Son haftalarda Belgrad Ormanı'nın yapılaşmaya ve imara açılacağı yönündeki endişeler büyürken, Ormancılık Haftası ve Dünya Su Günü kapsamında İstanbul’un akciğerlerinde bugün bir yürüyüş düzenlendi. Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) Marmara Şubesi ve İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu tarafından düzenlenen yürüyüşte orman ekosistemi ve su tarihi konuşulurken, rant odaklı projelere karşı Belgrad Ormanı'nın sonuna kadar savunulacağı dile getirildi.
Yağmurlu havaya rağmen yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte, doğanın korunmasının hayati önemi ve güncel hukuki tehditler masaya yatırıldı.
“ŞEHİRLERDE FARKLI ALANLAR YARATILABİLİR FAKAT ORMANIMIZIN ORMAN OLARAK KALMASINA İHTİYACIMIZ VAR”
Yürüyüş boyunca, ormanın kendi doğal dengesi içinde kalması gerektiği vurgulandı. Etkinliğin düzenleyicilerinden İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu Başkanı Gülay Çolak Çalışkan, Türkiye Ormancılar Derneği ile yapılan çalışmanın önemine değinerek, ormanın savunucusu olduklarının altını çizdi.
Avukat Çalışkan, "Yürüyüş rotasını belirlerken amacımız, ormanda yapılaşma olan bölge ile doğanın kendi halindeki farkını görmekti... İstanbul için ormanın kıymet tartışılmaz. Ama maalesef bizler de bazen 'Çamurlu yolda yürümeyelim, tuvalet, restoran olsun' diyoruz. Ancak bunların ormanda olmaması lazım. Şehirlerde farklı alanlar yaratılabilir fakat ormanımızın orman olarak kalmasına ihtiyacımız var" diye konuştu.
"BELGRAD ORMANI, BİZ ORMANCILAR İÇİN TARTIŞMASIZ KIRMIZI ÇİZGİMİZ VE EN HASSAS NOKTAMIZDIR"
"Milli Parklar Kanunu'ndaki değişikliklere ve orman niteliğine aykırı uygulamalara" karşı duyulan endişe de etkinlik sırasında bir kez daha dile getirildi.
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülen Özalp, yapılan statü değişikliklerinin ardındaki asıl tehlikeye dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Milli park statüsü bahanesiyle orman aslında her türlü yapılaşmaya, altyapı çalışmalarına, hatta maden ve taş ocaklarına bile açılabilme tehlikesiyle karşı karşıya. Burası korunması gereken hem tarihi hem kültürel hem de doğal bir varlık. Bu nedenle Belgrad Ormanı, biz ormancılar için tartışmasız kırmızı çizgimiz ve en hassas noktamızdır."
Etkinlikte orman ekosisteminin görünmeyen kahramanlarına da dikkat çekildi. Gülen Özalp, ormanda bırakılan ölü ağaçların ekolojik döngüdeki yerine değinerek, "'Ayakta kuru' dediğimiz ya da devrik şekilde ormanda bırakılan ölü ağaçların büyük yararı var. Çünkü oradaki mikroorganizmalar, mantarlar ve her türlü canlı, bir sistemi besleyen vazgeçilmez unsurlardır" ifadelerini kullandı.
"MİLLİ PARKLAR TEHLİKE ALTINDA"
Orman ve Su Haftası'nda gerçekleşen yürüyüşte, doğayı tehdit eden son yasal düzenlemeler de anımsatıldı. İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu Yürütme Kurulu Üyesi Tansu Güngör, şubat ayında Milli Parklar Kanunu ve Kara Avcılığı Kanunu'nda yapılan değişikliklerin yarattığı tahribat riskini anlattı.
Güngör, "Milli park ve tabiat parklarında altyapı yatırımlarına, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri lehine ulaşım, elektrik iletim ve nakil hattı, petrol ve doğal gaz iletim hattı, termal su ve atık su, trafo gibi altyapı tesislerinin yapılması için izin verilecek. Milli parklar ve tabiat parkları nadir ekosistemlerin ve endemik türlerin bulunduğu, biyolojik çeşitliliğin devamlılığının sağlanması için ayrılmış alanlardır, bu hassas bölgelerin şirketlere açılması ve buralarda altyapı tesislerinin yapılması ekosistem parçalanmasını beraberinde getirecek, yaban hayatı için büyük sorunlara neden olacak" diye konuştu.
"BURADA GÖRDÜKLERİNİZ, YAPILMAK İSTENENİN SADECE ONDA BİRİ"
Yürüyüşün kapanış konuşmasını yapan TOD Marmara Şubesi Başkanı Sezai Kaya ise Belgrad Ormanı üzerinde bazı "karanlık" planlar olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
"Bu kadim ormanı birlikte görmek ve sahip çıkabilmek adına buradayız. Burada gördükleriniz, yapılmak istenenin sadece onda biri. Belgrad Ormanı'nda Tabiat Parkı ve Milli Park adı altında buraları yarın öbür gün tamamen turizme açacak ve ormanı tahrip edecek uygulamalar planlanıyor. Buralara asfalt yollar, betonarme binalar yapılıyor. Bunun önünü almak mümkün değil. Fiili olarak Tabiat Parkları adı altında tahribat devam ediyor. Amacımız buna karşı duyarlılığımızı artırmak."
Yürüyüş, katılımcıların İstanbul'un en önemli ekolojik miraslarından biri olan Belgrad Ormanı'nı yapılaşmaya karşı savunma ve hukuki mücadeleyi büyütme kararlılığıyla sona erdi.
