Gezi direnişinde Mücella Yapıcı ve kızına çıplak arama işkencesi yapan polislerin duruşması görüldü

Olaydan sekiz yıl sonra hazırlanan iddianamede aramayı yapan iki polis ve nezarethane amirinin “işkence” suçundan üç yıldan 12 yıla kadar hapsi isteniyor.

10 Kasım 2021 Çarşamba, 04:00
Gezi direnişinde Mücella Yapıcı ve kızına çıplak arama işkencesi yapan polislerin duruşması görüldü
Abone Ol google-news

Gezi direnişi sırasında gözaltına alınan Taksim Dayanışması’ndan Mücella Yapıcı ve kızı Cansu Yapıcı’ya uygulanan çıplak arama için iki kadın polis ve nezarethane amiri hakkında açılan davanın duruşması dün görüldü. Çıplak arama anını gözyaşları içinde anlatan Yapıcı, “İki kadın polis vardı, ‘soyun’ dediler. İtiraz ettim. Ben yaşlı bir kadınım. Çömelttiler. ‘Utanma’ dediler. Ben de ‘niye utanayım siz annenizin yüzüne bakarken utanın’ dedim” diye konuştu. 

Gezi direnişi sırasında aralarında Mücella Yapıcı ve kızı Cansu Yapıcı’nın da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. Dört gün boyunca İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulan Yapıcı ve kızı çıplak aramaya maruz kalmıştı. Olaydan sekiz yıl sonra hazırlanan iddianamede aramayı yapan iki polis ve nezarethane amirinin ‘işkence’ suçundan üç yıldan 12 yıla kadar hapsi isteniyor. 

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmanın ikinci celsesine müştekiler Mücella Yapıcı, Cansu Yapıcı ve avukatları Meriç Eyyüboğlu katılırken sanık polis L. M. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Sanık S.E.K. ve C.B. ise duruşmaya katılmadı. Sanık L.M. iddiaları yalanlayarak, “15 yıl boyunca emniyet teşkilatında görev yaptım. 8 Temmuz’da gözaltı sayısı çok fazlaydı. Suçlamaları kabul etmiyorum” dedi. 

‘BEN NİYE UTANAYIM’

Ardından söz alan Mücella Yapıcı yapılanları anlatmanın çok zor olduğunu dile getirerek, “Biz çağrılar üzerine kızım Cansu ile Gezi Parkı’na gittik. Benim yüzümden Cansu da gözaltına alındı. Apar topar gözaltı aracına götürüldük. Tacizler araçta başladı. Çok ağır şeyler yapıldı. Yaşım itibarıyla ‘senin bir gözün toprağa bakıyor. Git evde namazını kıl’ dediler. Orada mide kanaması geçirdim. Çok ciddi kalp, tansiyon, damar ve KOAH hastasıyım. Hastanede de bunu biliyorlardı. Sonra emniyete getirildik. Didik didik arandık” dedi. Yapıcı, kızıyla kendini aynı hücreye koyduklarını dile getirerek, “Gözaltına alındığımızda bir sürü boş oda vardı. Buna rağmen inanılmaz havasızdı. Sonra polisler geldi ve ‘İnce arayacağız’ dediler. Başka bir yere götürdüler, soyunmamı istediler. Ayıptır söylemesi ben o yaşıma kadar ilk defa gözaltına alındım. İki kadın polis vardı, ‘soyun’ dediler. İtiraz ettim. Ben yaşlı bir kadınım iki çocuk doğurdum. Çömelttiler. ‘Utanma’ dediler. Ben de ‘niye utanayım siz annenizin yüzüne bakarken utanın’ dedim” diye konuştu. 

‘SİSTEM DEĞİŞMELİ’

Yapıcı şöyle devam etti: “İlaçlarımı istediğimde ‘Burada senin uşağın mı var’ dediler. Klima çalışmadığı için nefes almak mümkün değildi. Resmen mesane işkencesi yaptılar. Bir keresinde ‘Oraya yap’ dediler. Karanlık bir hücreye götürdüler. Bir kız çocuğu vardı orada. Su içmemiş tuvalete gitmemek için, çünkü tuvalete giderken de elle taciz oluyormuş. Bunlar bize niye yapıldı? Bize işkence yapıldı. Bunları anlatmak da işkence. Sanıklardan şikâyetçiyim, bu sistemden şikâyetçiyim.”

‘9 YILDIR BUNUNLA YAŞIYORUZ’

Mücella Yapıcı’dan sonra kızı Cansu Yapıcı söz aldı. Yapıcı, “Sekiz senedir bu anlattıklarımızın bir karşılığının olması gerekiyor. Gözaltına alındığımda uzun süredir uğraştığım bir hastalığım nedeniyle kanamam vardı. Hastaneye gittiğimizde ped istedim. ‘Bunun bizimle bir alakası yok. Darp var mı yok mu ona bakıyoruz’ dendi. Kadın görevli yoktu. Üçüncü veya dördüncü gün geldi kadın görevliler. Nezarethaneye indiğimizde ‘ince arama’ diye bir şey denilerek başka bir yere götürüldük. Çıplak arandım. Dokuz senedir bununla yaşıyoruz. Şikâyetçiyim. Sadece polislerle ilgili de bir şey değil, bu sistemin çözülmesi gerekiyor” dedi. 

Mahkeme, ifadesi alınamayan sanık polis S.E.K’nin savunma vermekten kaçındığını belirterek hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar verdi. Duruşma şubat ayına ertelendi.