İtirazlara rağmen Kalamış ve Fenerbahçe Yat Limanı Revizyonu projesine ÇED onayı

İtirazlara rağmen Kalamış ve Fenerbahçe Yat Limanı Revizyonu projesine ÇED onayı

9.01.2026 04:00:00
Güncellenme:
İtirazlara rağmen Kalamış ve Fenerbahçe Yat Limanı Revizyonu projesine ÇED onayı

Kadıköy’deki Kalamış ve Fenerbahçe Yat Limanı’nın genişletilmesi için hazırlanan projeye “ÇED olumlu” kararı çıktı. Proje tamamlandığında marina alanı dört katına yaklaşırken, artan tekne sayısının deniz sirkülasyonunu bozacağı ve kirliliği artıracağı uyarıları yapılıyor.

İstanbul’un Kadiköy ilçesinde 40 yıllığına Koç Holding'e devredilen Kalamış ve Fenerbahçe Yat Limanı’nın "revizyon" adı altında genişletilmek için hazırlanan projeye itirazlara rağmen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararı verildi.

Yurttaşların ve çevre örgütlerinin tepkisi nedeniyle ÇED halkın katılım toplantısı yapılamayan, verilen yüzlerce itiraz dilekçesine ve eylemlere rağmen onaylanan proje hayata geçtiği takdirde, 103 bin metrekare olan yat limanı 437 bin 788 metrekareye çıkacak. 1. Derece Doğal SİT Alanı, 2. Derece Doğal SİT Alanı ve 3. Derece Arkeolojik SİT Alanı olan Fenerbahçe Yarımadası’na komşu olan yat limanı Fenerbahçe Mahallesi kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan 314 bin 541 metrekare deniz alanı ve 111 bin 840 metrekare kara alanını da içine alacak. Mevcut durumda 1288 olan yat bağlama kapasitesi, 2 bin 120 adede çıkacak olan marinada mendirek alanı 24 bin 900 m²'den 36 bin 158 m²'ye çıkacak. Rıhtım uzunluğu 1193,5 metreden 1555 metreye, iskele uzunluğu da 2 bin 666,5 metreden 4 bin 054 metreye uzayacak. Yüzer iskele alanı da toplamda 11 bin 407,40 m²'ye çıkacak. Ayrıca 1997 metrekarelik deniz dolgusu yapılacak.

TSUNAMİ ÇELİŞKİSİ

Bölgenin geleneksel kentsel dokusunun bozulacağı ve kıyının sadece "küçük bir azınlığın" yararına sunulacağı için karşı çıkan mahalleli artan tekne sayısı ve mendirek uzatımının deniz sirkülasyonunu engelleyerek müsilaj, kötü koku ve kirliliğe neden olacağını savunuyor. Kadıköy Belediyesi’nin ÇED raporuna yer alan görüş yazısında bölgenin olası bir depremde tsunami riski taşıdığını ve tsunamiden kaçış yollarının tabelalarla belirlendiğini ancak AFAD’dan alınan görüş yazısında "bölgenin afet bölgesi olmadığı" belirtilmesi çelişkiye neden oldu.