CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB davasının duruşması, 43’üncü gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda yapılıyor.
Tutuksuz olarak yargılanan İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu da bugünkü duruşmaya katıldı.
İşte duruşmada anbean yaşananlar...,
12.40 | ARA VERİLDİ
İBB davasında duruşmaya ilk ara verildi.
12.20 | TAHLİYE TALEBİ
Göçer’in ardından avukatı Murat Aydoğan savunma yaptı. Aydoğan, Yunus Göçer hakkındaki suçlamaların somut delillere değil, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin beyanlarına dayandığını savundu.
İddianamede örgüt üyeliği suçlamasına yer verilmediğini belirten Aydoğan, dosyada gizli ortaklık, para transferi, HTS kaydı, MASAK raporu ya da kamu zararını ortaya koyan bir bilirkişi raporu bulunmadığını söyledi.
İhale konusu işlerin eksiksiz yerine getirildiğini ve kamu zararının oluşmadığını öne süren Aydoğan, dolandırıcılık suçunun unsurlarının da oluşmadığını savundu. Göçer’in yalnızca tek bir eylem nedeniyle yargılandığını belirten Aydoğan, dosyanın tefrik edilmesini, bilirkişi incelemesi yapılmasını ve yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunan müvekkilinin tahliyesini talep etti.
10.40 | YUNUS GÖÇER SAVUNMA YAPTI
İBB davasında duruşma iş insanı Yunus Göçer’in savunmasıyla başladı.
Aynı zamanda Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu belirten Göçer, “Hakkımdaki isnatların bir hukuki temeli olmadığı çok açıktır ve heyet tarafından bu durumun görüleceği ve gözetileceği kanaatindeyim. Yalnızca eylem 79’dan yargılanmaktayım. Enteresan olan kısım, İBB ve iştirakleriyle 5, 10, 15, 20 sözleşme yapan firmalar burada değil. Olmamaları da doğru olandır. Sözleşme yapmak burada olmayı gerektirmez. Sözleşme yapmak suç teşkil etmez. Ben ve benim gibi insanlar buradaki kişi sayısını tamamlıyoruz” dedi.
“AKP MİTİNG VE KONGRELERİNE DE İŞ YAPTIM”
Bir hukukçu olarak iddianamenin tamamını okumaya çalıştığını belirten Göçer, “İddianamedeki şirketler için iddia makamı tarafından oluşturulan genel olgu şu şekilde: 2019'da Sayın İmamoğlu'nun İBB Başkanı seçilmesiyle birlikte kurulan şirketler veya daha önce hiçbir varlık gösteremeyen şirketler üzerinden iş yapılmış gibi bir algı yaratılmıştır. Temsilcisi bulunduğum şirket, oluşan bu algıdan dolayı davaya dahil edilmiştir. Temsilcisi olduğum şirket, 2011 yılında kurulmuş olup kurulum tarihinden itibaren gerek kamuda gerekse özel sektörde birçok iş yapmıştır. Yapmaya da devam etmektedir. AK Parti ve AK Parti mitingleri ve kongreleri, CHP mitingleri ve kongreleri” diye konuştu.
“TEK EYLEMLE YARGILANAN BEN TUTUKLUYUM, 14 EYLEMLE YARGILANAN KİŞİ DIŞARIDA”
Eylem 79 kapsamında “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” iddiasıyla yargılanan Göçer, konuya ilişkin şu savunmayı yaptı:
“İddia makamı kamu zararını 18.784.580 TL olarak belirtmiştir. 79. eylemde BTG firmasıyla hiçbir bağlantısı olmayan Wolf Medya'nın sözleşme bedeliyle BTG'nin sözleşme bedeli toplanmış ve bir kamu zararına ulaşılmış. BTG'nin sözleşme bedeli 9.345.000 TL'dir. İddia makamı yine araştırmaya gerek duymadan sözleşme bedelinin tamamını kamu zararı olarak belirtmiştir. Oysaki Covid-19'dan dolayı sözleşmenin tamamı ifa edilememiştir. İfa edilen ve idareye kesilen faturanın toplamı 4.710.000 TL'dir.
Diğer firma yetkilisiyle beraber, yani Wolf Medya'nın sahibiyle beraber gözaltına alındık. 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nde ifadelerimiz alındı. O serbest bırakıldı, ben tutuklandım. İddianameyi incelediğimde iddia makamı beni bir eylemle, yani Eylem 79'la yargılarken; onu 14 eylemle yargılamaktadır. Ben içerideyim, o dışarıda. Olması gereken de onun dışarıda olmasıdır zaten. Ama olması gereken bir şey daha var: Benim de dışarıda olmam gerekiyordu.”
Suçlanmadığı ancak kendisinden bahsedildiği Eylem 80’e ilişkin de konuşan Göçer, kendileriyle ilgili bölümde kamu zararını ortaya koyan somut ya da soyut bir delil bulunmadığını öne sürerek Kültür A.Ş. ile yaptığı sözleşmede hileli bir davranışta bulunmadığını, sözleşme kapsamında 561 bin TL teminat ve 88 bin TL damga vergisi ödediğini, 4 milyon 711 bin TL tutarındaki işi eksiksiz teslim ettiklerini savundu. Yapılan işlere ilişkin faturaların vergi dairesine beyan edilerek vergilerinin ödendiğini kaydetti.
Sözleşmeye ekli birim fiyat cetvellerinin incelenmesi halinde fiyatların piyasanın yüzde 25-30 altında olduğunun görüleceğini ileri süren Göçer, Covid-19 nedeniyle işlerin tamamını gerçekleştiremediklerini, buna rağmen personeli ücretsiz izne çıkarmadıklarını söyledi. Sözleşme süresinin üç ay uzatıldığını ancak fiyat artışı taleplerinin reddedildiğini belirten Göçer, kamu zararının bulunup bulunmadığının bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacağını savunarak bu yönde inceleme yapılmasını talep etti.
İddianamede anlatıldığı gibi gizli işler yapan biri olmadığını söyleyen Göçer, yaptıkları sahne, ses ve ışık sistemlerinin kamuya açık alanlarda kurulduğunu, tüm işlerin kayıtlı, belgeli ve denetlenmiş olduğunu ifade etti. Pandemi döneminde zarar etmelerine rağmen ekipman ve personeli hazır tuttuklarını, sözleşme süresi uzatılmasına rağmen hizmet vermeye devam ettiklerini söyledi.
Göçer, Beylikdüzü Barış ve Sevgi Festivali, Sokakta Sanat Var etkinliği, İBB Tiyatro Günleri, İstanbul’da Bir Sonbahar Kabaresi etkinlikleri ve Gülhane Parkı konserleri gibi çok sayıda organizasyonun hak ediş raporlarıyla kayıt altına alındığını belirtti. Yapılan işlerin önemli bölümünün Maltepe etkinlik alanında gerçekleştirildiğini, fotoğraf ve videoların dosyaya sunulduğunu, etkin pişmanlıktan yararlanan Gökhan Köseoğlu’nun da hak edişlerde eksiklik bulunmadığını beyan ettiğini söyledi.
Tanık beyanlarına da değinen Göçer, Gürkan Coşkun’un kendisi hakkında verdiği ifadelerin husumetten kaynaklandığını öne sürdü. Coşkun ile geçmişte ticari ilişki yaşadıklarını, alacağını icra yoluyla tahsil ettiğini ve daha sonra ortağıyla çalışmaya devam etmesinin ikinci bir anlaşmazlık yarattığını söyledi.
Serdar Haydanlı’nın “BTG Ltd. Şti. sahte fatura kesen şirketlerdendir” yönündeki beyanını da reddeden Göçer, BTG ve Tentek şirketlerinin aile şirketi olduğunu, Tentek’in vergi idaresindeki kod uygulamasından mahkeme kararıyla çıkarıldığını belirtti. Haydanlı ve Kamil Taşçı’nın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla bu yönde beyanda bulunduğunu savundu.
Göçer, temsilcisi olduğu şirkette ve şahsen kamu kurumlarını aldatmaya yönelik herhangi bir kastının bulunmadığını, yaklaşık 140 eylem içinden yalnızca bir eylem nedeniyle suçlandığını ifade etti.
2020 yılında Kültür A.Ş.’den tek bir ihale aldığını, sonrasında İBB veya iştiraklerinden başka ihale almadığını söyleyen Göçer, hakkında örgüt suçlaması da bulunmadığını belirtti. Yaklaşık 10 aydır tutuklu olduğunu hatırlatan Göçer, soruşturmayı öğrendiği halde kaçmadığını, delil karartmadığını ve kimseyi yönlendirmediğini savunarak iddiaların söylentiler yerine somut delillerle değerlendirilmesini istedi.
NE OLMUŞTU?
Davada mahkeme heyeti, bayram öncesinde yaptığı tutukluluk değerlendirmesinde 9 sanığın tahliyesine hükmetmişti.
Tahliye edilen isimler şöyle:
- İBB personeli yazılım mühendisi İraz Bayrak
- Kültür AŞ Hakediş Şefi Gökhan Köseoğlu
- İBB eski Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş
- CHP Bilgi İşlem Sorumlusu Orhan Gazi Erdoğan
- İş insanı ve Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Seza Büyükçulha
- Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Ahmet Şahin
- Dilek İmamoğlu'nun kardeşi Cevat Kaya
- İBB Avrupa Yakası Zabıta Müdürü Hakan Aplak
Bu kararla birlikte, 107 tutuklu sanıkla başlayan, Beyoğlu Belediyesi dosyasının birleştirilmesiyle İnan Güney’in de aralarında bulunduğu 3 tutuklu ismin eklendiği davada tutuklu sayısı 68'e düştü.
BELEDİYE BAŞKANLARI HALA TUTUKLU
Dosyada İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun yanı sıra Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in tutukluluğu sürüyor.
