Sınavlı liselere girişte onay aşamaları değişti, karar bakan onayına bırakıldı: LGS’de yeni eşitsizlik

Sınavlı liselere girişte onay aşamaları değişti, karar bakan onayına bırakıldı: LGS’de yeni eşitsizlik

4.07.2026 04:00:00
Güncellenme:
Ufuk Sepetci
Takip Et:
Sınavlı liselere girişte onay aşamaları değişti, karar bakan onayına bırakıldı: LGS’de yeni eşitsizlik

Milli Eğitim Bakanlığı'nın Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nde yaptığı değişiklikle sınavla öğrenci alan liselerin belirlenme ölçütleri yeniden düzenlendi. Eğitimci Feray Aytekin, LGS sonuçları öncesinde açıklanan düzenlemenin belirsizliği artıracağını belirterek yeni kriterlerin eşitsizlikleri derinleştireceği uyarısında bulundu.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklik, LGS sonuçlarının açıklanmasına bir hafta kala sınavla öğrenci alan liselere ilişkin yeni bir tartışma başlattı. Resmi Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle, merkezi sınav puanıyla öğrenci almak isteyen okulların değerlendirme ve onay süreci yeniden belirlendi.

Aday okullar, akademik başarının yanı sıra proje ve program dışı faaliyetler, sertifikalar, yarışmalardaki başarılar ve “paydaşlarla yürütülen iş birliği çalışmaları” üzerinden değerlendirilecek. Başvurular ocak ayında il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine yapılacak. İl değerlendirme komisyonları, bakanlık kılavuzundaki ölçütlere göre rapor hazırlayacak. Süreç, il teklif komisyonlarının ardından Bakanlık tespit komisyonuna taşınacak; onaylanan okullar en geç mayıs sonuna kadar valiliklere bildirilecek. Fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, mesleki ve teknik liseler ile Anadolu imam hatip liselerinde ise ilgili genel müdürlüklerin teklifi ve bakan onayı belirleyici olacak.

EKONOMİK EŞİTSİZLİK 

Eğitimci Feray Aytekin, düzenlemenin yalnızca teknik bir yönetmelik değişikliği olarak görülemeyeceğini söyledi. LGS sonuçlarının açıklanmasına bir hafta kala kriterlerin duyurulmasının belirsizliği artırdığını belirten Aytekin, sınav merkezli eğitim sisteminin çocuklar üzerinde baskı yarattığını vurguladı.

Aytekin, “Elemeye, rekabete dayalı sınav merkezli eğitim sistemi çocukların çocukluklarını, en güzel yıllarını çalıyor” dedi. Sosyoekonomik eşitsizliğin büyüdüğünü ifade eden Aytekin, velilerin çocuklarını akademik başarısı yüksek okullara yerleştirebilmek için temel ihtiyaçlarından vazgeçmek zorunda bırakıldığını söyledi.

Aytekin, “En düşük sosyoekonomik düzeydeki ailelerle en yüksek sosyoekonomik düzeye sahip ailelerin eğitime harcadığı miktar 28 kata ulaşmış durumda” ifadelerini kullandı. Aytekin, sınavla öğrenci alan okulların belirlenmesinde Bakan onayının temel unsur haline gelmesinin yeni sorunlar yaratabileceğini dile getirdi. Proje okullarında yaşanan belirsizlikleri anımsatan Aytekin, “Eşit, adil ve objektif ölçütlere dayanmayan süreçler işletildiğinde siyasal, sendikal ve kişisel yakınlıklar belirleyici oluyor. Öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin yaşadığı sorunlar, mağduriyetler ve belirsizlikler kalıcı hale getiriliyor” diye konuştu.

Yönetmelikte yer alan “paydaşlarla yürütülen iş birliği çalışmaları” ölçütünün kritik olduğunu belirten Aytekin, benzer ifadelerin daha önce proje okullarına ilişkin düzenlemelerde de kullanıldığını söyledi. Aytekin, “İşbirliği ve protokol ifadelerinin yer aldığı her yönetmelik değişikliğinde karşımıza çeşitli sermaye grupları veya vakıf, dernek adı altındaki tarikat yapıları çıkıyor. Bu ifade, merkezi sınavla öğrenci alan okulların belirlenme sürecinde ve okul işleyişinde bu yapıların rolünün artırılacağını ve kalıcı hale getirileceğini gösteriyor” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın kamusal eğitim sorumluluğuna dikkat çeken Aytekin, Bakanlığın bu sorumluluğu adım adım sermaye gruplarına ve vakıf, dernek adı altındaki yapılara devrettiğini savundu. Aytekin, “Hem öğretmenlerin haklarında hem de öğrencilerin eşit, parasız, nitelikli, kamusal ve bilimsel eğitim haklarında ciddi bir tahribat yaratılıyor” diyerek sözlerini noktaladı.