Türkiye’de müzik eğitimi alanında öne çıkan Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi (MGÜ) Bestecilik Bölümü, “Kamu kaynaklarının verimli kullanılmadığı” ve “bölüme talebin düşük olduğu” gerekçeleriyle kapatılma tehlikesi yaşıyor. “Türkiye’nin en fazla lisans öğrencisine ve yüksek kontenjan doluluk oranına sahip bestecilik bölümüne” yönelik üniversite senatosunun aldığı karar, sendikaların, öğrencilerin ve sanatçıların yoğun tepkisini çekti. Bölüm akademisyenleri, YÖK’ün incelemesinde olan karara, gerekçelerin somut verilerle çeliştiğini söyleyerek itiraz etti. Savunmada, MGÜ Bestecilik Bölümü’nün 22 öğrencisiyle bu alanda en yüksek sayıya ulaştığı ve üç öğretim elemanına karşılık düşen öğrenci sayısının 7,3 ile diğer benzer bölümlerin üzerinde olduğu, 2025 yılı itibarıyla kontenjan doluluk oranının da en yüksek seviyelerde bulunduğu ifade edildi.
‘BİLİMSEL MEŞRUİYET BAKIMINDAN SORUNLUDUR’
Müzik-Sen Genel Başkanı Fatih Özakoğlu da konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özakoğlu, kararı “Bu teknik-idari bir düzenleme olarak sunulsa da özünde yükseköğretim politikalarının yönelimini, kamusal kültür anlayışını ve sanat eğitiminin toplumsal konumunu doğrudan ilgilendiren yapısal bir müdahaledir. Bu yönüyle söz konusu kararın, dar bir ‘verimlilik’ söylemiyle meşrulaştırılması hem akademik gerçeklikleri hem de kamusal sorumluluk ilkelerini göz ardı eden indirgemeci bir yaklaşımın göstergesidir” sözleriyle değerlendirdi. Bu ve benzer kararların ortak özelliğinin katılımcı süreçlerden yoksun olması olduğuna vurgu yapan Özakoğlu, “Yükseköğretim kurumları, idari hiyerarşiler üzerinden değil akademik özerklik, çoğulculuk ve eleştirel üretim ilkeleri temelinde varlık kazanır. Bu ilkeleri ihlal eden her karar, hukuki olarak tartışmalı olduğu kadar, bilimsel meşruiyet bakımından da sorunludur” dedi.
‘ÖLÇÜLÜLÜK VE ORANTILILIK İLKELERİ BAKIMINDAN SORUN BARINDIRIYOR’
Müzik eğitiminin yalnızca meslek edindirme alanı olmadığına dikkat çeken Özakoğlu, “Türkiye'nin tek tematik müzik üniversitesindeki bestecilik bölümün kapatılması, fiziki bir birimin ortadan kaldırılmasının ötesinde belirli bir bilgi rejiminin, ifade biçiminin ve kültürel sürekliliğın kesintiye uğratılması anlamına gelir. Bu durum, kamusal eğitim hakkının niteliksel boyutunu zedeleyen bir sonuç doğurmaktadır” ifadelerini kullandı. Kararın gerekçeleri ışığında alternatif yolların yeterince değerlendirilmediğine işaret eden Özakoğlu, “Bölümün güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması ya da akademik kadronun desteklenmesi gibi seçenekler yerine doğrudan kapatma yoluna gidilmesi, ölçülülük ve orantılılık ilkeleri bakımından ciddi bir sorun teşkil etmektedir. İdarenin takdir yetkisi sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır. Bu çerçevenin dışına çıkan uygulamalar, hukuki denetime açık hale gelir” diye konuştu.
‘DEMOKRATİK TOPLUM DÜZENİNİ ETKİLER’
Söz konusu olayın akademik bir sorun değil, doğrudan demokratik toplum düzeninin niteliğini ilgilendiren bir mesele olduğunu belirten Özakoğlu, “Eğitimde süreklilik, akademik özerklik, kamusal yarar ve kültürel haklar ilkeleri çerçevesinde daha kapsayıcı ve rasyonel çözümler üretmek mümkündür, gereklidir ve zorunludur. Sonuç olarak, sanat eğitiminin tasfiye edilmesine yol açabilecek bu tür uygulamalara karşı, hukuki sınırlar içinde kalarak eleştirel tutumumuzu sürdürmekte kararlıyız. Müzik alanının, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin haklarının korunması kamusal yaşamın bütününün savunulması anlamına gelmektedir” dedi.
