Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği mutlak butlan kararına tepki gösterdi.
KESK: İSTİNAF MAHKEMESİNİN KARARI, DEMOKRATİK SİYASETE VURULMUŞ AÇIK BİR DARBEDİR
KESK Yürütme Kurulu, sosyal medya hesabından yapılan “Demokrasiyi Savunmaya Devam Edeceğiz” başlıklı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"AKP iktidarı, muhalefeti yok etmek ve toplumsal muhalefeti sindirmek için bir kez daha bir yargı sopasına sarılmıştır. İstinaf mahkemesinin bugün CHP kurultayına yönelik verdiği 'mutlak butlan' kararı, demokratik siyasete vurulmuş açık bir darbedir. Halkın iradesini gasp eden kayyum politikalarının bir başka tezahürü olan bu sipariş karar yok hükmündedir. Yargı eliyle siyaseti dizayn etme çabalarına, irade gasplarına ve antidemokratik müdahalelere karşı demokrasiyi, adaleti ve halkın iradesini savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz."
TMMOB: MUTLAK BUTLAN KARARI KABUL EDİLEMEZ!
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı’na ilişkin “mutlak butlan” kararına ilişkin 21 Mayıs 2026 tarihinde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada şunlara yer verildi:
"Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayı’na ilişkin “mutlak butlan” kararı, uzun süredir ülkemizde derinleşen demokrasi ve hukuk krizinin yeni bir halkası olmuştur. Söz konusu siyasi kararla bir kez daha yargı eliyle demokratik süreçlere, halkın iradesine ve siyasete müdahale edilmekte, tüm toplumsal muhalefete gözdağı verilmektedir. Yaşanan hukuksuzluklar, mevcut toplumsal krizleri daha da derinleştirmekte, toplumun demokrasiye duyduğu güveni aşındırmaktadır. Oysa ülkemizin ihtiyacı; baskıyı, kutuplaşmayı ve hukuksuzluğu büyütmek değil, halk egemenliğini esas alan demokratik bir hukuk düzenidir. Siyasal iktidarı, hukuk dışı ve keyfi uygulamalarla ülkeyi kendi siyasal ihtiyaçlarına göre tanzim etmek yerine, asli görevi olan, halkın yaşadığı derin ekonomik ve toplumsal sorunlara çözüm üretmeye çağırıyoruz. TMMOB olarak demokrasiye, hukuk devletine, halk iradesine ve toplumsal barışa yönelik her türlü müdahalenin karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Eşit, özgür, demokratik bir Türkiye mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz."
DİSK: EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu da yaptığı paylaşımda "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" dedi.
DİSKin paylaşımı şöyle oldu:
"Halkın seçtiklerini hapse atarak, belediyelere ve en sonunda rakip siyasi partilere kayyum atayarak iktidarlarını sürdürmeye çalışanlar bilsinler ki halktan büyük bir güç yoktur.
Başta işçi sınıfı olmak üzere tüm yurttaşlarımıza düşen görev, “içinde bulunduğumuz vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeden” elimizde kalan son demokratik haklarımıza, seçme ve seçilme hakkımıza sonuna kadar sahip çıkmaktır.
İstanbul ve İzmir Barosu da yaptığı açıklamada kararın hukuksuzluğuna dikkat çekti."
KAMU-İŞ: ANA MUHALEFETE BUTLAN, DEMOKRASİYE DARBEDİR; KABUL EDİLEMEZ!
Kamu-İş Konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu da yayımladığı açıklamada kararı kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Türkiye demokrasisi karanlık bir eşikten geçmektedir.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi tarafından verilen 'tedbirli mutlak butlan’ kararı, açıkça hukukun siyasete alet edilmesidir. Bu karar, mevcut parti yönetimini anti-demokratik yollarla uzaklaştırma ve ana muhalefeti yargı eliyle dizayn etme operasyonudur.
Mahkemenin bu kararının; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “seçim startı” olarak yorumlanan konuşmasının hemen ardından gelmesi, zamanlama açısından tesadüf olamayacak kadar dikkat çekicidir.
Büyük resme baktığımızda; CHP’li belediyelere atanan kayyumlar, şantaj iddialarıyla gündeme gelen siyasi ‘transferler’, güçlü cumhurbaşkanı adaylarına yönelik yargı kıskacı ve diploma iptalleriyle örülen bu süreç, Türkiye’yi adım adım bir "seçimsizleştirme" girdabına sürüklemektedir. CHP’ye yönelik butlan kararı, bu tehlikeli süreci daha da hızlandırmıştır.
Her zaman adaletten ve Cumhuriyetimizin asırlık demokrasi kültüründen yana olan Kamu-İş olarak altını çiziyoruz: Son seçimlerden birinci parti olarak çıkmış ana muhalefet partisinin yargı eliyle hizaya getirilmeye çalışılması asla kabul edilemez. Bu karar; hem köklü demokrasi kültürümüze hem de halkın seçme ve seçilme hakkına indirilmiş ağır bir darbedir.
Bu butlan kararı, bu ülkenin asil vatandaşlarına; "Senin oyunun da tercihlerinin de bir önemi yok; sen iktidarı bırak, muhalefeti bile değiştiremezsin" demektir. Bu hamle, "milli iradeyi" dillerinden düşürmeyenlerin, kendi elleriyle milli iradeyi yok saymasıdır.
Sandıkta bulunamayan ‘irade’, mahkeme salonlarında aranmaz!
Demokrasiye ve Anayasa’ya aykırı bu kararı şiddetle kınıyor; bağımsız ve tarafsız bir yargının tesis edilmesinin ülkenin her bir ferdi için nefes kadar acil bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha yüksek sesle vurguluyoruz."
İSTANBUL BAROSU: “ÇOK PARTİLİ YAŞAM AÇISINDAN AĞIR SONUÇLAR DOĞURUR”
İstanbul Barosu'nun açıklaması şöyle:
"Cumhuriyet Halk Partisi hakkında bugün verilen 'mutlak butlan' kararı, Türkiye’de siyasi partilere ve demokratik siyasal yaşama yönelik son derece ağır ve tehlikeli bir darbedir. Hukukun, adaletin ve yargı kurumlarının siyasal alanı dizayn etmenin aracı haline getirilmesi; bir siyasi partinin kurultay iradesine mahkeme eliyle müdahale edilmesi, yalnızca bir siyasi partiye ilişkin hukuki bir tasarruf olarak değerlendirilemez. Bu durum, doğrudan demokratik anayasal düzene yönelen açık bir müdahaledir.
Anayasa’nın 67, 68 ve 79. maddeleri; seçme ve seçilme hakkını, çoğulcu demokratik siyasal yaşamı ve seçimlerin yönetim ve denetiminin münhasıran Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisinde olduğunu güvence altına almaktadır. Siyasi partilerin kongre ve kurultay süreçleri de seçim hukuku rejiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle seçim kurullarının gözetim ve denetiminden geçerek oluşmuş siyasal iradenin, sonradan 'mutlak butlan' kavramı genişletilmek suretiyle hükümsüz sayılması; hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gibi seçme ve seçilme hakkının özüne yönelik açık bir müdahale niteliği taşımaktadır.
"ANAYASAL DEMOKRASİNİN GELECEĞİ BAKIMINDAN SON DERECE AĞIR SONUÇLAR DOĞURMA POTANSİYELİ TAŞIYAN BİR GELİŞME"
Bir siyasi partinin kurultayının yok hükmünde sayılması; milyonlarca yurttaşın siyasal tercihinin, temsil iradesinin ve demokratik katılım hakkının tartışmalı hale getirilmesi anlamına gelir. Bu yönüyle verilen karar, yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi değil; Türkiye’de çok partili siyasal yaşamın, hukuk güvenliği ilkesinin ve anayasal demokrasinin geleceği bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan bir gelişmedir.
Demokratik toplumlarda siyasal meşruiyetin temel kaynağı halk iradesidir. Yargının görevi siyasal alanı yeniden şekillendirmek değil; hukuku, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik anayasal düzeni korumaktır. Aksi ülkemizde gerçekleşen gerek siyasi partilerin iç yönetim seçimleri ve gerekse Türkiye’de yapılmış tüm seçimlerin her zaman yıllar sonra yargının konusu yapılabilmesinin önünü açabilecek bir karar olduğu görülmektedir.
İstanbul Barosu olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve anayasal düzeni savunmaya devam edeceğimizi; yargının siyasal alanı dizayn etme aracına dönüştürülmesine karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi sürdüreceğimizi ve sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz"
İZMİR BAROSU: “YARGI DARBESİYLE ÜLKE YÖNETİLEMEZ”
İzmir Barosu, internet sitesinden yaptığı paylaşımda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptali kararıyla ilgili, şunları kaydetti:
“Yargı darbesiyle ülke yönetilemez Bugün Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen ‘mutlak butlan’ kararı ve bu karar üzerinden partinin seçilmiş yönetiminin tartışmaya açılması, demokratik siyasal yaşama yönelik ağır bir müdahaledir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş ve meşru Genel Başkanı Özgür Özel’dir. Ana muhalefet partisinin seçilmiş yönetiminin, siyasi saiklerle yürütülen bir ‘mutlak butlan’ tartışması üzerinden görevden uzaklaştırılmaya çalışılması, yalnızca bir partiye değil, çok partili demokratik yaşama yönelmiş ciddi bir tehdit niteliğindedir. Hukuki güvenlik ilkesinden uzak bu yaklaşımın, demokratik siyaseti yargı yoluyla dizayn etme girişimine dönüştüğü görülmektedir. 19 Mart süreciyle başlayan baskı politikaları, bugün yeni bir aşamaya taşınmıştır. Siyasal iktidarın, yargı mekanizmaları üzerinden muhalefeti etkisizleştirmeye, toplumsal iradeyi denetim altına almaya ve seçme-seçilme hakkını fiilen aşındırmaya yöneldiği açıktır. Demokrasi yalnızca sandığın varlığı değil, halkın iradesinin özgürce ortaya çıkabilmesidir.
Cumhuriyet, yurttaşların eşitliği ve halk egemenliği üzerine kurulmuştur. Bu nedenle demokrasiye, hukuka ve halk iradesine sahip çıkmak; yalnızca siyasal bir tutum değil, Cumhuriyete karşı tarihsel bir sorumluluktur. Muhalefeti zayıflatarak toplumu seçeneksiz bırakmak isteyen her girişim, yalnızca siyasal alanı değil, yurttaşların yaşam koşullarını, adalet duygusunu ve toplumsal barışı da hedef almaktadır. Bugün ihtiyaç duyulan şey, daha fazla baskı değil, daha fazla hukuk, daha fazla korku değil, daha fazla demokrasi, daha fazla biat değil, örgütlü halk iradesidir. İzmir Barosu olarak, hukukun üstünlüğünü, demokratik toplum düzenini, yurttaşların seçme ve seçilme hakkını ve halk iradesinin meşruiyetini savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna bildiririz.”
ANKARA BAROSU: BU HUKUKA AYKIRILIK İVEDİ ŞEKİLDE ORTADAN KALDIRILILMALI
Ankara Barosu tarafından yapılan açıklama ise şöyle oldu:
"Mutlak Demokrasi!
Cumhuriyet Halk Partisinin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayının ve bu tarihten sonra yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan kararların mutlak butlan nedeniyle malul olduğu gerekçesiyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesince iptal edildiği, 38. Olağan Seçimli Kurultayda seçilen Genel Başkan, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi üyelerinin ve Yüksek Disiplin kurulu üyelerinin görevden uzaklaştırıldığı ve 4-5 Kasım 2023 tarihli Kurultay öncesi görevde bulunan Genel Başkan ve Parti organlarının karar kesinleşinceye kadar tedbiren görev üstlenmelerine karar verildiği öğrenilmiştir.
Anayasa’ya, Siyasi Partiler Kanunu’na göre bir siyasi partinin kurultayının hukuka uygunluğu hakkında karar alma yetkisi ne asliye hukuk mahkemelerinde ne de bölge adliye mahkemelerindedir. Seçim yargısındaki yetkili merciler seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kuruludur. Bu çerçevede adli yargının verdiği iptal kararları açıkça hukuka aykırıdır. Yargının parti içi demokrasiye hukuksuz müdahalesi demokrasimize ağır ve telafisi güç zararlar vermektedir.
Ankara Barosu olarak; yargının demokrasinin işleyişinde bir dizayn etme aracı olamayacağını, demokrasinin ve halk iradesinin işleyişinde hukukun uygulayıcısı görevini üstlenmesi gerektiğini, alınan kararın hukuka aykırı olduğunu, bu hukuka aykırılığın ivedi şekilde ortadan kaldırılması gerekliliğini vurgular; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı savunmaya devam edeceğimizi bildiririz.
Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur."
