDBİR ALSIN"

Harekete, gerekli kurumların geçmeye mecburiyeti olduğunu düşünüyorum, davet ediyorum. Hızlıca insanların can tehdidini ve oluşan bu gerçekten dehşet verici, işkenceden cinayete varacak kadar ileriye götürecek zihniyete sahip insanları harekete geçiren iftiracıların, dünkü arkadaşımızın ifadesiyle ‘pişmancıkların’ veya bunların aparatları ile ilgili gerekli işlemlerin yapılmasını önemsiyorum.

Zira mesele ağırdır. Buradan da ilan ediyorum: Bir şey, ortada bir şey yoktur. Bizim ne ayakkabı kutularımız vardır ne gizli kasalarımız vardır ne de açıklanmayan tapularımız vardır. Lütfen bütün kurumlar insanların annesi, babası, ama Erzincan'da ama İstanbul'da ama başka bir yerde, korku ve tehdit altında olduğu bu iklime son verici tedbirler alsınlar.”

İmamoğlu’nun bu konuşmasının ardından Doğruer, savunmasına kaldığı yerden devam ediyor.

NE OLMUŞTU?

Davada İmamoğlu ile birlikte savunması henüz alınmayan 7 tutuklu kalırken dünkü duruşma gününde Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer’in savunması yarıda kalmıştı.

Doğruer, Kültür A.Ş. bünyesindeki ihale yapısını anlatırken savunmasına ara vermek ve yarın devam etmek istemişti. “Burada yapacağım savunmalardan daha uzun sunumlar yaptım ancak şu an devam etmek için kendimi hazır hissetmiyorum” diyen Doğruer’in bu talebi mahkeme tarafından kabul edilmişti. Mahkeme başkanı, “Yarın devam edeceğiz” diyerek duruşmayı sonlandırmıştı.

Öncesinde ise iktidara yakın basın kuruluşlarında hakkında çıkan haberleri ve etkin pişmanlıkçıların beyanlarını eleştiren Doğruer "Eğer buradan çıkmanın yolu birilerine iftira atmaksa ben bunu yapmayacağım. Başkana iftira atmaktansa onurumla burada yatmayı tercih ederim” ifadelerini kullanmıştı.

İlgili Haberler