KKTC Başbakanı Saner: Kurgulanan video ile itibar suikastının hedefi oldum

KKTC başbakanı olan Ersan Saner, 13 Ekim'deki istifasının ardından bu kez sızdırılan cinsel içerikli bir video iddiasıyla gündeme geldi. Siyasi rakiplerini hedef alan Saner, konuyla ilgili "Kurgulanan video ile itibar suikastının hedefi oldum" dedi.

BBC Türkçe
22 Ekim 2021 Cuma, 08:44
KKTC Başbakanı Saner: Kurgulanan video ile itibar suikastının hedefi oldum
Abone Ol google-news

KKTC yönetiminin başbakanı olan Ulusal Birlik Partisi (UBP) başkanı Ersan Saner, 13 Ekim'deki istifa açıklamasının ardından bir kez daha, bu kez sızdırılan cinsel içerikli bir video iddiasıyla gündeme geldi.

Saner, Demokrat Parti (DP) ve Yeniden Doğuş Partisi (YDP) ile kurdukları koalisyon hükümetinin istifasını 13 Ekim'de Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'a sunmuş; Tatar ile görüşmesi sonrası "Hükümetin daha fazla sürdürülebilir olmadığını gözlemlediğimden az önce istifamı sundum. En kısa zamanda erken seçime gidilmesi gerekiyor." demişti.

Ancak bu açıklamanın ardından istifanın yürürlüğe konulmasıyla ilgili resmi bir açıklama gelmedi.

Hükümet çalışmaya devam ederken Ersan Saner de başbakan olarak görevine devam etti.

Bu hafta içinde ise Saner'e ait olduğu belirtilen cinsel içerikli bir videonun önce bazı cep telefonlarına gönderilmesi; ardından sosyal medyaya sızdırılması sonrası Kuzey Kıbrıs'ta Türkçe yayın yapan gazeteler, istifanın bu kez yürürlüğe alınacağını; Saner'in başbakanlık koltuğundan ayrılacağını belirtti.

Gazeteler, Saner'in Ekim ayı sonundaki kongrede aday olmayarak UBP liderliğinden çekileceğini de yazdı.

Ersan Saner ise yazılı bir açıklama yaparak videonun kurgulanmış olduğunu ve bir komploya maruz kaldığını savundu; doğrudan isim vermese de siyasi rakiplerini işaret etti.

"TEKNOLOJİK OLANAKLARDAN YARARLANILARAK KURGULANAN BU VİDEO..."

UBP liderliği adaylığından ya da başbakanlıktan çekileceğine dair bir bilgi ise Saner'in açıklamasında yer almadı.

Aksine, hukukçular ve partililerle durum değerlendirmesi yaptıklarını belirtti ve "UBP'lilerin bu komployu benimsemesi mümkün değildir" ifadelerini kullandı:

"30-31 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek Kurultay'da UBP Genel Başkanlığına aday oldum. Ne var ki, Genel Başkanlık yarışının son 10 gününe girilirken önce Güney Kıbrıs'tan satın alınan bir telefon numarasından şahıslara kurgulanmış bir video gönderildi. Öğleden sonra ise aynı video sosyal medyada yayınlanmaya başladı. Aylardır birileri tarafından böyle bir şey yapılacağı kulaklara fısıldanıyor ancak ben bir makama erişmek uğruna bir insanın ailesini, çevresini, partisini böylesine rencide edecek kadar seviyesiz bir tutum içine girileceğine ihtimal vermiyordum. Teknolojik olanaklardan alabildiğince yararlanılarak kurgulanan bu video ile çok çirkin bir itibar suikastının hedefi oldum. Hatta yer altı dünyası ile işbirliği yapıldığına dair saptamalar vardır. Hukukçularımız, yol arkadaşlarım, partililerimizle birlikte durum değerlendirmesi yapmaya devam ediyoruz. Halkımız ve UBP'lilerin bu komployu benimsemesi mümkün değildir. Görülecektir ki siyasi ahlaksızlıktan medet umanlara gereken cevap verilecektir."

Saner'in açıklamasında sözünü ettiği "yer altı dünyası" ifadeleriyle ilişkili olarak da Kıbrıs Türk medyasında, videonun sızmasını Halil Falyalı'nın tutuklanmasıyla ilişkilendiren yorumlar yapıldı.

FALYALI İSMİ SEDAT PEKER'İN VİDEOLARINDA GÜNDEME GELMİŞTİ

Organize suç örgütü lideri olmak suçlamasıyla aranan ve yurt dışında yaşayan Sedat Peker, Mayıs ayında yayımladığı videolarda hem Türkiye'den hem Kıbrıs'tan siyasetçilerle ilgili birçok iddiada bulunmuştu.

Bunlardan biri de Halil Falyalı'ydı.

Peker, eski Başbakan Binali Yıldırım'ın oğlu Erkam Yıldırım'ın "uyuşturucu trafiğine dahil olduğunu," Kıbrıs'a gittiğinde Halil Falyalı'nın misafiri olduğunu ve Falyalı'nın "uyuşturucu para trafiğini yönettiğini" iddia etti.

Kuzey Kıbrıslı iş insanı Falyalı, Ada'nın kuzeyinde otel ve kumarhane işletmecisi olarak tanınıyor. Falyalı kendisinden "1986'da ilk Ferrari'yi ben aldım Kıbrıs'ta, ilk Rolls-Royce'u da ben aldım" diye bahsediyor.

2016'da Türkiye'de bir yasa dışı bahis operasyonuna dair haberde, Falyalı'nın "Türkiye'yi yıllık 12 milyar dolara zarara sokan bahis çetesini koruduğu" aktarılmıştı.

O dönem Peker'in iddiaları üzerine Cüneyt Özdemir'in YouTube yayınına katılan Falyalıi "Bu bahsi geçen insanların hiçbirini tanımıyorum. Hayatımda 3 kilometre yakınlarına bile gelmedim, görmedim, tanımıyorum" demişti. Yine o dönem Falyalı'nın ABD tarafından kara para aklama ve uyuşturucu ticareti nedeniyle arandığına dair haberler Türk basınında yer almıştı.

FALYALI 15 EKİM'DE TUTUKLANDI

Bu iddiaların üzerinden aylar geçtikten sonra, Falyalı hakkında Kıbrıs mahkemelerinde farklı bir sebeple arama kararı çıkarıldı.

İş insanının kumarhanesinde çalışan bir kişiyi, kasadan izinsiz para aldığı iddiasıyla önce alıkoymak, ardından darp etmek ve zorla vekalet imzalatmak suçlamasıyla 7 Ekim'den itibaren aranan Falyalı, 14 Ekim'de beraberinde üç zanlıyla birlikte teslim oldu.

Falyalı, ertesi gün tutuklanarak Girne Kaza Mahkemesi'ne çıkarıldı.

Falyalı hakkında önce üç gün, ardından 70 gün tutuklu yargılama kararı çıkartıldı.

Kıbrıslı iş insanının tutukluluğunun henüz bir haftası dolmadan gazeteci Erk Acarer, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Falyalı'nın cezaevinden çıkmak için pazarlık başlattığı, bürokrat ve siyasilere müstehcen kasetler üzerinden baskı yaptığı iddiaları olduğunu" belirtti.

Acarer, paylaşımlarının devamında, "İddia odur ki kasetler hem siyasi hem de bürokratlara gönderilirken Peker'in yakınlarının eline geçti. Kıbrıs Başbakanı Ersan Saner'in de görüntüleri var" iddiasında bulundu.

Kısa bir süre sonra da Ersan Saner'e ait olduğu iddia edilen video sızdırıldı.

Hemen ardından Peker'in yakın çevresinden ve "basın sözcüsü" olduğunu belirten Emre Olur, Falyalı'nın "şantaj yapmak için çektiği kasetlerin Sedat Peker'in eline geçtiğini" iddia etti.

20 Ekim'de Sedat Peker de sosyal medya hesabından "arşiv bana geçti" mesajı paylaştı.

Aynı gün, yani 20 Ekim'de, Kıbrıs'ta Türkçe yayın yapan gazeteler, Falyalı'nın kalp rahatsızlığı sebebiyle hastaneye kaldırıldığını; Lefkoşa Devlet Hastanesi Kardiyoloji Servisi'nde tedavi altına alındığını yazdı.


BBC Türkçe