Laiklik Meclisi, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davanın reddedilmesinin ardından Danıştay 8. Daire’ye temyiz başvurusunda bulundu. Laiklik Meclisi, 26 Temmuz 2024’te MEB’in dinsel referanslarla dolu “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı öğretim izlencesinin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’da dava açmıştı. Danıştay 8. Dairesi; 22 Ocak 2025’te verdiği kararda “yürütmenin durdurulması” istemini üyelerin 4’e 1 oy çokluğuyla reddetmiş, davanın iptal istemiyle esastan devamına karar vermişti. Ardından Laiklik Meclisi’nce “yürütmenin durdurulması talebinin reddine” kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na (İDDK) taşınarak, yürütmenin durdurulması istenmişti. İDDK; 29 Mayıs 2025’te itirazı karara bağladı 10’a 3 oy çokluğuyla “yürütmenin durdurulması” talebini reddetti.
‘ÖĞRETİM PROGRAMLARI TANRISAL GİZEME DAYANDIRILMAKTA’
Bu gelişmelerin ardından Danıştay 8. Dairesi 2 Nisan’da davanın esastan reddine karar verdi. Kararın tebliği Laiklik Meclisi’ne 5 Mayıs’ta yapıldı. Bunun üzerine Laiklik Meclisi karar önceki gün kararın bozulup, davanın kabulüne ve öğretim izlencesine ilişkin idari işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi istemiyle daireye temyizde bulundu. Temyiz başvurusunda; Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ortak metninin 26 branş üzerinde ilkel kural ve kavramlar üzerinden ideolojik bir bütünlük sağladığı belirtildi. Başvuruda; “Temel bilimsel ve anayasal sorun, tüm programa yön veren ortak metnin inanç temelli bir eğitim modeline dayanmasıdır. Ortak metnin ‘Öğretim programlarının perspektifi’ başlıklı 5. sayfasında bu perspektifi tarif ederken, ‘Hikmet üzerinde yükselen medeniyet’ tanımıyla giriş yapılmaktadır. ‘Hikmet’ sözcüğünün Türk Dil Kurumu sözlüğündeki anlamlarından ikisi; ‘Tanrı’nın insanlar tarafından anlaşılamayan amacı, bir şeyin oluşundaki akıl erdirilemeyen gizli sebep’ şeklindedir. Görüleceği üzere ortak metnin programın bütününe yönelik ‘öğretim programları perspektifi’ tanrısal gizem ve/veya mistik gizem tasarımı üzerine dayanmaktadır. Hatta metin medeniyeti (toplumu) dahi bu kavrama dayandırmaktadır” denildi.
‘SİYASİ SAİKLE HAZIRLANAN BİR PROGRAM’
Dilekçede; öğretim izlencesinin neden, amaç ve sonuç bakımından açıkça hukuka aykırı olduğu belirtilerek; “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin siyasi saikle hazırlanan bir program olduğu anlaşılmaktadır. Eğer toplum gerçekten demokratik, laik ve çağdaş değer ve ilkelerle yönetilirse ancak o zaman bilim yeşerebilir, eğitim ve bilimden yararlanacak bakanlar, akademisyenler, programcılar ve öğretmenler söz konusu olabilir. Oysa bu eğitim programı bilimsel değildir. Dünyadaki gelişmelere uygun hazırlanması gerekirken, dini gerekliliklere uygun hazırlanmaktadır” ifadeleri kullanıldı.
BAKANLIK DANIŞTAY’I YANILTMIŞTI
Temyiz başvurusunda; Danıştay’ın MEB’in yanıltıcı iddiasının araştırılmadan, gerekçe yapıldığı vurgulandı. Bakanlık savunmasında öğretim izlencesinin hazırlık sürecinde Türk Eğitim Derneği, Türk Eğitim Vakfı, Eğitim Reformu Girişimi, Türk Eğitim-Sen, Eğitim-Sen, Eğitim-Bir-Sen ve Eğitim-İş gibi demokratik toplum örgütlerinden görüş ve öneriler alındığını belirtti. Gazetemiz Cumhuriyet; o dönem belgeye ulaşmış ve 15 Mart 2025’teki “Danıştay yanıltıldı mı?” manşet haberiyle gündeme getirmişti. 26 Mayıs 2023 tarihli belgede dönemin Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'in, “öğretim izlencesi hazırlanma” amacı belirtilmeden “K12 Beceriler Çerçevesi: Türkiye Bütüncül Modeli”nden bahsederek söz konusu kurumlardan görüş istediği yer almıştı.
‘MAHKEME BELGEYİ İNCELEMEDİ’
Laiklik Meclisi’nin temyiz dilekçesinde de söz konusu yanıltma için şu değerlendirmeler yapıldı:
“Davalı bakanlığın savunmasında gerçeğe aykırı şekilde eğitim sendikalarına danışıldığı iddia edilmiş olup söz konusu iddialar Danıştay 8. Dairesi tarafından hiç araştırılmadan davamızın reddine ilişkin kararın gerekçesinde yer almıştır. Oysa bakanlığın dava konusu modele ilişkin danışma yazısı olarak bahsettiği yazı, davayla ilgisiz bambaşka bir konudadır. Tek başına bu durum dahi temyiz dilekçemize konu kararın bozulması için yeterlidir. Açıkça görüleceği üzere gerçekte davalı idare, katılımcılık iddiasını doğrulayacak biçimde eğitim sendikalarından görüş almamıştır. Onun yerine başka bir konuda görüş istediği bu yazıyı sunarak mahkemeyi yanıltmaktadır. Dolayısıyla mahkemenin, idarenin savunmasında yer verilen belgeyi içeriği itibarıyla incelemeksizin ve dava konusu işlemle ilgisini araştırmaksızın hükmüne dayanak alması, kararın eksik incelemeye dayandığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum gerekçeli karar yükümlülüğü ile bağdaşmamaktadır.”
