AKP Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin MKYK Toplantısı sonra açıklamalarda bulundu. Çelik'in gündeminde Suriye'de yaşanan son gelişmeler vardı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları'nın "HTŞ'nin Türkiye tarafından desteklenmemesi gerekiyor" sözlerine yanıt veren Çelik, "DEM Parti yöneticilerinin, başta eş başkanları olmak üzere bazı siyasetçilerin bizim teröre karşı tutumumuzu HTŞ’yi desteklemek gibi sunmaları siyasi bir cümle değildir. Burada özgün bir irade ve siyasi bir nitelik yoktur, bu bir vekâlet iradesidir ve örgütün argümanlarının ezbere tekrar edilmesinden ibarettir" şeklinde konuştu.
"NE MAKSATLA SÖYLENDİĞİ NETTİR"
Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Karşımızda siyasi bir cümle yoktur; keşke bu ifadeler kurulmasaydı, bir siyasetçinin kurabileceği binlerce cümle varken “SDG Kürtleri temsil ediyor” demek bizim açımızdan bir itiraftan başka bir anlam taşımamaktadır. Enteresan olan şudur ki, “HTŞ’yi destekliyorsunuz, her şeye göz yumuyorsunuz” diyenlerin açıkça destekledikleri yapılar sanki bir insan hakları örgütüymüş ya da masum bir sivil toplum kuruluşuymuş gibi konuşulmaktadır, Açıkça terör örgütlerini desteklediklerini söyleyenlerin bize dönük bu nitelemeleri, kendi tutumlarını örtbas etme çabasından ibarettir. Bunlar özgün, siyasi niteliği olan cümleler değildir, vekâleten söylenen, ezber propaganda ifadeleridir ve bu nedenle bir değerleri yoktur.
Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ise ahlak dışı bir yaklaşımdır. SDG’nin ve PKK’nın yıllar boyunca ne kadar Kürt sivili öldürdüğü herkesin gözü önünde yaşanmıştır. Bugün Suriye’de ister DEAŞ ister PKK ya da başka bir ad altında olsun, herhangi bir terör örgütü sivillere yönelik bir eylem yaptığında ilk karşı çıkan biz oluruz, dolayısıyla bunlar ideolojik oyunlardır ve siyasi bir değerlendirme ifade etmemektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse, bunca olay yaşanmışken insan daha makul ve siyasi nitelik taşıyan cümleler bekler, ancak maalesef sadece ideolojik propaganda yapılmaktadır. Adı SDG ya da PKK olan bir örgütü destekleyip ardından “Kürtlerin iyiliğini düşünüyorum” demek birbiriyle taban tabana zıt iki ifadedir ve bu cümleleri kuranların gündeminde Kürtlerin değil, yalnızca örgütlerin olduğu son derece acı bir tablo olarak karşımızda durmaktadır. Oysa bugün bölgede yepyeni fırsatlar ortaya çıkmıştır; emperyalizmin ve siyonizmin faaliyetleri karşısında, terörsüz bölge ilkesi çerçevesinde Türk’ün, Kürt’ün ve Arap’ın daha güçlü biçimde birbirine bağlandığı, kendi geleceğine, refahına, güvenliğine ve devlet iradesine sahip çıktığı süreçlerin desteklenmesi gerekirken bunun tam tersinin yapılması gerçekten trajiktir. Kim ne derse desin, “siz şunu destekliyorsunuz” gibi ifadelerin hiçbir siyasi niteliği yoktur.
Günün sonunda gelinen noktada Suriye’de Kürt kardeşlerimiz kazanmıştır, Türkmen kardeşlerimiz kazanmıştır, Arap kardeşlerimiz kazanmıştır; hem yayımlanan kararname hem de sahadaki tablo son derece sevindiricidir ve bu kazanımları büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Kürt, Türkmen ve Arap kardeşlerimizin bu kazanımlarının korunması gerektiğini ifade ediyor, bu süreçte Suriye hükümeti ve devlet kurumlarıyla istişare ve görüşme hâlinde olmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz. Terör örgütlerinin vesayetinden kurtulan her grup aslında bir diktatörlükten kurtulmuş olmakta ve Suriye’nin geleceğinde daha güçlü söz sahibi olma imkânı elde etmektedir.
Bahsettiğiniz provokasyonlar çerçevesinde hayatını kaybeden merhum için son derece üzgünüz. Bu noktaya gelinmemesi gerekirdi, güvenlik güçlerimiz gerekli hassasiyeti göstermekte ve her türlü provokasyona karşı dikkatli olmaktadır, ancak siyasetçilerin de provokasyona zemin hazırlayacak dil ve üsluptan uzak durması son derece önemlidir. Özellikle sosyal medyada belli odaklar tarafından üretilen yalanları gerçekmiş gibi yayarak insanların vicdanında infial oluşturmaya çalışmak, fırsat kollayan provokatörlere pas vermek anlamına gelir; biz bütün bunlara karşı hassasiyetimizi en güçlü şekilde sürdürmeye devam edeceğiz."