Eski Diyanet yöneticisi Ahmet Yaman’dan ‘üvey çocuk’larla nikâha ilişkin fetva gibi yazı

Eski Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaman kitabında, evlenme yasağına ilişkin cinsel birliktelik şartına işaret etti.

21 Aralık 2021 Salı, 04:00
Eski Diyanet yöneticisi Ahmet Yaman’dan ‘üvey çocuk’larla nikâha ilişkin fetva gibi yazı
Abone Ol google-news

Evliliğin, “evlenmediği takdirde zina yapacağı korkusu taşıyanlar” için farz ya da vacip olduğunu belirten eski Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaman’ın kitabında, “üvey çocuklara” da değindiği ortaya çıktı. Evlenme yasağına ilişkin cinsel birliktelik şartına işaret eden Yaman, “nikâhtan sonra eşle cinsel birleşme olmadan ayrılma söz konusu olmuşsa o eşin başka evlilikten olma çocuğu ile evlenmenin mümkün olduğunu ancak eşle cinsel birleşme olursa artık üvey çocuklarla evlenilemeyeceğini” savundu. İlahiyatçı ve felsefeci Prof. Dr. Şahin Filiz, kitapta, nikâhın tamamlanma koşulu olarak cinsel ilişkinin öne sürüldüğünü vurgulayarak, “Bu ifadeler, Türk kültürüne taban taban aykırı. Nikâhı meşrulaştıran araç olarak cinsel ilişkiyi şart koşmak, üvey çocukla evlenmek gibi bir ucubeyi, tecavüz gibi şeyleri nikâh ile meşrulaştırmak anlamına gelir” tepkisini gösterdi.

Cumhuriyet, daha önce Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi olan ve halen Türkiye Katılım Bankaları Birliği Danışma Kurulu üyeliği yapan Prof. Dr. Yaman’ın, Diyanet tarafından yayımlanan Aile Hayatı adlı kitabında, evliliğin, “evlenmediği takdirde zina yapacağı korkusu taşıyanlar” için farz ya da vacip, “eşine eziyet çektirme ve haksızlık yapma ihtimali bulunan kimseler için mekruh, zulüm ihtimalinin kesinlik taşıması durumunda ise haram” olduğunu belirttiğini gündeme getirmişti. Kitapta, nikâha ve üvey çocuklara ilişkin kısım da dikkat çekti. 

"CİNSEL BİRLEŞME" ŞARTI!

Evlilik kaynaklı hısımlık nedeniyle dört grupla ebediyyen evlenilemeyeceği belirtilen kitapta, bu dört grubun “baba veya dedenin hanımları, yani üvey anne ve nineler; çocuk veya torunların eşleri, yani gelinler; kayınvalide ve nineler ile üvey kızlar” olduğu belirtildi. Bu kısma düşülen üvey çocuk notunda ise “İlk üç grupta evliliğin yasak hale gelmesi için sadece nikâh akdinin yapılmış olması yeterli iken son grupta nikâhın yanında cinsel birleşmenin varlığı da şarttır. Daha açık bir ifadeyle, nikâhtan sonra eşle cinsel birleşme olmadan ayrılma söz konusu olmuşsa o eşin başka evlilikten olma çocuğu ile evlenmek mümkündür. Fakat eşle cinsel birleşme olursa artık üvey çocuklarla hiçbir şekilde evlenilemez” denildi.

"TÜRK KÜLTÜRÜ İLE İLGİSİ YOK"

İlahiyatçı ve felsefeci Prof. Dr. Şahin Filiz ise bu açıklamaya tepki gösterdi. İlgili kısımda cinsel birlikteliğin nikâhı meşrulaştıran bir anlam taşıdığı, bu nedenle cinsel birlikteliğin nikâhın önüne geçtiğini belirten Filiz, bu ifadelerin “Arap kültürünün dini yorumlaması ile ilgili bir çıkarım olduğunu” vurgulayarak “Yerel kültürlere göre verilmiş fetvalar, evrensel bir din için nas, yani genel geçer hüküm sayılmaz. Türk kültüründe kesinlikle üvey çocukla evlenmek olumlu karşılanmaz. Bu ifadeler, Türk kültürüne taban taban aykırıdır” dedi. Kitabın ilgili kısmında, “cinsel birleşmenin, nikâh akdinin esas şartı olarak kabul edildiğini” söyleyen Filiz, “Eşle nikâh akdi ancak cinsel birleşme ile tamamlandığı ve meşrulaştığı için bu birleşme yoksa nikâh da yoktur anlamına geliyor. Nikâhı meşrulaştıran araç olarak cinsel ilişkiyi şart koşmak, üvey çocukla evlenmek gibi bir ucubeyi, tecavüz gibi şeyleri nikâh ile meşrulaştırmak anlamına gelir. Oysa nikâh akdi, başlı başına bir anlaşmadır” ifadelerini kullandı.

Kitabın, “evliliği, nikâhı, cinsel birleşmeyi birbirine karıştırdığını, kimi zaman birbirinin yerine kullandığını, kimi zaman da çatıştırdığını” söyleyen Filiz, “Bu da Arap kültürünün çelişkili yapısından ve ilkel uygulamalarından kaynaklanıyor. Bunları evrensel din olan İslamın genel yasaları olarak Türk toplumuna dayatmak, toplumu ve kültürü yok saymak demek. Bu ifadelerin, Türk kültürü ve yaşam felsefesi ile ilgisi yok. Tamamen Arap kültüründen yola çıkılarak dini nasların yorumlanmasından kaynaklanan ifadeler. Herhangi bir kültüre dayanılarak ortaya konulan fetvalar, Türk ulusunu bağlamaz” diye konuştu.