Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenecek 36. NATO Zirvesi’ne hazırlıklar sürüyor. Hazırlıklar kapsamında Ankara Valiliği 13 günlük eylem yasağı kararı alırken, Ankara Emniyet Müdürlüğü de “Operasyon Turkuaz” planıyla 9 ilçede denetimleri arttırdı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ise “terör örgütü üyelerine” iddiasıyla düzenlenen operasyon kapsamında aralarında avukatlar, akademisyenler, TEMA gönüllüleri olmak üzere 178 kişi tutuklandı.
YASAK KARARLARININ GÖLGESİNDE NATO’YLA MÜCADELE
Ankara’da bu koşullarda adeta sıkıyönetim durumu yaşanırken, NATO karşıtı çalışmalar da sürüyor. Ankara Valiliği’nin yasak kararlarından önce birçok sol parti eylem kararı açıkladı. Bu partiler arasında Türkiye Komünist Partisi (TKP) de yer alıyordu. TKP, 5 Temmuz’da “NATO onursuzluk ve ölümdür” sloganıyla Tandoğan Meydanı'nda miting düzenleyecekti. Ancak, valiliğin yasak kararlarının ardından mitingin gerçekleşip, gerçekleşmeyeceği merak konusu oldu.
‘NATO DÜNYANIN EN BÜYÜK TERÖR ÖRGÜTÜ’
TKP Ankara İl Başkanı Banu Ünver; NATO Zirvesi’ni, Türkiye’nin NATO’daki yerini, mevcut dünya siyasetinin gölgesinde NATO Zirvesi’nin durumunu ve başkentteki yasak, denetim ve tutuklamaları gazetemiz Cumhuriyet’e değerlendirdi. TKP’li Ünver’in sorularımıza yanıtı şöyle:
- Türkiye’nin NATO üyesi olması siyasette tartışma konusu olmayı sürdürüyor. Türkiye’nin NATO üyeliğinden çıkması gerektiğini savunanlar olduğu gibi “Türkiye'nin güvenliğini sağlıyor, NATO’da çıkılmaması gerek” görüşünü savunanlar da var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
NATO’nun amacı ve misyonu burada kritik. NATO’nun kuruluşunun temelinde ABD emperyalizmin çıkarları ve düzene hizmet etmek yatıyor. ABD emperyalizminin çıkarlarını savunmak ve bunun için birçok işgal, saldırı, katliam yapıldı. Nerede bir emperyalist işgal, darbe, esasında hemen hepsinin arkasında NATO’yu görüyoruz. Tam da bu nedenle aslında biz NATO’yu dünyanın en büyük terör örgütü olarak nitelendirdik. Pek çok yerde de böyle ifade ediyorum. O nedenle böyle bir yapı Türkiye’nin güvenliği sağlayabilir mi? Türkiye’de çok sayıda ABD üssü var, konuşlandırılmış füzeler var. Yani dolayısıyla böyle bir askeri yığını Türkiye’de olması bile Türkiye için büyük bir tehdit.
‘TÜRKİYE’NİN KARA GÜCÜ OLARAK MİSYON ÜSTLENMESİ DE GÜNDEMDE’
- NATO Zirvesi dünyadaki siyasetle de bağlantılı bir gündem. İran’da hala bir anlaşmaya varılamayan savaştır, Ukrayna’da aynı şekilde bir savaş durumu var. Bunun yanı sıra, ABD’yle Avrupa arasında bazı gerilim hattı oluşmaya başladı. Bu çerçevede zirveyi nasıl tanımlıyorsunuz?
Ankara’da yapılacak olacak NATO Zirvesi bu açıdan çok kritik gerçekten. Yeni bir güvenlik mimarisinden bahsediyorlar NATO’nun. Burada ABD ve Avrupa’nın ihtiyaçları ve Türkiye'nin burada üstleneceği rol önemli. ABD bir takım savunma unsurlarını Avrupa’dan çekeceğini, Avrupa’nın güvenlik mimarisinde daha fazla sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Burada Türkiye’ye biçilen bir rol de var. Erdoğan’ın açıklaması olmuştu; “Avrupa’nın Türkiye’nin savunma gücüne ihtiyacı var” açısından... Türkiye’nin burada bir kara gücü olarak misyon üstlenmesi, savunma sanayisi ihtiyaçlarını açması gündemde. ABD, Avrupa ülkelerini NATO’da daha fazla rol almaya, sorumluluk almaya çağırıyor.
‘YÖNETEBİLME BECERİSİNİ KAZANMAK İÇİN ATLANTİK HATTINA SARILDI’
- ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın zamanda “Dostum Erdoğan'ın ev sahipliğinde olmasaydı NATO zirvesine katılmazdım” açıklaması oldu. Bu cümleyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
AKP açısından da çok önemli bir cümle bu. Avrupa’da örülecek yeni güvenlik mimarisinde Türkiye’ye bir rol veriliyor ve Türkiye daha da önemli hale geliyor. Türkiye’ye biçilmek istenen rollerden bir tanesi de. ABD; İsrail’le birlikte İngiltere ve Türkiye’nin olduğu bir ticaret alanı oluşturarak, Çin’in karşısında ağırlık koymak istiyor. Trump'ın bu sözü;Türkiye'nin üstlenmeye hazır olduğu rollerle doğrudan ilişkili. AKP’nin ihtiyaçları açısından ise Türkiye'yi yönetemiyor, pek çok açıdan sıkışmış durumda. Türkiye'de bir heyecan yaratamayan, dolayısıyla da yönetemeyen bir siyasi iktidardan bahsediyoruz. Öte yandan ise özellikle artan yoksullaşma, AKP’yi kendi tabanında da çok sıkıştırıyor. Yönetebilme becerisini kazanmak için de Atlantik hattına yaslandı. Tam boy Amerikancılıkla, NATO’culukla bu sıkışmayı açmaya çalışıyor. Nihayetinde bunun da bir bedeli var. Orta Doğu planının kendisinde Türkiye'nin ihtiyaç duydukları veya işte bu planın bir parçası haline getirmeye çalıştıkları açık. O nedenle de hem bir güvenlik riski hem de Türkiye'nin o açıdan bizim sınırlarımızın ötesinde, siyasi, askeri ve ekonomik varlığı ve etkinliği kimliğin bir parçası.
‘HAKİM GÖRÜNTÜ İÇİN SALDIRGAN DAVRANILIYOR’
- İç siyasette de zirveden kaynaklı bir gerginlik yaşanıyor. Ankara'da yasaklar, denetimler ve perşembe ve Cuma günü yaşanan 178 tutuklamayı gördük ki bunlardan bir kısmı TEMA üyesi. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ankara’da yaratılmak istenen sıkıyönetim havasıyla da birlikte okumak gerekir. Zirve AKP iktidarı çok kritik.Türkiye'nin bütün bu sürecin kendisine sermaye sınıfının ihtiyaçları açısından ihtiyacı var Aslında Türkiye'de sermaye sınıfı Türkiye'nin ötesinde birtakım alanlara yatırım yapıyor, kredi elde ediyorlar ve bunu devam etmek istiyorlar. AKP bir yol açtı. Zirve süreci boyunca AKP hâkim bir görüntü vermek istiyor. Bütün bu tutuklamalarla; en ufak bir protesto gösterisinin ortaya çıkmasını engellemek isteniyor. Ama bu çok zor. Sonuçta Türkiye'nin yurtseverleri, onurlu yurttaşları, devrimcileri, cumhuriyetçileri var. NATO karşıtlığı bu ülkede var ve böylesi bir dönemde açığa çıkar. Bunu engellemek çok zor ve korkuyorlar. Dolayısıyla da böyle saldırgan davranmaların en önemli nedeni bunun açığa çıkmasından korkmaları. Böyle bir hâkim görüntüyü vermek için böyle saldırgan olmaları gerektiğini düşünüyorlar. Teröristleri bir çuvala dolduruyoruz görüntüsünün nedeni de meşruiyetin sınırını çok çok da zorlamamaya ihtiyaçları var. O sınırda bu kadar saldırgan oldukları bir süreçte şirazeyi kaçırmamaları çok güç.
‘BİZ BUNU KABUL EDEMEYİZ’
- NATO Zirvesi tedbirlerinden önce bir miting açıklamıştınız. 5 Temmuz'da yapılacağını açıkladınız, ardından valilik 13 günlük eylem yasağı getirdi. Bu süreçte TKP'nin eylem devamlılığı nasıl ilerleyecek?
Esasında bu mesele ilan ettiğimiz mücadele planıyla anlatılabilir. Böyle kritik bir ülkede dünyanın en büyük terör örgütü diye tarif ettiğimiz NATO, Türkiye'de toplanacak ve bütün o emperyalist liderler Türkiye'ye gelecekler ve bir tarafıyla toplantı yapacaklar, yeni işgal planları yapacaklar. Bu ülkenin yurtseverleri, cumhuriyetçileri, devrimcileri susup evlerinde oturacaklar. Böyle bir şey mümkün değil. Bunun ötesine çoktan geçti. Toplantı yapabilsin diye cumhuriyetin miraslarından şeker fabrikasının arazisini gasp edip, havaalanını genişletmek için lojmanları yıktılar. Geçiş güzergâhlarında binaları kapatmak için levhalar kullandılar. Sadece o levhalara 181 milyon TL harcandığı söyleniyor. Yoksullaşmanın böyle arttığı Türkiye'de sadece bu toplantı için milyarlarca lira harcandı. Biz bunu kabul edemeyiz. Bu ahlaksızlığı, onursuzluğu kabul edemeyiz. Biz bu ülkenin özseverleriyiz, cumhuriyetçileriz, devrimcileriz, komünistiyiz ve bu ülke, bu kent de bizim. Bunu göstermek istiyoruz. Miting meselesi önemliydi. Çıkacak her sesi yasaklamak istiyorlar ve TKP buna karşı çıkar. Burada biliyorsunuz, bu karara karşı bir dava açtık, kararı iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle bu süreç devam ediyor. Bunun takipçisiyiz, olgunluk ötesinde her alanda biz burada NATO karşıtlığını yükseltmeye devam ediyoruz. Ankara'nın birçok noktasında etkinlikler yapıyoruz. 13 günlük yasaklar meselesinde de mücadelemiz devam edecek. Yani NATO karşıtlarının yurtseverlerin komünistlerin sesini susturamazlar.
