Tüm boyutlarıyla 'kalıcı yaz saati' uygulaması: "Arkasında karanlık fikirler var"

Ekim 2018'de Resmi Gazete'de yayımlanan kararla kalıcı hale getirilen 'kalıcı yaz saati' uygulaması; AKP'nin iddia ettiğinin aksine 'tasarruf' değil, israf getirdi. Uygulamanın ekonomik boyutu yanı sıra, psikolojik hasarı da ağır oldu. Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Müdürü Ali Fuat Aydın ve Psikiyatrist Arzu Erkan Yüce, işin tüm boyutlarını Cumhuriyet'e anlattı.

23 Kasım 2021 Salı, 09:26
Tüm boyutlarıyla 'kalıcı yaz saati' uygulaması:
Abone Ol google-news

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak'ın Enerji Bakanlığı döneminden bu yana uygulanan kalıcı yaz saati uygulaması 5. yılına girdi.

Söz konusu uygulama ilk olarak 7 Eylül 2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile başladı. 2 Ekim 2018 tarihinde ise Resmi Gazete'de yayımlanan kararla kalıcı hale geldi. Cumhurbaşkanı kararında, bütün yurtta uygulanan mevcut ileri saat uygulamasının (tüm yıl yaz saati, GMT+3) her sene, yıl boyu sürdürülmesinin kararlaştırıldığı belirtildi.

AKP'nin 'tasarruf' diyerek direttiği kalıcı yaz saati uygulaması ile; özellikle kadınların ve çocukların can güvenliği garantisinin olmadığı bugünlerde, milyonlarca insan karanlık kış sabahlarına mahkum edildi. 

'YAZ SAATİNİN YARATTIĞI SORUNLAR ARAŞTIRILSIN' ÖNERGESİ REDDEDİLDİ

İlk günden bu yana tartışmaların odağında olan bu konuyu Meclis gündemine getiren isimlerden biri son olarak HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu oldu. Kenanoğlu’nun 16 Kasım'da TBMM'ye sunduğu 'Yaz saati uygulamasının yarattığı sorunların araştırılmasına ilişkin önerge' reddedildi.

Önergeyi sunma amacını Cumhuriyet’e anlatan Kenanoğlu, “Kış aylarının erken saatlerinde okula ve işe gitmenin zorluklarının yanı sıra, elektriğin ve ısınma aletlerinin, sabah ve akşamın erken saatlerinde daha çok kullanılmasına sebep olan; öte yandan Avrupa ile saat farkı 2’ye çıkarken, borsa, bankacılık, uçak seyahatleri gibi birçok teknolojik etkileşimde dünya ile senkronizasyon sorunlarına neden olan, ayrıca enerji şirketlerine daha fazla kar sağladığı iddia edilen bu uygulamanın hem ekonomik hem de toplumsal faydasının araştırılması için önerge verdik” dedi.

“AKP iktidarı her zamanki gibi muhalefet cephesinden verilen her önergeyi reddetme geleneğini sürdürüyor” diyen Kenanoğlu, “AKP’nin yaz saati uygulamasında ısrar etmesinin nedeninin, kendilerine yakın enerji şirketlerinin karlılığını bozmamak olduğunu düşünmekten başka bir seçenek bırakmıyorlar bize” ifadelerini kullandı.

"RAPOR, KAMUOYU İLE PAYLAŞILMIYOR"

Kalıcı yaz saati uygulamasının, AKP iktidarının iddia ettiği gibi 'enerji tasarrufu' sağlayıp sağlamadığına değinen Kenanoğlu, şöyle konuştu:

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 2017 yılında, saat diliminin kalıcı hale getirilmesinin enerji tüketimini azaltacağı yerde artırdığını belitmiş ve Kasım ayı tüketiminin bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,5 düzeyinde rekor artış gösterdiğini ve 22,7 milyar kilowatt saat ile en yüksek düzeye ulaştığını açıklamıştır. Kaldı ki, bu uygulama sonunda geçen süre içinde tasarruf yapılıp yapılmadığı dahi belli değildir. Bu uygulamaya esas teşkil eden, ancak ne hikmetse gizli tutulan raporun da kamuoyu ile paylaşılmamış olması düşündürücüdür.”

"TASARRUF, BİLİMSEL OLARAK TEYİT EDİLEMEDİ"

"Türkiye’de 1973 yılından 2016 yılına kadar yapılan bilimsel açıklamalara göre kış ve yaz saati uygulamasının ülkemizin enerji tasarrufuna katkı sağladığı açılanırken, 2016 yılında bunun tam tersi bir açıklama ile kış saati uygulamasından vazgeçilmesi halinde daha fazla tasarruf edileceği söylenmeye başlanmıştır. Taban tabana zıt olan son tezi o günden bu yana doğrulayan bir çalışma mevcut değildir. Sadece İTÜ’nün sonuçlarına göre yüzde 1,95’lik tasarruf sağlandığı açıklansa da, bu diğer bilimsel çalışmalarla teyit edilememiştir."

HASARIN 'EKONOMİK' VE 'PSİKOLOJİK' BOYUTU

Son olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, sabit saat uygulamasıyla 5 yılda 6 milyar TL tasarruf edildiğini savunarak, "Bugünlerde tekrar bu işleri gündeme getirmek isteyenler var. Lütfen herkes kendi işiyle meşgul olsun" dedi.

Fakat bilimsel verilerle tasarruf sağladığı kanıtlanamayan uygulama; tüketim artışını ve israfı beraberinde getirdi. 

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şube Müdürü Ali Fuat Aydın, işin ekonomik ve teknik boyutunu Cumhuriyet'e anlattı.

"KARANLIKTA UYANIP, KARANLIKTA EVE GELİYORLAR"

İlk olarak kalıcı yaz saati uygulamasının tanımını yapan Aydın, şöyle konuştu:

“Kalıcı yaz saati uygulaması, normal zamanlarda 30 derecelik boylama göre GMT+2 saat dilimi kullanılırken sadece yaz aylarında, Mart sonu ve Ekim sonu aralığında 5 ay boyunca, saatlerin 1 saat ileri alınması suretiyle kullanılan 45 derecelik boylama uygun GMT+3 saat dilimi kullanımı uygulamasının kaldırılarak sürekli olarak GMT+3 saat diliminin kullanılması anlamına gelmektedir.”

“Söz konusu uygulama ile özellikle batıya doğru gidildikçe GMT+3’ün kış aylarında da uygulanması ile sabah karanlık ve alacakaranlıkta uyanıp işlerine, okullarına giden yurttaşlarımız akşam saatlerinde de yine karanlık ve alacakaranlıkta kalmaktadır” diyen Aydın, “Bu durumun trafik, psikoloji, enerji tüketimi, kamu güvenliği gibi pek çok konuda olumsuz etki yaptığı bilinmektedir” diye konuştu.

"İŞİN ARKA PLANINDA KARANLIK FİKİRLER VAR"

Yaz saati uygulamasındaki 'inatlaşmaya’ değinen Aydın, “İşin içinde ve arka planında bilimsel olmayan yol ve karanlık fikirler var. ‘Ben yaptım oldu!’ anlayışı sergileniyor. Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya başta olmak üzere yanı başımızda bulunan tüm Avrupa, gün ışığından daha fazla yararlanmak ve enerji tasarrufu yapmak için yaz saati ve kış saatinde yarar görüp birlikte uygulamasını yapıyor. Ülkemizde ise sadece kış saati uygulamasına son verilmiyor, yaz saati uygulaması kalıcı hale getirilerek Türkiye bulunduğu saat diliminden, Avrupa ülkeleri ile özellikle ticari, ekonomik entegrasyon avantajı göz ardı edilerek doğuya kaydırılıyor” dedi.

Aydın, “Mühendislik bilimi ile açıklanamayacak bu durumun daha çok siyasi olduğunu, arka planda Türkiye'nin Avrupa ülkelerinden farklı olduğu algısını oluşturmak olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

"VERİLERE BAKILDIĞINDA 'TÜKETİMDE ARTIŞ' GÖRÜLÜYOR"

“Tüketim verilerine bakıldığında özellikle uygulamanın başladığı yıl sonrasında aynı dönemde tüketim verilerinde artış olduğu görülmekte, bu da tasarruf edildiği iddialarını desteklememektedir” diyen Aydın, “Her ne kadar tüketimdeki artışın sanayideki büyümeye bağlı olarak gerçekleştiği ifade ediliyorsa da bu iddia edilen büyümenin sanayi üretim değerlerine yansımadığı da görülüyor. Resmi verilere göre kalıcı yaz saati uygulamasının yapıldığı kış aylarında bir önceki yıla göre toplamda elektrik tüketiminde 7.1 milyar kilovat saatlik artış yaşanmış, uygulamanın ilk yılında kış saatine dönülmeyen 5 ayda Türkiye'nin toplam enerji tüketimi yüzde 12.6 artmıştır. Dahası söz konusu dönemde elektrik tüketimini önemli ölçüde etkileyecek kadar sanayi üretiminde bir büyüme söz konusu olmamıştır” ifadelerini kullandı.

"BAKANLIĞI, RAPORLARI KAMUOYUNA SUNMAYA ÇAĞIRIYORUZ"

Aydın, sözlerine şöyle devam etti:

“TÜİK verilerine göre; sanayi üretim artışı Kasım 2016'da bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2.7, Aralık 2016'da yüzde 1.3, Ocak 2017'de yüzde 2.6'da kalmıştır. Şubat 2017'de ise yüzde 0.4 gerilemiş, Mart 2017'de de yalnızca yüzde 2.8 artış görülmüştür. Öte yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nı ve İTÜ Rektörlüğü'nü, elektrik piyasasını gözeten, yurttaşları ve sanayiciyi yok sayan, yaz saatinin kalıcılaştırılması uygulamasına gerekçe gösterilen raporları, kamuoyuna açıklamaya davet ediyoruz. Bu uygulamaya esas teşkil eden ancak ne hikmetse gizli tutulan raporun da kamuoyu ile paylaşılmamış olması düşündürücüdür.”

"UYGULAMADAN DAĞITIM ŞİRKETLERİ KÂR ETTİ"

Bu uygulama ile asıl olarak kimlerin cebine para girmiş olabileceğine değinen Aydın, “Uygulamanın başlaması ile tüketim artmış olduğundan doğal olarak elektrik üretim şirketleri daha fazla üretip satmış; dağıtım şirketleri daha fazla elektrik satmış; üreticiler ve dağıtım şirketleri kar etmiş görünüyor. Bu konuda da doğrudan bir veri paylaşılmıyor” diye konuştu.

“Saat dilimi uygulamasında hedef, özellikle mesai saatleri açısından başlangıç ve bitiş zamanlarının gündüz saatlerine denk getirip güneş ışığından faydalanmak ve aydınlatma kullanmak durumunda kalmamak olmalı” diyen Aydın, “Önceki uygulamada kış aylarında GMT+2, yaz aylarında GMT+3 uygulanması doğu illerinde güneşin mesai bitiminden önce batmasına neden oluyordu. Ancak enerji tüketimi ve yaşayan nüfus açısından batıda daha büyük bir yoğunluk olduğu bilindiğinden GMT+3 uygulaması batıda yaşayan yurttaşlarımızın bu konuda mağdur olmalarına yol açtı. Bu konuda ülkemizde 2 farklı saat dilimi kullanılması veya Fatsa'dan geçen GMT+2,5 saat diliminin kullanılması tüm olumsuz koşulların büyük ölçüde giderilmesine daha çok katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

"UYGULAMA, İNSANIN BİYOLOJİK SAATİNİ BOZUYOR"

Kalıcı yaz saati uygulamasının yarattığı ‘psikolojik’ tahribatın boyutunu ise Psikiyatrist Arzu Erkan Yüce, Cumhuriyet’e anlattı.

"Bedenimizin çok hünerli çalışan bir biyolojik saati vardır. Sağ kalmamızı ve sağlıklı olmamızı bu saatin doğru işlemesine borçluyuz” diyen Yüce, “Yaşamsal işlevlerimizi güneşin hareketlerine göre düzenleriz. Biyolojik saatimiz buna göre ayarlanır. Kış aylarında hala yaz saatinin uygulanması, biyolojik saatin işleyişini bozar. Gün ışığı ile daha az temas edilen kış aylarında okul ve çalışma saatlerinin gün ışığı ile maksimum temas edebileceğimiz şekilde düzenlenmesi gerekir" diye konuştu.

"BİYOLOJİK SAATİN BOZULMASI, ATAKLARI TETİKLİYOR"

Yapılan bilimsel araştırmalara göre biyolojik saatin bozulmasının; depresyon, obezite, kalp-damar hastalıkları, bipolar bozukluk, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, Alzheimer gibi hastalıkların belirtilerinde kötüleşmeye neden olduğunu ve bazı atakları tetiklediğini aktaran Yüce, şöyle konuştu:

“Biyolojik saatin bozulması, insanlarda dikkat dağınıklığı, konsantrasyon eksikliği, süreğen uykusuzluk, iş başında ya da araç kullanırken uyuyakalma gibi tablolara da yol açarak ciddi kazalara, üretim kayıplarına, sakatlıklara neden olabilmektedir. Sirkadiyen ritme uygun olmayan koşullar, çocuklarda sözünü ettiğim diğer rahatsızlıkların yanı sıra, büyüme gelişme geriliği, algılama, anlama ve öğrenme bozukluklarına, ruhsal rahatsızlıklar da dahil pek çok soruna neden olmaktadır.

"SAĞLIĞA YARARI YOK, ZARARI VAR"

Gün ışığından daha fazla yararlanarak enerji tasarrufu sağlamak amacı güden yaz saati uygulamasının kış aylarında da sürdürülmesinin, ne enerji tasarrufuna ne de insan sağlına bir yararı olmadığını, tam tersine zararı olduğunu aktaran Yüce, “Biyolojik saati tehdit eden uygulamaların birey ve toplum sağlığı üzerine olumsuz etkileri yetkililerce dikkate alınmalıdır” dedi.

"ÇOCUKLAR, SABAH DERSLERİNİ ANLAYAMIYOR"

Öte yandan kalıcı yaz saati uygulamasının; büyüme ve gelişme çağındaki çocukların ruhsal ve bedensel sağlıklarının yanı sıra, akademik beceri ve gelişimlerini de olumsuz etkilediği yönünde, hem eğitimcilerin, hem de sağlık hizmeti sağlayanların gözlemlerinin mevcut olduğunu söyleyen Yüce, “Çocuklar ve gençlerin pek çoğu sabah ilk dersleri dinleyemediklerini, anlayamadıklarını, verim alamadıklarını ve okula gitmek istemedikleri dile getiriyorlar. Eğitimcilerin gözlemleri de bu yönde” dedi.

Yüce; karanlıkta okula gitmek zorunda olan çocuklarının can güvenliğinden endişe eden velilerin, çocukları okula/servise bırakmak için olağandan daha fazla zaman harcamak zorunda kaldıklarını ve işlerine geç kalmak gibi zorlukları yaşadıklarını da aktardı. Yüce, “Çocuk ihmal ve istismarının boyutları düşünüldüğünde veliler endişelerinde haklılar” dedi.

"TEMEL İNSAN HAKKI GEREĞİ, BU YANLIŞTAN DÖNÜLMELİ"

“Hem temel insan hem de çocuk haklarının gereği, yetkililerin bu yanlıştan ivedilikle dönmesi gerekiyor” diyen Yüce, “Bilim, sanat, eğitim, sağlık hizmeti, ticaret ve hemen her iletişimin çevrim içi gerçekleştigi günümüzde, uygulamaların getirdiği değişken saat farklarının ciddi sorunlara, verimsizliğe, kayıplara ve maddi, manevi zarara yol açtığını söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.