Sulama için elektrik faturası kabardı, otoyol ve köprü geçiş ücretleri nakliye maliyetini büyüttü.
Çiftçi her kalemde artan giderle sezona girerken, üretimin sürdürülebilirliği tartışma konusu haline geldi. Resmi Gazete’de yayımlanan son düzenleme ile de borçlu çiftçiye kredi kapısını kısmen aralansa da finansmanın yüzde 25’inin kamu borçlarına aktarılacak olması nedeniyle üreticinin eline geçen net kaynağı azaltıyor.
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Suiçmez ve Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem, 2025’te artan girdi maliyetleri, baskılanan alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle çiftçinin üretim yapamaz duruma geldiğini, borç yükünün ise büyüdüğünü açıkladı. Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı, tarım sektöründe üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasına dikkat çekti.
Rakamlar da tabloyu net biçimde ortaya koydu. Amonyum sülfat gübresinin ton fiyatı 2025 Ocak ayında 9 bin 500 lirayken 2026 Ocak’ta 12 bin 100 liraya çıktı. Üre gübresi 17 bin 400 liradan 26 bin liraya yükseldi. 15-15-15 kompoze gübre bir yılda 16 bin 750 liradan 23 bin 400 liraya, 20-20 gübresi 15 bin 700 liradan 23 bin 200 liraya çıktı. DAP gübresi ise 24 bin 700 liradan 34 bin 750 liraya yükseldi. Bazı kalemlerde artış yüzde 50’ye yaklaştı.
Hayvancılıkta tablo farklı değil. Son bir ayda iki kez zam yapılan yem fiyatları Süt 21 ürününde 804 liraya ulaştı. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği ramazan ayı sonuna kadar yeni artış yapılmayacağını açıklasa da sektör temsilcileri maliyet baskısının sürdüğüne dikkat çekiyor. Veteriner hizmetleri ve ilaç giderleri de dövize bağlı olarak yükseliyor.
Hasat sonrası ürünün pazara ulaşması da ayrı bir maliyet kalemi. Artan otoyol ve köprü geçiş ücretleri, akaryakıt zamlarının nakliyeye yansıması ve soğuk zincir taşımacılığındaki enerji giderleri üretim zincirinin her aşamasında fiyatı yukarı taşıyor.
Mazot ise üretimin temel girdisi olmaya devam ediyor. Ocak 2025’te yaklaşık 45 lira olan motorin fiyatı, Ocak 2026’da 55 liraya dayandı. Bir yılda yüzde 20’yi aşan artış gerçekleşti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mazot üzerindeki vergi yüküne dikkat çekerek bir litre motorinden alınan ÖTV ve KDV’nin toplamda 24 lirayı bulduğunu ifade etti.
Sorun yalnızca tek tek kalemlerdeki zamlar değil; üretim planlaması, destek politikaları ve maliyet–fiyat dengesi arasındaki kopuş. Çiftçi artan giderle üretmeye çalışırken, maliyet zincirindeki her halka gıda enflasyonuna yeni bir baskı olarak dönüyor.
“BORÇLU ÜRETİCİYE KISMİ ESNEKLİK”
Resmi Gazete’de yayımlanan yeni düzenleme ile Ziraat Katılım Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden çiftçiye kullandırılan sübvansiyonlu kredilerde önemli değişiklikler yapıldı. Daha önce 24 Ekim 2025 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile borcu bulunan çiftçilerin kredi kullanmasının önü kapatılırken, gelen tepkiler üzerine 1 Ocak 2026 itibariyle yürürlüğe giren bu uygulamada yeni düzenlemeyle kısmi esnemeye gidildi. Son yayımlanan kararla birlikte, vergi ve sosyal güvenlik borcu bulunan üreticilere belirli sınırlar dahilinde finansman kullanabilecek. Finansmanın en fazla yüzde 25’i, üreticinin kamu borçlarının kapatılmasında kullanılacak. Katılım Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri, bu tutarı doğrudan ilgili tahsil dairelerine aktaracak. Ancak finansmanın bir bölümü borç kapatmaya yönlendirilmesinden dolayı üreticinin üretim için kullanacağı net kaynak miktarı azalmış olacak.
ALİ BÜLENT ERDEM: “ÇİFTÇİ YOKSULLAŞTIRILIYOR VE ÇARESİZLEŞTİRİLİYOR”
Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem, tarım politikalarına ilişkin, “Gittikçe çiftçiyi üretemez duruma düşüren, girdi fiyatlarını artıran, pazarlamasını zorlaştıran politikalar uygulanıyor. Hasat dönemlerinde dışarıdan ithal ürün getirilerek, hatta gümrük duvarları kaldırılarak ürün fiyatları baskılanıyor. Çiftçinin üretme şansı giderek azalıyor” dedi.
Özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçilerin hedef alındığını belirten Erdem, “Küçük ve orta çiftçiler topraklarından kopartılıyor. Onları yoksullaştıran politikalar uygulanıyor. Çiftçi yoksullaştırılıyor ve çaresizleştiriliyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de tarımın şirketlerin eline bırakıldığını savunan Erdem, “Türkiye’de tarım, üretimden pazarlamaya kadar şirketlerin eline verilerek şirketlerin eline geçmesinin önü açılıyor” diye konuştu.
Erdem, “Ortak bir mücadele yürütülmediği sürece de çiftçinin ayakta kalması zorlaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
BAKİ SUİÇMEZ: “ÇİFTÇİ BORÇ YÜKÜ ALTINDA, ÜRETİM SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GELDİ”
Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baki Suiçmez, uygulanan ekonomi ve tarım politikaları nedeniyle tarımsal üretim maliyetlerinin yüksek seyrettiğini belirterek, tarımsal girdi fiyatlarının sürekli arttığını, alım fiyatlarının ise baskılandığını ifade etti.
Suiçmez, “Tarımsal üretim maliyetlerinin yüksek olduğu, tarımsal girdi fiyatlarının sürekli arttığı ve alım fiyatlarının baskılandığı bir ortamda üreticinin geliri düşük kaldı” dedi.
2025 yılında yaşanan zirai don, kuraklık, şap hastalığı, yangınlar, kahverengi kokarca ve kuş gribi gibi olumsuzlukların da üretimi ağır biçimde etkilediğini vurgulayan Suiçmez, “Bu olumsuzluklar, bitkisel ve hayvansal üretimde uzun yıllar sonra ciddi düşüşlere yol açtı” diye konuştu.
Tarımsal desteklerin yetersiz kaldığını ve geç ödendiğini belirten Suiçmez, “Ürün alım fiyatları maliyet üzerine çiftçi karı eklenmeden düşük tutuldu ve baskılandı. Olağanüstü koşullara yönelik ek tarımsal ekonomik destekler sağlanmadı” ifadelerini kullandı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun Aralık 2025 verilerine de dikkat çeken Suiçmez, çiftçinin yalnızca bankalara olan toplam nakdi kredi borcunun 1 trilyon 240 milyar TL’ye, takipteki kredi miktarının ise 14,8 milyar TL’ye yükseldiğini söyledi. Bu tabloya rağmen borçların yapılandırılarak ödeme kolaylığı sağlanmadığını belirten Suiçmez, “Çiftçinin finansmana erişiminin engellenmesi kabul edilemez” dedi.
Üretici ve tüketici boyutunda yaşanan sorunların çözümü için somut adımlar atılması gerektiğini ifade eden Suiçmez, üretimin sürekliliğini sağlayacak bir yapının oluşturulması gerektiğini kaydetti. Suiçmez, “Üreticinin kâr etmesine ve yatırım yapmasına imkân sağlayacak bir yapı kurulmalı. Girdilere yönelik ÖTV ve KDV indirimleri dahil somut indirimler yapılarak üretim maliyetleri düşürülmeli” diye konuştu.
Desteklerin günün ekonomik koşullarına göre güncellenerek artırılması ve yıl içinde ödenmesi gerektiğini vurgulayan Suiçmez, ürün alım fiyatlarının üretici aleyhine baskılanmaması çağrısında bulundu. Girdi ve temel ürünlerde ithalat bağımlılığına son verilmesi gerektiğini belirten Suiçmez, gıda tedarik zincirinin kısaltılması ve geniş halk kesimlerinin alım gücünün yükseltilmesi gerektiğini belirtti.
HAKAN ÇAKICI: "ÇİFTÇİ KAZANAMIYOR"
Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı, tarım sektöründe üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasına dikkat çekti. Çakıcı, “Çiftçinin üretim maliyetleri yüksek ve ürünün satış fiyatı maliyetin altında kalabiliyor. Tarımda gelirler düşük. Çiftçi kazanamıyor” dedi. Genç nüfusun üretimden uzaklaştığını belirten Çakıcı, “Tarımda gelirlerin düşüklüğü nedeniyle gençler üretimden çıkıyor. Bu tablo sürdürülebilir değil” diye konuştu.
Tarladaki fiyatlarla marketteki fiyatlar arasındaki çelişkiye işaret eden Çakıcı, “Tarlada fiyatlar düşük ama gıda enflasyonu çok yüksek. Üreten de tüketen de mağdur” ifadelerini kullandı.
Sorunun çözümü için yapısal adım çağrısı yapan Çakıcı, “Üretim maliyetlerini ve tedarik zincirlerindeki maliyetleri düzenlemeliyiz” dedi.