Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, her yıl yayımladığı gelir ve servet eşitsizliği raporunu geçen haftalarda yayımladı. Raporda dikkat çekici detaylardan biri toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ilişkin veriler oldu. Rapora göre, küresel düzeyde erkeklerin emek gelirinden aldığı pay, kadınlarınkinden ortalama 2.4 kat daha fazla olurken kadınların toplam gelirdeki payı ise yalnızca yüzde 29. Verilere göre kadınlar her gün yaklaşık 12.5 milyar saat ücretsiz bakım ve ev içi emeği harcarken bu emeğin küresel ekonomik değeri en az 10.8 trilyon dolar olarak hesaplandı.
Ayrıca, kadın milyarderler, milyarderlerin toplam servetinin yalnızca yüzde 13’ünü temsil etmekte. Rapor mevcut ekonomik düzenin kadınların yoksulluk riskini artırdığını, gelir ve servet uçurumunu derinleştirdiğini ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını sistematik biçimde engellediğini savunuyor.
Cumhuriyet’e konuşan Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı başkanı, siyaset bilimci akademisyen Dr. Ayşe Kaşıkırık, “Burada eşitsizliğin sadece gelir ve servet farkı olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Eşitsizlik dediğimiz zaman aslında hem politikada hem haklara erişimde hem de güç bakımından derin bir fark olduğunu vurgulamamız gerekiyor. İki ana eşitsizlik ekseni ortaya çıkıyor: ekonomik ve toplumsal. Kadınların işgücü geliri erkeklerin çok altında. Dünya çapında kadınlar erkeklerden ortalama olarak yüzde 24 daha az kazanıyor. Cinsiyetler arasındaki ücret farkının kapanması noktasında ihtiyacımız olan süre yaklaşık 170 yıl” dedi.
“Türkiye’de kadınların istihdama katılımı erkeklerin yarısından daha az” diyen Kaşıkırık, “Servet birikimleri erkeklere göre çok daha sınırlı ve kısıtlı. Bu sadece kadınlar açısından ekonomik bir dezavantaj oluşturmuyor. Uzun dönemde yatırım, birikim, emeklilik, sosyal güvence gibi konularda kadınların mahrum kalmasına veya daha kısıtlı bir şekilde yararlanmasına sebep oluyor” dedi.
‘DENGE KURULMALI’
Ev içindeki ücretsiz bakım emeğine değinen Dr. Kaşıkırık, “Kadınların yoksulluğunu ya da ekonomik haklara erişimindeki eşitsizlikleri vurgularken toplumsal olarak da en önemli dinamik, ücretsiz bakım işleri ve ev içi emek yükleri. Türkiye’de kadınlar, zamanının neredeyse 4 saatini temizlik, hasta, yaşlı ya da çocuk bakımı gibi ev içi bakım emeğine harcıyor. Bu rapor bize şunu da söylüyor: Sadece ekonomik reformlar değil, aynı zamanda demokratik güç dengesinin yeniden kurulması gerekiyor. Biz eşitliği sağlamak istiyorsak, ekonomik gelir durumunda zenginle yoksul arasındaki farkı dengelemek istiyorsak toplumsal cinsiyet eşitliğini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bu dinamiği geri plana atamayız” ifadelerini kullandı.
Dr. Kaşıkırık sözlerini şu şekilde noktaladı: “Bizim çok net bir şekilde sosyal politika yapısı olarak yapıcı politikalara ihtiyacımız var. Eşitsizlik aslında bir ekonomi sorunu değil sadece, bir demokrasi sorunu. Bakım emeği görünmez kaldıkça, değersiz kaldıkça kadınlar eşit olamıyor. Çünkü kadının omuzlarındaki yük çok fazla. Eşitsizlikten en çok kadınlar etkileniyor. Çünkü sistem erkekler tarafından erkekler için tasarlanmış. Kadın yoksulluğu da aslında tesadüf değil.”