İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik 68'i tutuklu 414 sanıklı davanın duruşmasına, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No'lu salonda yapıldı.
Bugün doğum günü olan İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için mahkeme salonundaki izleyiciler tarafından duruşma öncesi bir kutlama yapılması bekleniyor ancak İmamoğlu’nun doğum gününü kutlamak üzere partililer tarafından Silivri’ye getirilen pasta duruşma salonuna alınmadı.
Partililerin aktardığına göre, jandarmaya bu konuya ilişkin dün geceden talimat verildi. CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, jandarma komutanı ile konu hakkında görüşme gerçekleştirdi.
Cahit Berkay, Sunay Akın, Nebil Özgentürk ve Mustafa Balbay da bugün İBB davasını takip eden isimler arasında yer alıyor.
CUMHURİYET TV SİLİVRİ'DE
Cumhuriyet TV, muhabirleri ve özel konukları ile gelişmeleri Silivri'den canlı aktarıyor.
İzlemek için tıklayın.
İşte duruşmada anbean yaşananlar...
19.30 | DURUŞMA SONA ERDİ
İBB davası bugünlük sona erdi. Yarın savunmalarla devam edecek.
18.30 | HÜSEYİN KÖKSAL'IN AVUKATI: “İMZASIZ VE TARİHSİZ BİR İHBAR MEKTUBU…”
Hüseyin Köksal’ın avukatı Baver Kaya, müvekkilinin 15 aydır tutuklu olduğunu ve bu süre sonunda ilk kez mahkeme huzurunda kendisini ifade etme imkânı bulduğunu belirtti. Soruşturma sürecinde savunma makamının dosyadaki birçok belgeye erişemediğini söyleyen Kaya, buna karşın bazı basın kuruluşlarında etkin pişmanlık ifadeleri ve MASAK raporlarının yer aldığını anlattı. Kaya, soruşturma sürecinde basında yer alan haberler nedeniyle sanıkların kamuoyu önünde suçlu gibi gösterildiğini, bunun savunma hakkını zedelediğini ifade etti.
Savunmasında soruşturmanın etkin pişmanlık beyanları üzerinden ilerlediğini ileri süren Kaya, tutukluluk, malvarlığına el koyma ve ceza tehdidi altında alınan ifadelerin delil değeri taşımadığını savundu. Kaya, bu beyanların CMK kapsamında reddedilmesini talep etti.
Kaya, müvekkiline yöneltilen suçlamaların Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş. ihaleleriyle ilgili olduğunu belirterek, açık hava reklamcılığı alanındaki ihalelerin geçmişte de benzer şartlarla yapıldığını savundu. İçişleri Bakanlığı’nın 2021 yılında başlattığı incelemenin dayanağının imzasız ve tarihsiz bir ihbar mektubu olduğunu söyleyen Kaya, bazı ihaleler hakkında verilen soruşturma izinlerinin daha sonra Danıştay tarafından kaldırıldığını, buna rağmen aynı hususların iddianamede suçlama konusu yapıldığını ifade etti.
15.50 | ÖZEL'DEN DOĞUM GÜNÜ NOTU
CHP lideri Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu'nun doğum gününü Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No’lu duruşma salonuna gönderdiği not ile kutladı:
"Canım Başkanım. Biliyorsun kalbimin bir yarısı seninle birlikte Silivri'de tutuklu. Çok zor günlerdeyiz ama biz başaracağız, biz kazanacağız. Yeni yaşın kutlu olsun. Seni özgürlükte kucaklayacağım günler uzakta değil. İyi ki doğdun. İyi ki dostumsun."

15.40 | “ÜÇÜNCÜ KUŞAK BİR TİCARET AİLESİNİN TEMSİLCİSİYİM”
Savunmasına hayat hikâyesini anlatarak başlayan iş insanı Hüseyin Köksal, 1978 yılında Trabzon’da doğduğunu, 1965’ten bu yana ticaret yapan bir ailenin üçüncü kuşak temsilcisi olduğunu söyledi. 1995 yılında kurulan aile şirketi Karsal Örme’de üretimden yönetime kadar her kademede görev aldığını belirten Köksal, 2016 yılında babasının vefatının ardından şirketin yönetimini devraldığını ifade etti.
“EKREM İMAMOĞLU İLE OLAN DOSTLUĞUM NEDENİYLE YARGILANIYORUM”
Dosyada yer alan kişilerin büyük bölümünü tanımadığını söyleyen Köksal, Ekrem İmamoğlu ile ilişkisine de değindi.
İmamoğlu ile Trabzon’dan gelen uzun yıllara dayanan bir aile dostlukları bulunduğunu ifade eden Köksal, “Dedelerimiz, babalarımız, çocuklarımız birbirini tanır. Kendisini siyasi kimliğiyle değil, insani yönüyle tanırım. Dostumdur, abimdir. Bu dosyada yargılanmamın asıl sebebinin de Ekrem İmamoğlu ile olan dostluğum olduğunun farkındayım” diye konuştu.
“AHMET KÖKSAL SADECE BANA YARDIM ETTİĞİ İÇİN TUTUKLU”
Tutuklu sanıklardan Ahmet Köksal’ın kuzeni olduğunu belirten Köksal, Ahmet Köksal’ın dosyada bulunmasının tek nedeninin kendisine yardımcı olması olduğunu savundu.
“Bu dosyadaki çoğu kişi Ahmet’i tanımaz bile” diyen Köksal, “Çok iyi bir avukattır. Sadece birlikte çalıştığımız ve bana yardımcı olduğu için 15 aydır tutuklu olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“15 AYDIR GÜNEŞ IŞIĞI GÖRMEYEN BİR HÜCREDE TUTULUYORUM”
Tutukluluk sürecini anlatan Köksal, 6 Mart 2025’te tüm mal varlığına el konulduğunu, 19 Mart’ta gözaltına alındığını ve 23 Mart’ta tutuklandığını söyledi.
İlk olarak rüşvet verme suçlamasıyla tutuklandığını ancak iddianamede bu suçlamanın yer almadığını belirten Köksal, “15 aydır güneş ışığı dahi görmediğim tek kişilik hücrede tutuluyorum. Tutuklanırken kuvvetli şüphe denilen suçlama iddianamede yok. Bunun hukuki bir açıklamasını bulamıyorum” dedi.
“ŞİRKETLERİMİN PARASINI KAÇIRMADIM, ÇALIŞANLARIMIN MAAŞINI ÖDEDİM”
Hesaplarına bloke konulduğunda kaçma ya da mal kaçırma yoluna gitmediğini savunan Köksal, önceliğinin çalışanları olduğunu söyledi.
“25 yılı aşkın süredir benimle çalışan insanlar var” diyen Köksal, şirketlerin mali imkânları ölçüsünde çalışan maaşlarını, piyasa borçlarını ve banka kredilerini ödemeye devam ettiğini belirtti.
“HAKKIMDAKİ HABERLERİN ÇOĞU İDDİANAMEYE BİLE GİRMEDİ”
Soruşturma sürecinde hakkında yürütülen yayınlara tepki gösteren Köksal, dosyadaki evrakların çarpıtılarak basına servis edildiğini ileri sürdü.
MASAK raporlarının yanlış yansıtıldığını savunan Köksal, “İBB’den şirketlerime para aktarıldığı söylendi. Oysa biz kamuya ödeme yapan tarafız. İBB’den ya da iştiraklerinden şahsıma veya şirketlerime gelen tek kuruş yoktur” dedi.
“ÖZEL JETLE PARA TAŞIDIĞIM İDDİALARI YALAN”
Hakkında özel jetle yurt dışına para taşıdığı yönünde haberler yapıldığını belirten Köksal, bu iddiaları reddetti.
“Hayatım boyunca yurt dışına özel jetle çıkmadım. Sadece tarifeli uçaklarla seyahat ettim. Uçuş kayıtlarım ortadadır” diyen Köksal, bu haberlerin kendisine psikolojik baskı oluşturduğunu savundu.
“ETKİN PİŞMANLIK HABERLERİ GURURUMA DOKUNDU”
Cezaevinde televizyon izlerken etkin pişmanlıktan yararlanarak tahliye edildiğine ilişkin altyazılar gördüğünü anlatan Köksal, “Hayatım boyunca onurumu ve gururumu korumak için yaşadım. Suç işlemişim ve itiraf etmişim gibi gösterilmek gururuma dokundu” dedi.
“REKLAM SEKTÖRÜNE YATIRIM KARARI ALDIM”
Reklam sektörüne giriş sürecini de anlatan Köksal, 2019 yılında farklı sektörlerde yatırım fırsatlarını araştırdığını, reklam ve medya alanına yatırım yapmaya karar verdiğini söyledi.
Murat Kapki ile üniversite yıllarından beri tanıştığını belirten Köksal, “Sektöre girmemde onun bilgi ve tecrübesinin etkisi oldu. Finansmanı benim sağlayacağım, sektörel bilgi katkısını ise Murat Kapki’nin sunacağı bir ortaklık modeli kurduk” ifadelerini kullandı.
“BVA REKLAM’A YATIRIMI BEN YAPTIM”
BVA Reklam’daki hisselerinin ilk aşamada Ahmet Köksal’ın üzerinde görünmesinin nedenini de açıklayan Köksal, o dönemde aile şirketi Karsal Örme’nin işleriyle yoğun şekilde ilgilendiğini söyledi.
“Şirket yönetimiyle ilgilenebilecek, güvendiğim birine ihtiyacım vardı. Ahmet benim kardeşim gibidir. Hisselerin onun üzerinde görünmesinin nedeni budur. Şirketlere yaptığım yatırımlar da verdiğim şahsi kefaletler de açıktır” dedi.
“URBAN MEDYA’YA MİLYONLARCA DOLARLIK FİNANSMAN SAĞLADIM”
2021 yılının sonunda Urban Medya’ya yatırım yaptığını anlatan Köksal, şirketin ciddi mali sıkıntılar içinde olduğunu gördüğünü söyledi.
Şirkete yaklaşık 3 milyon dolar finansman ve 3,5 milyon dolar yatırım desteği sağladığını belirten Köksal, “Bu yatırım için şahsi kefalet verdim, şahsi gayrimenkulümü ipotek ettirdim. Urban Medya’daki hisseler de yine iş yoğunluğum nedeniyle bir süre Ahmet Köksal’ın üzerinde kaldı” ifadelerini kullandı.
İddianamede Murat Ongun'un yöneticisi olarak gösterilmesine dikkat çeken Hüseyin Köksal, "Murat Ongun ile son 2-3 yıldır sanırım arkadaşız. Benim şirketlerim bu tarihten sonra İBB ve iştiraklerinin herhangi bir ihalesini kazanamamıştır" dedi.
Şirketlerinin bir yıldır TMSF yönetiminde olduğunu söyleyen Köksal, "Tüm ticari hayatım boyunca benim de ailemin de en hassas olduğu konu vergidir. Faaliyette olan 4 tane şirketim var. Bugün aktif şirketlerimin hepsine detaylı vergi incelemesi yapabilirsiniz" ifadelerini kullandı.
"BÖYLE SAÇMA İDDİA MI OLUR?"
Köksal devamında, “İmamoğlu İnşaat’tan 1997 yılında da taşınmaz aldık. O zaman da mı suç işledik? Böyle saçma iddia mı olur” diye konuştu.
Hüseyin Köksal, itirafçı olan şoförü Servet Yıldırım'ın yakın çevresine para vermezse yeniden ifade vereceğini söylediğini belirtti.
"BU İKİ KİŞİ YILLARDIR TEHDİTLE BENDEN PARA ALDI"
Köksal şunları söyledi:
“Şirkette çalışırken Servet yanıma geldi. Hasan Hüseyin Şenyurt diye birisinden bahsederek dışarıda olduğunu ve benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben de ne olduğunu anlamadığım için görüştüm. Karsal Örme isimli şirketimin adresinden BAZ kayıtlarına bakılırsa bu durum görülecektir. Görüşme sırasında Hasan Hüseyin Şenyurt hakkımda birçok iftirada bulundu. Aldığım ihalelerin usulsüzlüğünden birçok konuya dair söylemlerde bulundu. Hakkımda iftiralarda bulunacağını, bunlara son vermem için 2 milyon dolar istediğini söyledi. O dönemde kamuoyunda CHP il binasının satın alımıyla ilgili iddialar da dolaşmaktaydı.
Hasan Hüseyin Şenyurt ve Servet Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulundum. Ancak hiçbir araştırma yapılmadan takipsizlik kararı verildi. İkisinin ifadesi dahi alınmadı. Bu iki kişi yıllardır tehditle benden para aldı.”
İMAMOĞLU’NDAN HÜSEYİN KÖKSAL’A SORU
Hüseyin Köksal’ın savunmasını tamamlamasının ardından çapraz sorgulamasına geçildi. Mahkeme Başkanı’nın, Hüseyin Köksal’a, ”Daha önce neden Hasan Hüseyin Şenyurt hakkında suç duyurunda bulunmadınız” diye sormasının ardından soru sormak üzere söz alan Ekrem İmamoğlu, “İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde, iddia makamının da içinde olduğu savcılık düzeni içerisinde benim şahsıma, aileme, kişiliğime yüzlerce, yüzlerce ağza alınmayacak hakaretlerden iftiralara varıncaya kadar, ismi belli, hakkında suç duyurusu işlemini de arkadaşlarım başlattılar. Bugüne kadar bir tanesine bile soruşturma izni dahi verilmeyen bir Çağlayan Adliyesi ile karşı karşıyayız” dedi.
İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:
“Suç duyurusuna muhatap olan savcıya kim karar verecek? HSK herhalde öyle, kanun öyle. Hiçbir işe yaramayacağını da biliyorum. Bakın; hiçbir işe yaramayacağını da adım gibi biliyorum. Çünkü orası bir kariyer merkezine dönmüştür, makam menfaatine dönmüştür, başka hiçbir şeye dönmemiştir. Bunu da İstanbul Savcılığı ispat etmiştir, bunu da bugünün yürüyen hukuk düzeninde Adalet Bakanlığı da ispat etmiştir: nokta.”
İmamoğlu, “Hüseyin Köksal'ın burada yargılanmasının yegane sebebi var, birçok insan gibi, Ekrem İmamoğlu'yla tanış olmasıdır. Burada birçok arkadaşımın da nasıl ailelerinden dolayı yargılandığını burada herkes çok yakın görüyor, tanıyor, siz de tanık oluyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti süreci içerisinde bu dönem yaşanan kadar vahim olaylar yaşanmamıştır” diyerek devam etti.
“Bu insanların burada diri ve sağlam kalmasının altında yatan tek şey; kendi adlarına verdikleri onurlu bir namus mücadelesidir, haysiyet mücadelesidir” ifadelerini kullanan İmamoğlu, “Dayanamayan bir arkadaşımızın sağlığının da geldiği mesafeyi görüyorsunuz. Sağlığını geldiği durumu bugün burada canlı canlı izlediniz, Sayın Başkan, sayın heyet. Bu yaşanan hiçbir şeye benzemiyor” şeklinde konuştu.
Ardından İmamoğlu, “Hüseyin Bey, İmamoğlu İnşaat’tan bir villa almışsınız. Benim haberim dahi olmadığını ifade ettiniz ama yine hakim beyin, sayın başkan ve heyetin huzurunda sormam lazım. Bu yönde benim bir talebim veya sürece dair bir önerim, bir tavsiyem, bir zorlamam, herhangi bir diyaloğumuz olmuş mudur, olmamış mıdır?” diye sordu.
Hüseyin Köksal, “Olmadı Sayın Başkan” diyerek karşılık verdi.
Ekrem İmamoğlu ise şu ifadelerle devam etti:
“3000'in üzerinde gayrimenkul üretmiş bir insan ve gizli tapu listesi olmayan bir insan olarak, kamuoyuna tapu listesini gizleyip açıklamaktan korkan bir kamu görevlisi olmayan bir Ekrem İmamoğlu olarak, 3000'de 1 tane tapu aldı diye bu arkadaşımıza bununla ilgili bir madde düzenlendi.
Yine bu iddianamede, buradan tahliye ettiniz, benim iş yerimle alışveriş yapan adamı tanımıyorum bile. Barter’la bir gayrimenkul aldı diye bu dosyada yargılanıyor. Daha ileri gideyim. 40'a yakın çalışanıma ben gayrimenkul verdim, daire verdim 35 yıllık ticaret hayatımda. İki tane personelim ev aldı diye kendi şirketimden aklamayla ilgili gayrimenkulüne tedbir konuldu, iki defa ifadeleri alındı. Böyle bir zulüm, böyle bir ızdırap yaşatılmaz Sayın Başkan. Bu sorunun burada sorulmasını bile addederek sorduğumun da altını çizeyim.”
15.20 | VERİLEN ARANIN ARDINDAN İLK SAVUNMA BAŞLADI
Ahmet Köksal’ın avukatı Fatih Hacıfazlıoğlu, müvekkiline yöneltilen örgüt üyeliği suçlamasının Raffles Otel’de yapıldığı iddia edilen gizli toplantılara dayandırıldığını belirterek, duruşmada ifade veren Murat Kapki’nin bu toplantıların gerçekleşmediğini söylediğini aktardı. Köksal’ın Murat Ongun’u yalnızca birkaç kez uzaktan gördüğünü, Emrah Bağdatlı’yı ise hiç tanımadığını kaydeden Hacıfazlıoğlu, dosyada da bu kişilere ilişkin herhangi bir irtibat kaydının bulunmadığını savundu.
Hacıfazlıoğlu, müvekkilinin BVA Reklam’a ortak olduğu tarihin 2 Temmuz 2020 olduğunu, iddianamede suçlamaya konu edilen bazı ihalelerin ise bundan önce gerçekleştirildiğini belirterek, “Bu ihalelerin yapılmasında müvekkilin hiçbir dahli yok” dedi. Köksal’ın şirketteki görevinin hukuki danışmanlık, sözleşme ve şartname incelemeleriyle sınırlı olduğunu, reklam sektörüne ilişkin bir tecrübesinin bulunmadığını ifade eden Hacıfazlıoğlu, şirketin ticari faaliyetlerinin başka isimler tarafından yürütüldüğünü söyledi.
Savunmasında malvarlığı ve kara para aklama suçlamalarına da değinen Hacıfazlıoğlu, iddianamede yer alan taşınmazların büyük bölümünün miras yoluyla edinildiğini, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamasına konu edilen işlemlerin ise Köksal’ın şirket ortağı olmadığı dönemde gerçekleştiğini belirtti.
14.40 I İMAMOĞLU'NDAN MÜJDAT GEZEN'E: 'MERAK ETME SENİN SİLİVRİ KAYIĞINDAN HİÇ İNMEDİM'
İmamoğlu salona gelirken, Müjdat Gezen’e “Müjdat abi seni çok seviyorum. Merak etme senin Silivri kayığından hiç inmedim” sözleriyle seslendi. Gezen de İmamoğlu’na “Ekrem annene babana teşekkür ediyorum iyi ki doğmuşsun” diyerek yanıt verdi.
13.10 | İMAMOĞLU'NDAN KILIÇDAROĞLU'NA TEPKİ
Ekrem İmamoğlu, duruşmaya ara verildikten sonra salondan ayrılırken izleyicilere seslenerek şunları söyledi:
"Hepinizi çok seviyorum. Sabah söylediğim gibi, doğumuma vesile olan anneme babama soruşturma açmadılar henüz… İyi ki açmadılar… Ama her an açabilirler… Burada az önce bir arkadaşımız bayıldı. Aslında birçok insan büyük bir zalimlikle karşı karşıya. Burada çok kıymetli gazeteci dostlarıma teşekkür ediyorum. Uğur (Dündar) Abi nezdinde, hepsini saygıyla selamlıyorum. Sanatçı dostlarımızı görüyorum. Siyasi partilerden gelen dostlarımızı görüyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Hepiniz dostlarımız, çalışma arkadaşlarımızsınız.
Burada büyük bir zalimlik yaşanıyor. Büyük bir zulüm altında, onur ve haysiyet mücadelesi veriliyor. Ama hiç kimse bir tek delille burada yatmıyor. Ama buna rağmen, buna laf eden, başından beri bu sürecin savcılığını yapan iktidarın başındaki zihniyete ve aynı dili kullanan, benim canım partimin başındaki kayyıma, bu insanlara ‘hırsız, rüşvetçi’ diyen iftira atan insanlara sözlerini bu masum insanlar adına aynen iade ediyorum.”
13.05 | DURUŞMAYA ARA
İBB davasının bugünkü duruşmasında ilk ara verildi.
12.40 | “28 DEĞİL 18 TAŞINMAZIM VAR, BUNLARIN 16’SI DA MİRAS”
Urban Medya yetkilisi ve avukat Ahmet Köksal, savunmasında iddianamede kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin herhangi bir somut fiil ya da delil gösterilmediğini öne sürdü. BVA Reklam ve Urban Medya şirketlerinde belirli dönemlerde hissedar ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, ancak şirketlerin gerçek sahibinin kuzeni Hüseyin Köksal olduğunu savunan Köksal, şirketlerdeki rolünün ağırlıklı olarak hukuki danışmanlık, sözleşmeler ve resmi işlemlerin yürütülmesiyle sınırlı olduğunu söyledi.
Köksal, iddianamede yer alan reklam alanlarının işletilmesine ilişkin ihalelerde ihaleye fesat karıştırma ve kamu zararına dolandırıcılık suçlamalarını reddetti. BVA Reklam’ın bazı ihalelere hiç katılmadığını, katıldığı ihalelerde ise tekliflerin muhammen bedellerin üzerinde verildiğini belirten Köksal, kamu zararına ilişkin hesaplamaların kendi içinde çelişkili olduğunu savundu. İBB’nin açtığı bazı ihaleleri iştirak şirketleri Kültür AŞ veya Medya AŞ’nin kazandığını, daha sonra yapılan alt ihalelerde ise BVA Reklam ve Urban Medya’nın teklif vererek iş aldığını anlattı.
İddianamede yer alan tanık beyanlarına da değinen Köksal, bir tanığın kendisini ihale pazarlığı yapılan bir ortamda gördüğünü iddia ettiğini, başka bir tanığın ise “konulardan habersiz olduğunu” söylediğini belirterek bu ifadelerin birbiriyle çeliştiğini savundu. Haftada üç gün Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı ile gizli toplantılar yaptığı yönündeki iddiaları da reddeden Köksal, Bağdatlı’yı hiç görmediğini, Ongun’u ise yalnızca iki kez uzaktan gördüğünü söyledi.
Örgüt üyeliği suçlamasını da reddeden Köksal, Murat Ongun’un hiyerarşisinde yer aldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledi. İddianamede belirtilen tapu kayıtlarının da hatalı olduğunu öne süren Köksal, adına kayıtlı olduğu belirtilen 28 taşınmaz yerine 18 taşınmaz bulunduğunu, bunların büyük bölümünün Trabzon’da miras yoluyla kalan fındık bahçeleri ve araziler olduğunu anlattı. Köksal, “Adıma kayıtlı 28 değil 18 adet aktif tapu kaydı bulunmaktadır. Bunlardan 15 tanesi Trabzon ilinin il merkezine 40 kilometre uzaklıktaki Çarşıbaşı ilçesinin ilçe merkezine 10 kilometre uzaklıkta bulunan bir köyde mirasen intikal eden fındık bahçesi ve tarladır. Bir tanesi yine mirasen intikal eden doğup büyüdüğüm evdir. Mirasen intikal eden taşınmazlar haricinde bir tanesi Antalya'nın Aksu ilçesinde 2016 yılında edinilen, bir tanesi de İzmir'in Bayındır ilçesinde 2018 yılı içerisinde edinilen tarla vasıflı 2 adet gayrimenkuldür” dedi.
12.20 | "YILMAZ KAMUYU DOLANDIRMAMIŞTIR"
OMR Organizasyon’un sahibi Ömür Yılmaz’ın avukatı Coşkun Atılgan, OMR’nin cirosunun yüzde 92’sinin özel sektörden, yalnızca yüzde 8’inin kamudan geldiğini belirtti. Yılmaz’ın 2022’de teklif verdiği 14 işten 7’sini, 2023’te ise 20’den fazla işten 6’sını aldığını; bu işlerin tamamlandığını, hak edişlerinde ve iş bitirmelerinde sorun yaşanmadığını savundu.
Avukat, iddianamenin Yılmaz yönünden tanık beyanlarına dayandığını belirterek, bu beyanların bir kısmının müvekkilini tanımayan kişilerin duyum ve değerlendirmelerinden, bir kısmının ise sanık konumundayken yeniden ifade veren kişilerin anlatımlarından oluştuğunu söyledi.
Atılgan, dolandırıcılık suçlaması yönünden “hile ve desise”nin nerede olduğunun ortaya konulmadığını, Yılmaz’ın aldığı işleri eksik, ayıplı ya da geç yaptığına dair bir iddia bulunmadığını savundu. “Ömür Yılmaz kamuyu dolandırmamıştır” diyen Atılgan, kamu zararına ilişkin somut bir talep ya da tespit bulunmadığını belirterek müvekkilinin tahliyesini talep etti.
11.30 | ÖMÜR YILMAZ SAVUNMA YAPTI
Kültür A.Ş.‘nin Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak’ın savunma kürsüsünde fenalaşarak salondan çıkarılmasının ardından, organizasyon firması sahibi Ömür Yılmaz savunma yaptı.
Sahibi olduğu OMR Organizasyon Medya Reklam firmasını Eylül 2020’de kurduğunu söyleyen Yılmaz, “2021 yılında Medya A.Ş.'de ihale kazandım. 2022 Kültür A.Ş.'den ilk kez ihale aldım. Bu ihaleleri hep piyasanın altında yaptım. Usulsüzlük yapmadım. 2023’te 6 ihale kazandım. Haksız kazanç elde etmedim. 2024’te Kültür A.Ş.'de birçok ihaleye teklif verdim ama kazanamadım” dedi.
Tüm işlerinin fotoğraflarının kayıtlı olduğunu söyleyen Yılmaz, "Bırakın sisteme fazla para çıkarmayı, bazı tedarikçiler benden parasını çok geç aldığı için zor durumda kaldı. Bir tanesi de burada. Bana sürekli borcunu hatırlatıyor” diye belirtti.
İddianamede yer alan iddialara ilişkin savunma yapan Yılmaz, hakkındaki suçlamaların temelini oluşturan OMR Organizasyon'un Emrah Bağdatlı'nın kontrolünde olduğu, Murat Ongun'un talimatları doğrultusunda hareket ettiği ve gerçeği yansıtmayan faturalarla sisteme para aktardığı iddialarını reddetti. Şirketin kuruluşundan bu yana tek ortağı ve yetkilisinin kendisi olduğunu belirten Yılmaz, kimsenin yönlendirmesi altında faaliyet göstermediğini savundu.
İddianamede kamu zararına dolandırıcılık kapsamında yer alan 82, 84, 86, 90 ve 91 numaralı eylemlere ilişkin savunma yapan Yılmaz, söz konusu ihalelerde işlerin eksiksiz yerine getirildiğini, kamu zararına yol açmadığını ileri sürdü. Eylem 82 kapsamında OMR'nin aldığı 7,5 milyon liralık işte yaklaşık 3,4 milyon liralık iş eksilişi yapıldığını ve 4,1 milyon lira fatura kesildiğini, 14,8 milyon liralık diğer işte ise iş artışı sonrası yaklaşık 15,5 milyon lira fatura düzenlendiğini anlattı. Şirketinin zarar değil, tahsil edemediği alacaklar nedeniyle mağdur olduğunu öne süren Yılmaz, diğer eylemler bakımından da aynı açıklamaların geçerli olduğunu söyledi.
Yılmaz, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan bazı isimlerin ve tanıkların beyanlarını da kabul etmedi. Vedat Şahin'in OMR'nin Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı'nın kontrolünde olduğu, alt taşeronlara düşük bedelle iş yaptırıp yüksek tutarlı faturalar düzenlediği yönündeki sözlerinin gerçeği yansıtmadığını belirten Yılmaz, Şahin'in bu beyanlarını daha sonra geri çektiğini savundu.
Gökhan Köseoğlu'nun Emrah Bağdatlı'nın OMR'yi yönettiği ve şirketlerin yüksek kârlarla fatura kestiği yönündeki ifadelerinin çıkarıma dayandığını öne süren Yılmaz, Köseoğlu ile samimiyetinin bulunmadığını söyledi.
Kamil Taşçı'nın şirketinin İBB işlerinin büyük bölümünü aldığı yönündeki sözlerine karşılık ise 40 ihaleye katıldığını ancak yalnızca 14'ünü kazanabildiğini, bunların da sadece 2021, 2022 ve 2023 yıllarında gerçekleştiğini ifade etti. Mete Maden'in firmasıyla ticari ilişkisi bulunduğunu doğrulayan Yılmaz, yapılan işler karşılığında usulsüz fatura düzenlenmediğini savundu.
Deniz Dörtyol'un kendisine milyonlarca lira para teslim edildiği yönündeki beyanlarını da reddeden Yılmaz, Dörtyol'u tanımadığını ve hiç görüşmediğini söyledi. 2024 yılında Kültür A.Ş. veya Medya A.Ş.'den herhangi bir ihale almadığını vurgulayan Yılmaz, 2024 cirosunun 50 milyon lira olduğunu, buna rağmen kendisine 110 milyon lira para verildiği yönündeki iddiaların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu dile getirdi.
MASAK raporlarına dayandırılan para hareketleriyle ilgili soruların da hatalı olduğunu savunan Yılmaz, şirketini 2020 yılında kurmasına rağmen kendisine 2012-2017 yılları arasındaki işlemlerin sorulduğunu söyledi. Şirket içi para transferlerinin de şüpheli işlem gibi değerlendirildiğini belirten Yılmaz, emniyette kendisine yöneltilen bazı hesap hareketlerinin gerçeği yansıtmadığını iddia etti.
2021 yılında Medya A.Ş.'den bir, 2022 yılında Kültür A.Ş.'den yedi, 2023 yılında ise altı ihale kazandığını, sonraki yıllarda ise ihaleleri kazanamadığını belirtti. Katıldığı 40 ihalenin yalnızca 14'ünü aldığını, işlerinin büyük bölümünün özel sektörden geldiğini söyledi. Murat Ongun'u hiç görmediğini ve kendisiyle tek bir telefon görüşmesi dahi yapmadığını ifade eden Yılmaz, Emrah Bağdatlı ile ise sektörel ve sosyal çevre nedeniyle görüştüğünü, Galatasaray maçlarında ve ortak arkadaş ortamlarında bir araya geldiklerini anlattı.
11.10 | ERDİNÇ ÇOLAK KÜRSÜDE FENALAŞTI
Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak, “Sayın heyet, bugün 403. gün. 403 gündür bir beton tabutun içindeyim. Bu süre zarfında eğer dünya turuna çıkmış olsaydım büyük ihtimalle şu an dünya turunu tamamlamış olurdum. Ama ben sadece burada yaklaşık 2 saat konuşmak için 403 gün bekliyorum. Yaklaşık 9600 saat. Ve şu an burada 2 saat bir savunma vereceğim. Yetmezmiş gibi, gidip, yaklaşık bir 3 saat daha bu beton tabutun içinde bekliyor olacağım. Aslında benim için yapmanız gereken çok basit bir şey var: Kamu İhale Kanunu'na bakın. Bilirkişi raporunu sunduğunda, ona bakmış olsaydınız belki bugün burada tutuklu olmayacaktım. Ama buna rağmen siz beni burada tutuklu olarak tutuyorsunuz. Benim sağlık sorunlarım olduğunu da iyi biliyorsunuz” dedi.
Yaşadığı ciddi sağlık sorunlarından bahseden Çolak, “Benim 2 tane kalp operasyonu geçirdiğimi, 7 tane kalp stentim olduğunu, 1 kalp damarımın değiştiğini, hipertansiyon hastası olduğumu ve o beton tabutun içinde ölmemek için günde 16 tane ilaç içmem gerektiğini biliyorsunuz Başkanım. Bu da yetmezmiş gibi benim devlet memuru olmadığımı da biliyorsunuz. Şirketimden 1 kuruş para almadığımı, aynı zamanda nafaka ödemem gerektiğini ve benim burada cezalandırırken, evlatlarımı da dışarıda cezalandırmış oluyorsunuz. Hakkımda ne MASAK raporu ne HTS kaydı var ne de herhangi bir gizli tanık veya başka bir tanık tarafından verilmiş olumsuz bir ifade bile yok Başkanım” ifadelerini kullandı.
Ardından, özgeçmişini anlatan Çolak, “Balıkesirliyim. 2 tane evladım var. İstanbul Üniversitesi'nde 4. üniversiteme başladım. 2002-2006 yıllarına kadar Balıkesir'de yazılım geliştirdim. Server ve network sistemleri kurulumu ile desteğini verdim. 2006 yılında Endüstri Mühendisliği'nden iş teklifi aldım ve proje sektörüne geçiş yaptım” diye konuştu.
"Başkanım, biraz şekerim yükseldi…” ifadeleriyle savunmasına devam edemeyen Çolak, bu cümleyi kurduktan sonra fenalaştı ve en yakınındaki sanık sandalyesine oturtuldu. Hemen yanına gelen Çolak’ın avukatı, “Her cezaevi aracında böyle oluyor…” dedi.
Diğer tutuklu isimler ve jandarma Çolak’ın başında bekliyor, sağlık görevlilerinin salona gelmesi bekleniyor. Erdinç Çolak, daha sonra salona gelen sağlık ekipleri tarafından salondan çıkarıldı.
Aykut Erdoğdu, Çolak hakkında, “Cezaevi aracında da hep böyle oluyor. Kan ter içinde kalıyor” dedi. Çolak'ın avukatlarının iddiasına göre ise Erdinç Çolak bayram boyunca diyabet ilaçlarına erişemedi.
Gelişmelerin ardından duruşmaya 15 dakika ara verildiği duyurulmuştu ancak Mahkeme Başkanı daha sonra ara vermekten vazgeçti. Diğer tutuklu isim olan reklamcı Ömür Yılmaz kürsüye gelerek savunmasına başladı.


11.00 | İYİ Kİ DOĞDUN PANKARTLARI
Ekrem İmamoğlu salona gelirken seyirci sıraları “İyi ki doğdun” pankartlarını kaldırdı.
İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, “Canım sevgilim iyi ki doğdun” diye seslendi. Salona girişi sırasında Ekrem İmamoğlu ise, “Fazla uzatmayalım niye doğurdun diye anneme babama dava açarlar” dedi.
Dilek İmamoğlu, duruşma salonuna girmeden önce basın mensuplarına, "Buradaki son doğum günü olsun inşallah, öyle umut ediyorum" ifadelerini kullandı.
NE OLMUŞTU?
İBB davasının dün görülen duruşmasında tutuklu iş insanı Yunus Göçer, organizasyon firması sahibi Hasan Yalaz ve Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Onur Aldı savunma yapmıştı.
Göçer savunmasında AKP miting ve kongrelerine de iş yaptığını belirterek, "Temsilcisi olduğum şirket, 2011 yılında kurulmuş olup kurulum tarihinden itibaren gerek kamuda gerekse özel sektörde birçok iş yapmıştır. Yapmaya da devam etmektedir" ifadelerini kullanmıştı.
Davada mahkeme heyeti, bayram öncesinde yaptığı tutukluluk değerlendirmesinde ise 9 sanığın tahliyesine hükmetmişti.
Tahliye edilen isimler şu şekilde idi:
- İBB personeli yazılım mühendisi İraz Bayrak
- Kültür AŞ Hakediş Şefi Gökhan Köseoğlu
- İBB eski Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş
- CHP Bilgi İşlem Sorumlusu Orhan Gazi Erdoğan
- İş insanı ve Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Seza Büyükçulha
- Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Ahmet Şahin
- Dilek İmamoğlu'nun kardeşi Cevat Kaya
- İBB Avrupa Yakası Zabıta Müdürü Hakan Aplak
Bu kararla birlikte, 107 tutuklu sanıkla başlayan, Beyoğlu Belediyesi dosyasının birleştirilmesiyle İnan Güney’in de aralarında bulunduğu 3 tutuklu ismin eklendiği davada tutuklu sayısı 68'e düşmüştü.
BELEDİYE BAŞKANLARI HALA TUTUKLU
Dosyada İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun yanı sıra Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in tutukluluğu sürüyor.
