Dijital çağda akademik özgürlük sınavı: 'Sayısal ölçütler güvenilirliği zedeliyor'

Dijital çağda akademik özgürlük sınavı: 'Sayısal ölçütler güvenilirliği zedeliyor'

27.02.2026 13:19:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Dijital çağda akademik özgürlük sınavı: 'Sayısal ölçütler güvenilirliği zedeliyor'

Dijital çağda akademik özgürlük ve yapay zeka tartışmaları, Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri ile BÜMED’in düzenlediği buluşmada masaya yatırıldı. Konuşmacılar, üniversitenin kamusal rolünden yapay zekanın eşitsizlik riskine kadar pek çok başlıkta çarpıcı uyarılarda bulundu.

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri ile Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nin (BÜMED) ev sahipliğinde düzenlenen “Dijital Çağda Akademik Özgürlükler ve Bilgi Üretimi” buluşması, dün İş Sanat Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Akademisyenler, hukukçular, teknoloji uzmanları, öğrenciler ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı etkinlikte yapay zeka çağında üniversitenin rolü ve akademik özgürlüklerin geleceği kapsamlı biçimde ele alındı.

“ÜNİVERSİTEYİ YENİDEN TANIMLAMAK GEREKİYOR”

Açılış konuşmasını yapan Ankara Üniversitesi’nden Murat Sevinç, Türkiye’de akademik özgürlüklerin tarihsel seyrine dikkat çekti. Sevinç, “Düşünce özgürlüğü konusunda hayli fukara bir tarihe sahibiz. Her dönemde hâkim ideolojiye muhalif olanlar türlü baskılar altında yaşamıştır” ifadelerini kullandı. 1980 sonrası döneme ve YÖK’ün kuruluşuna işaret eden Sevinç, üniversitenin neoliberal dönüşümle birlikte piyasa odaklı bir yapıya evrildiğini belirtti. Sevinç, “Dijital çağın akademide yaratacağı zorunlu değişimi anlayabilmek için öncelikle üniversiteyi tanımlamak gerekiyor. ‘Sona eren nedir?’ sorusu, ‘Üniversite nedir ve ne olmalıdır?’ sorusuyla doğrudan ilişkilidir” dedi.

Image

“YAPAY ZEKÂ BİLİMİ PATLATACAK, AKADEMİYİ ÇATLATACAK”

Moderatörlüğünü Özyeğin Üniversitesi’nden Evren Balta’nın yaptığı panelde Boğaziçi Üniversitesi’nden Cem Say, University College London’dan Gönenç Gürkaynak ve Utrecht Üniversitesi’nden Albert Ali Salah konuştu. Cem Say, yapay zekânın bilimsel gelişmeyi hızlandıracağı görüşünü dile getirerek, “Yapay zekâ bilimi patlatacak, akademiyi çatlatacak” dedi. Say, bilimsel üretimin sayısal ölçütlere indirgenmesini eleştirerek, “Konudan anlamayan yöneticiler sayılara bakarak bilimsel iyilik-kötülük ayrımı yapmaya çalıştı. Yapay zekâ, zaten kötüye giden bu standartlaşma gidişatını bozabilir” ifadelerini kullandı.

“ASIL İMTİHAN HIZA YETİŞME BASKISI”

Gönenç Gürkaynak ise yapay zekânın yarattığı hız baskısına dikkat çekti. Gürkaynak, “Yapay zekâ ile karşı karşıya olduğumuz imtihan hızın baskısı. Akademisyenlikte nefes alıp derin düşünce erdemdir. Hız baskısı derin düşünmenin önünde engel teşkil etmeye başlıyor” diye konuştu.

Image

Yapay zekâ kullanımının intihal tartışmalarını da beraberinde getirdiğini belirten Gürkaynak, “Belki de nereden başladığından ziyade öğrencinin yarattığı katma değere odaklanmamız gerekecek” dedi. Gürkaynak ayrıca, internet hızı ve donanım farklılıklarının eşitsizlikleri artırabileceğini belirtti.

“SAĞLIKLI TOPLUM İÇİN GÜÇLÜ AKADEMİ ŞART”

Albert Ali Salah ise akademik değerlendirmenin sayısal ölçütlere indirgenmesinin üniversitenin toplumsal güvenilirliğini zedelediğini ifade etti. Salah, “Bir bilim insanının değeri kaç makale yazdığıyla, kaç atıf aldığıyla ölçülemez” dedi.

Toplumun güvenilir bilgiye duyduğu ihtiyacın arttığını vurgulayan Salah, “Sağlıklı bir toplum için güçlü bir akademiye, sağlam ve bağımsız bir hukuk sistemine, özgür basına ihtiyaç var. Bunlardan biri tehlikedeyse bunun etkileri her tarafta hissedilir” ifadelerini kullandı.