Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ana muhalefet olan Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros, dün Ankara’da içlerinde Cumhuriyet’in de olduğu basın kuruluşlarıyla bir araya geldi.
Önceki genel başkanı Tufan Erhürman’ı cumhurbaşkanı seçtiren CTP, şimdi de ülkede erken seçim yapılmasını ve parlamento çoğunluğunu elde etmeyi hedefliyor.
"FRANSA’NIN ADIMI KIBRIS’I DAHA RİSKLİ BİR BÖLGE YAPACAK"
KKTC’yi ilgilendiren son güvenlik gelişmelerini değerlendiren Sıla Usar İncirli, “Son zamanlarda bölgede jeopolitik bir sarsıntı var. İsrail'in İran'a saldırısı, Lübnan'da yaşananlar, ABD’nin işin içine girerek olayın boyutunun değişmesi… Bunlar Kıbrıs’ı jeopolitik olarak çok daha önemli bir hale getirdi. Ada’daki İngiliz üsleri hedef alındı. Kıbrıslı Rum lider Hristodulidis ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi-Kıbrıs Cumhuriyeti'ni çok farklı bir güvenlik mekanizması içerisine sokmaya çalışıyor. Kıbrıslı Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti dışlanarak yeni güvenlik mekanizmaları oluşuyor. Mayıs 2024'te Fransa'yla stratejik bir anlaşma yaptılar ve şu anda bunu daha da ileriye taşıyarak SOFA (Kuvvetler Statüsü) anlaşmasını gündeme getirdiler. Fransa bu anlaşmayla Kıbrıs’a asker ve askeri teçhizat götürecek. Bu, Kıbrıs Adası'nı daha riskli bir bölge yapacak” dedi.
İncirli, Türkiye’nin bunlara karşı attığı adımlardan bahsederek, “Güvenlik asimetrisi oluşması nedeniyle Türkiye, F-16'larını Ercan'a konuşlandırdı. Hava savunma hattını da oralara kurdu. Bu, bizim için çok kıymetli. Türkiye’nin garantörlüğü simgesel bir şey değil, uluslararası hukukun önemli bir parçası” sözlerini sarf etti.
FEDERAL ÇÖZÜMDEN BAHSETTİ
Ada’daki çözüm senaryolarına ilişkin konuşan İncirli, “Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres'in görev süresi bu yılın sonunda bitecek. Ve Sayın Guterres, görevi devretmeden Kıbrıs sorununda önemli adımlar atılması ihtiyacını ve bu konuda bir isteği olduğunu dillendiriyor. Jeopolitik öneminin artmasıyla birlikte Kıbrıs Adası'nın çözümü daha da önem kazandı. Dolayısıyla Temmuz ayı itibarıyla 5+1 sürecine girebileceğimizi biz buradan öngörüyoruz, bir hareketlilik olacak. 5+1’le çözüm sürecinde ilerleme kaydedilecek diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu kapsamda KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın çözüme yönelik ilkelerini anımsatan İncirli, “Bunların en önemlisi, bizim için kırmızı çizgi olan siyasi eşitliktir. Siyasi eşitlikten kastımız da nedir? Dönüşümlü başkanlıktır. Ve federal devletin karar alma organlarında ‘one favorable vote’ dediğimiz, en az bir Kıbrıslı Türk'ün onayı olmaksızın herhangi bir kararın hayata geçirilemeyeceği hakikatidir” diye konuştu.
Ardından Erhürman’ın diğer ilkelerini; bu sürecin bir takvime bağlanması ve süreç başarısız olursa, statükoya dönülmemesini işaret etti. “Yaptığımız temaslardan anladığımız kadarıyla bunlar artık yer ediyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Erhürman bu konuda yön verici bir pozisyona geçti” dedi.
"FEDERASYON İSMİNE TAKILMAMAK GEREKİYOR’"
İncirli, Erhürman’ın çözüm konusunda Türkiye ile istişare ve işbirliği içinde olduğunu kaydetti.
“Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs'ta bir çözüm istediğini biliyorum, bunu çok açık bir şekilde görüyorum. Şu andaki statükonun devam etmesini arzu etmediğini düşünüyorum. Partimiz federal temelde iki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm için mücadele ediyor. Burada ‘federasyon’ ifadesinin rahatsızlık yaratan bir ifade olduğunu görüyoruz. Ancak biz şu anda kelimelere takılmadan, hukuki içeriğe bakmamız gereken bir zamandayız. Yani burada modelin ismi neydi, nasıldı değil de içerik ve hukuki zemin çok önemli.
Hem Kıbrıslı Türklerin hem Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs adası üzerindeki hakları, hidrokarbonlar, enerji koridorları, ticaret yolları ve deniz yetki alanları konularında söz sahibi olması, dışlanmaması önemli. Esas budur. Bu sorun çözümsüz kaldığı sürece, statüko devam ettiği sürece hem Kıbrıslı Türkler hem de Türkiye Cumhuriyeti işin dışında kalmaktadır. Yeni bir güvenlik mekanizması oluşuyor. Bu güvenlik asimetrisi, hem bize hem Türkiye Cumhuriyeti'ne risk yaratıyor. Kıbrıs sorununun çözümü ile birlikte bunların da giderileceği bir dönemi arzu ediyoruz” açıklamalarını yaptı.
Mevcut durumun Kıbrıs Türk halkının izolasyonunu da sürdürdüğünü vurguladı.
‘RUMLAR NEDEN MASAYA OTURSUN’ SORUSU
Bunların ardından bir gazeteci, “Rumları masaya oturmaya ve Türklerin şartlarını kabul etmeye itecek etken nedir” diye sordu. İncirli, “Rumların uluslararası toplum tarafından uzlaşmaz gözükmesi, kendileri için iyi olmaz” yanıtını verdi.
CTP Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros ise, “Kıbrıs Rum toplumunu çözüm için motive edecek olan, Doğu Akdeniz'de güvenlik, enerji ve ortak menfaatler üzerine bina edilecek jeopolitiktir. Kıbrıs sorununun çözümüyle ve deniz yetki alanları üzerindeki siyasi sorunun ortadan kaldırılmasıyla Kıbrıs, bölgesel enerji projesinin çekirdeği konumunda olacaktır. ABD bölgede bir güç oluşturma çabası içerisindeyse, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin burada önemli bir unsur olması, Türkiye'yle olan sorununu çözmekte yatmaktadır. Avrupa Birliği üyeliğinden elde edilebilecek potansiyel kazanımlar, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin mevcut siyasi koşullarda tam olarak elde edemediği avantajlar ve kazanımlardır. Tüm bunlar Rumları da teşvik edecek olan, hatta teşvik çok kibar bir kelime, bana göre zorlayacak olan güncel unsurlardır. Bunlar gözardı edilemez” dedi.
"BU YIL ERKEN SEÇİM OLACAK"
Buluşmada KKTC iç politikası da gündeme geldi. Kıbrıslı Türklerin Erhürman’ı seçerek Ada’ya yönelik çözüm iradelerini ortaya koyduğunu kaydeden İncirli, “Bizler, bu değişimin devam etmekte olduğunu görüyoruz. Normalde genel seçim tarihimiz Ocak 2027. Lakin ülkedeki siyasi iklim gergin. Bu yıl seçim olacak. Ve bizim baktığımız yerden, Kıbrıslı Türkler bize yeni hükümeti kurma görevi verecek. Bunun için Cumhuriyetçi Türk Partisi yoğun bir çalışma içerisinde” dedi.
Basında çıkan haberlerin aksine, CTP ile Tufan Erhürman arasında görüş ayrılıkları olmadığını ifade etti.
N82 KONUSU GÜNDEME GELDİ
İncirli’ye, Türkiye’ye girişi N82 koduyla yasaklanan Kıbrıslı Türk Semih Çavuşoğlu da soruldu.
İncirli, “Semih Çavuşoğlu yakın tanıdığımız birisidir. Kendisi akademisyendir. Ondan önce de bu N82 konuları sözkonusu oldu. Sendikacılar, siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler, bütün toplumun tanıdığı ve hiçbir şekilde Türkiye Cumhuriyeti'ne güvenlik sorunu çıkarmayacak insanlar bunlar. Bu konular Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilişkilerini geriyor. Doğrusunu isterseniz bu işler 2020 yılında başladı. Yani Ersin Tatar-Mustafa Akıncı seçimleri sonrası başlayan bir durum bu. Ben büyük bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
KKTC’nin 2020 cumhurbaşkanlığı seçiminde Mustafa Akıncı’ya açıktan destek veren isimlerin Türkiye’ye alınmadığı dillendirilmişti.
