Diyarbakır’da üniversite öğrencileri, kadın cinayetlerine karşı yürüdü: 'Her şüpheli ölüm, her faili meçhul dosya titizlikle araştırılmalı'

Diyarbakır’da üniversite öğrencileri, kadın cinayetlerine karşı yürüdü: 'Her şüpheli ölüm, her faili meçhul dosya titizlikle araştırılmalı'

28.04.2026 13:54:00
Güncellenme:
ANKA
Takip Et:
Diyarbakır’da üniversite öğrencileri, kadın cinayetlerine karşı yürüdü: 'Her şüpheli ölüm, her faili meçhul dosya titizlikle araştırılmalı'

Kadın cinayetlerine karşı tepki göstermek amacıyla Dicle Üniversitesi kampüsünde yürüyüş düzenleyen üniversite öğrencileri, “Etkin yürütülmeyen soruşturmalar, karartılan deliller, geciken süreçler ve sessizlik; toplumsal adalet ve vicdan duygusunu zedelemektedir. Oysa yaşam hakkı kutsaldır ve her kayıp, her şüpheli ölüm, her faili meçhul dosya titizlikle araştırılmak zorundadır” çağrısında bulundu.

Dicle Üniversitesi öğrencileri kadın cinayetlerine tepki göstermek amacıyla Fen Fakültesi'nden Eğitim Fakültesi'ne yürüyüş düzenlendi.

Yürüyüşün ardından açıklama yapan üniversite öğrencileri, şüpheli ölüm ve faili meçhul dosyaların titizlikle araştırılması gerektiğini belirtti.

Öğrenciler adına açıklama yapan Esra Pekür, bugün yalnızca yürümek için değil, gerçeklerin gün yüzüne çıkması için toplandıklarını belirterek, “Kadınlar kaybettiriliyor, çocuklar korunmuyor, gençler yaşamdan koparılıyor. Ardından dosyalar kapatılıyor, deliller karartılıyor, sorumlular korunuyor. Çünkü bu erkek egemen sistem gerçeği ortaya çıkarmaktan değil, gerçeği örtmekten beslenmektedir. Gülistan, İpek, Narin, Rojwelat ve Rojin gibi aydınlatılmayan dosyalar; tesadüflerin, ihmallerin ya da birkaç görevlinin hatasının sonucu değildir. Bu dosyalar, erkek egemen devlet aklının ve cezasızlık politikasının ürünüdür; münferit değil, cezasızlığı büyüten, erkek egemenliğini koruyan, adaleti siyasallaştıran sistemin sonucudur” dedi.

Cezasızlığın yeni acıların, kayıpların önünü açtığını dile getiren Pekür, “Etkin yürütülmeyen soruşturmalar, karartılan deliller, geciken süreçler ve sessizlik, toplumsal adalet ve vicdan duygusunu zedelemektedir. Oysa yaşam hakkı kutsaldır ve her kayıp, her şüpheli ölüm, her faili meçhul dosya titizlikle araştırılmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

“UCU NEREYE GİDERSE GİTSİN” DİYORSANIZ, O UÇ NEREYE GİDİYORSA ORAYA KADAR GİDİN”

Pekür, kayıp Gülistan Doku soruşturmasına da değinerek, şöyle devam etti:

“Gülistan Doku dosyasının yıllarca aydınlatılmaması devletin gücünün yetmediğini değil, o gücün, hakikati ortaya çıkarmak yerine hakikatin üzerine çöken bir gölgeye dönüştüğünü bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. O yüzden yapılması gereken şey, bu karanlığı üreten erkek egemen sistemi yıkmaktır.

Bu dosyada dönemin tüm sorumluları, valisinden emniyet müdürüne, rektöründen sağlık müdürüne kadar tüm kamu görevlileri sorumludur, sorgulanmalıdır. 'Ucu nereye giderse gitsin' diyorsanız, o uç nereye gidiyorsa oraya kadar gidin. Gülistan ve kaybedilen, katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar susmayacağız."

“ÜSTÜ ÖRTÜLMEYE ÇALIŞILAN KADIN CİNAYETLERİNE VE ŞÜPHELİ BIRAKILAN ÖLÜMLERE SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

"Kadınların yaşamını hiçe sayan erkek egemen politikalardan hesap soracağız. Yargıyı sarayın ve iktidarın aparatı haline getirenlerden hesap soracağız. Delilleri karartanlardan, soruşturmaları sürüncemede bırakanlardan hesap soracağız. Bizler de üniversiteli gençler ve genç kadınlar olarak özel savaş politikalarınızın karanlığına teslim olmayacağız.

Üstü örtülmeye çalışılan kadın cinayetlerine ve şüpheli bırakılan ölümlere karşı sessiz kalmayacağız, kampüslerden sokaklara mücadelemizi sürdüreceğiz. Mücadelemizi her yerde daha da büyütüp kadın devrimi ile taçlandıracağız.”