Adalet Bakanlığı bünyesinde, uyuşturucudan terör suçlarına kadar ayrı suç tiplerine özgülenmiş yeni daire başkanlıkları kurulacağının açıklanmasının ardından İstanbul Barosu konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.
“Yargısal faaliyetler bakanlık eliyle yürütülemez” başlığı altında yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi.
“Adalet Bakanlığı bünyesinde, uyuşturucudan terör suçlarına kadar ayrı suç tiplerine özgülenmiş yeni daire başkanlıkları kurulacağının açıklanmasının hemen ardından dün de Adalet Bakanı, geliştirdikleri yeni bir uygulama sayesinde artık vatandaşların yapay zeka desteğiyle, avukata gerek olmadan kendi dava dilekçelerini hazırlayabileceklerini belirtti. Hukuki meselelerde mütalaa vermek, dava etmek, adli işlemleri takip etmek, bu işlere ait bütün evrakları düzenlemek yetkisi Avukatlık Kanunu uyarınca münhasıran baro levhasına kayıtlı avukatlara aittir. Bu hizmetlerin gerek Adalet Bakanlığı gerekse de başkaca kişi veya kurumlar eliyle verilmesi kanunen yasaktır. Kaldı ki yapay zeka desteğiyle hukukçu olmayan kişilere yapılacak yardımın nitelikli bir savunma hizmeti sunması mümkün olmayıp, yurttaşların hukuki hak ve menfaatlerini zedeleyeceği açıktır.
“AVUKATSIZ YARGILAMA, ADİL YARGILANMA HAKKININ AÇIK BİR İHLALİ SONUCUNU DOĞURMAKTADIR”
Avukatlık hizmeti almak için maddi durumu yeterli olmayan yurttaşlar açısından çözüm, avukatın yerini yapay zeka ile ikame etmeye çalışmak değil, sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak avukatlık hizmetine erişimi arttıracak Adli Yardım ve CMK uygulaması ile zorunlu avukatlığın kapsamını ve kapasitesini genişletmektir. Avukatsız yargılama, adil yargılanma hakkının açık bir ihlali sonucunu doğurmaktadır. Gerek AİHM’nin 6. maddeyle ilgili içtihatlarında, gerekse BM CEDAW Komitesinin 2017 tarihli 35 nolu Genel Tavsiye Kararı'nda, adil yargılanma hakkı için ücretsiz adli yardım hizmeti tek başına yeterli görülmemekte, aynı zamanda nitelikli hukuki destek sağlanmasının önemi vurgulanmaktadır. Adalet Bakanlığının suç tiplerine özgü yeni daire başkanlıkları kurması ve yine yurttaşlara avukatlık hizmeti vereceklerini belirtmesi esasen ‘yargının siyasallaşması’ durumunun giderek ‘siyasetin yargısallaşması’na evrildiğinin açık bir göstergesidir. Uzun yıllardır kamuoyunda tartışılan yargının siyasi iktidar tarafından bir araç olarak kullanılması durumu, Adalet Bakanlığının bizzat savcılık faaliyeti yürütmesi ve avukatlık hizmeti vermeye dönük çalışmalar yapmasıyla artık kendisini bir yargısal kurum olarak da görmeye başladığını ve 2017 Anayasa değişikliği ile idari bir makam olarak kurgulanan bakanlığın güdümünde ‘yargısallaştığını’ göstermektedir.
“SAVUNMANIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ VE BAĞIMSIZLIĞINI KORUMAYA ISRARLA DEVAM EDECEĞİZ”
Sav, savunma ve hüküm üçlüsünü kendi bağrında toplamaya çalışan tek kişi iktidarı ve idari ajanlarının; hem politika belirleyici olması, hem yasama faaliyetlerine müdahale etmesi hem de yargısal süreçlerin tarafı ve yönlendiricisi olması kuvvetler ayrılığı ilkesini de tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bilinmelidir ki; yargı ancak her üç sacayağının birbirinden ayrı ve bağımsız bir konumda olmasıyla yürütülebilir. Sav-savunma diyalektiği olmaksızın yargısal faaliyet yürütülemez. İstanbul Barosu olarak, sav-savunma ve hükmün idari birim olarak tasarlanan bakanlığın güdümünde toplanmasına izin vermeyecek, savunmanın özgürlüğünü ve bağımsızlığını korumaya ısrarla devam edeceğiz.
