Sosyal medyada görünürlük kazanan “solomaxxing” eğilimi, romantik ilişkiler yerine bireysel gelişim, kariyer ve bağımsız yaşama odaklanmayı öne çıkarıyor. Uzmanlara göre ekonomik belirsizlik, aile evinden çıkamama, dijital flört yorgunluğu ve değişen ilişki beklentileri gençlerin romantik ilişkilerle kurduğu bağı dönüştürüyor.
Gençler arasında görünürlük kazanan “solo-maxxing”, romantik ilişki arayışını ikinci plana alarak kişinin kendisine ve kişisel gelişimine yönelmesini ifade ediyor. İngilizce “solo” ile internet argosunda bir şeyi en üst seviyeye çıkarma anlamındaki “maxxing” kelimelerinden oluşan kavram, yalnız kalma halini ruhsal denge, üretkenlik ve bağımsızlık üzerinden yeniden tanımlıyor.
MADDİ ZORLAYICILIK
Türkiye’de özellikle büyükşehirlerde romantik ilişki, evlilik ve bağımsız yaşam kararları ekonomik koşullarla birlikte şekilleniyor.
Dışarıda sosyalleşmek, ayrı eve çıkmak, ortak yaşam kurmak ya da evlilik planlamak gençler için maliyet hesabına dönüşüyor. İstanbul Planlama Ajansı’nın raporuna göre gençlerin yüzde 81.8’i evlenmenin, yüzde 78.8’i ise tek başına eve çıkmanın maddi olarak zorlayıcı olduğunu ifade ediyor. Bu dönüşümü değerlendiren Uzm. çocuk gelişim, çift ve aile danışmanı Elanur Buğçe Oral, “solo-maxxing” Oral kavramının tek başına olumlu ya da olumsuz değerlendirilemeyeceğini belirterek, asıl belirleyici unsurun kişinin motivasyonu olduğunu söyledi. Oral’a göre kişinin kendisini geliştirmek için mi yalnızlığı seçtiği, yoksa incinmekten, reddedilmekten ya da hayal kırıklığından kaçındığı için mi ilişkilerden uzak durduğu ayrımı belirleyici.
Oral, bu eğilimin kişinin potansiyelini gerçekleştirmesine hizmet ettiği durumda sağlıklı bir bireyselleşme olabileceğini, yakınlık kurma korkusunu gizleyen bir savunma mekanizmasına dönüşmesi halinde ise yalnızlık ve duygusal izolasyon riski taşıyabileceğini belirtti.
DUYGUSAL İZOLASYON RİSKİ
Çocuk gelişim, çift ve aile danışmanı Elanur Buğçe Oral insanın gelişiminin yalnızca kendi içine dönmesiyle değil, başkalarıyla kurduğu bağlarla da mümkün olduğunu vurgulayan Oral, bireysel gelişimle duygusal yakınlık arasında denge kurulması gerektiğini söyledi.
"AŞKI REDDETMİYORLAR"
Ekonomik belirsizlik ve gelecek kaygısının gençlerin ilişki ve evlilik kararlarını etkilediğini belirten Oral, gençlerin aşkı yalnızca duygusal bir mesele olarak değil, ekonomik gerçekliklerle birlikte değerlendirdiğini söyledi. Oral’a göre gençler aşkı reddetmiyor; sürdürülebilir bir ilişki için önce yaşam koşullarının daha güvenli hale gelmesini bekliyor.
