Türkiye'nin acı tablosu: İntihara sürüklenen çocuklar gerçeği

Türkiye'de intihara sürüklenen çocuklarla ilgili yeterli veri bulunmazken, çocuk haklarının ihmali olarak ortaya çıkan bu gerçekle ilgili sorun devam ediyor. Uzmanlar; çocukların ölümü algılayışı hakkında Cumhuriyet'e açıklamalarda bulundu.

15 Ekim 2021 Cuma, 14:50
Türkiye'nin acı tablosu: İntihara sürüklenen çocuklar gerçeği
Abone Ol google-news

İntihara sürüklenen çocuklarla ilgili belirli sivil toplum örgütleri veya siyasi partiler tarafından araştırmalar yapılsa da, bu konuya ilişkin Türkiye'de düzenli olarak bir veri yayınlanmıyor.

Son olarak CHP Genel Başkan yardımcıları Fethi Açıkel ve Veli Ağbaba'nın 2019'da hazırladığı rapor, Türkiye’deki çocukların sorunlarını ortaya koydu. Rapora göre 2019 yılında 232 çocuk intiharı yaşandı.

CHP'li Gamze Taşcıer ise Nisan ayında yayınladığı araştırmada, intihar vakaları arasında çocukların da olduğunu kaydetti ve ekledi:

“Mart ayında 13 çocuğun intihar ederek yaşamına son verdiğini görmüştük. Bu ay da 8 çocuk yaşamına son vermiş. İntihar yaşı 13’e kadar indi. Tespit edebildiklerimiz arasında en çok intihar gerçekleşen il, bu ay 10 intihar vakasıyla Denizli oldu. Şanlıurfa’da 9, Antalya ve Diyarbakır’da 7’şer intihar sonucu ölüm gerçekleşmiş.”

Çocuk ve intihar konusu ile ilgili Doçent Doktor Veysi Çeri ve Psikolog Ezgi Burcu Yıldız, önemli noktaları ve çocuk psikolojisini, Cumhuriyet'e anlattı.

Doçent Doktor Veysi Çeri, "İntihar, bireyin kendi canına kast etmesi ve yaşamına son vermesi olarak adlandırılabilir. Burada intihar girişimini de söylemek gerekiyor. İntihar girişimi ise kişinin yaşamına son vermeye çalışması olarak betimlenebilir" açıklamalarında bulundu.

Röportajdan öne çıkanlar şöyle:

İntihar nedir?

''İntihar, bireyin kendi canına kast etmesi ve yaşamına son vermesi olarak adlandırılabilir. Burada intihar girişimini de söylemek gerekiyor. İntihar girişimi ise kişinin yaşamına son vermeye çalışması olarak betimlenebilir.''

'İHMAL EDİLMEK, DIŞLANMAK İNTİHAR RİSKİNİ ARTIRABİLİR'

İntiharla ilgili doğru bilinen yanlışlar var mı?

''Doğru bilinen çok yanlış var. Bunlardan biri, intihar eden insanların şımarıklıktan ya da can sıkıntısından ediyorlarmış gibi bir durum söz konusu. Oysa bugün araştırmalar intiharın şımarıklık halinin çok ötesinde olduğunu, kişiyi intihara sürükleyen gerek sosyal gerek çevresel gerekse de genetik faktörlerin olduğunu biliyoruz. Ailenizde, geçmişte intihar eden birisi varsa, sizin de intihar etme riskiniz daha yüksek oluyor.''

Bir çocuk neden intihar etme düşüncesine kapılır? Hangi aşamalara gelir ki, ölümü düşünür?

''Araştırmalar, intihar eden çocukların öncesinde depresif bir periyodunun olduğunu, hayattan zevk almama, huzursuzluk gibi durumların olduğunu gösteriyor. Ya da düşünmeden hareket etme durumu olan çocukların intihar etme riskiyle daha fazla karşı karşıya olduğunu biliyoruz. En büyük nedeninin depresyon olduğunu söyleyebilirim. Çevresel destekleyici faktörlerin olmayışı, olumsuz çocukluk çağı yaşantıları dediğimiz istismar, evdeki ortam, akran çevresi ya da aile tarafından duygusal olarak ihmal edilmek, dışlanmak, hakaretlere uğramak çocuk ve gençlerde intihar riskini artırabilir. Son zamanlarda araştırmalar, 2014'ten beridir gençlerde intiharın arttığını gösteriyor. Bu konuda bu artışın en önemli nedenlerinden birisinin son yıllarda artan sosyal medya kullanımı olduğu üzerinde duruluyor. Günde iki saatten fazla ekran  maruziyetinin intihar riskini artırdığını söyleyebiliriz.''

'İNTİHAR EĞİLİMİ ÖNLENEBİLİR'

Bir çocuğun intihar etme konusunu düşündüğünü nasıl anlayabiliriz?

''Çocuğun intihar eğilimi fark edilebilir. Ve önlenebilir de. Bazen ipucu vermeleri çok zordur. Ama neredeyse bütün intiharlarda, intiharlardan önceki haftalarda kişinin ölüme dair konuşmaya başlaması, neden yaşadığına dair söylemlerde bulunması, yoğun üzüntü ve sıkıntı halinin olması, ya da bazı değerli eşyalarını durduk yere çevresine vermesi, aşırı karamsarlık duygularının olması, son zamanlarda görevlerini aksatması, öz bakımda ilgilenmeme ve artan gerginlik gibi durumlar aslında bizi düşündürebilir. Bunun yanında sosyal medyada intiharla ilgili aramalar yapmak, intihar şekillerini araştırmak kişide intihara dair düşünceler olduğunu gösterir.''

Çocuklar hangi durumlarda kendilerini çaresiz hissederler?

''Çocuklar için travmatik olanın olay değil; o olay esnasında kendini yalnız hissetmesi olduğundan bahsedilir. Ben de çocuklar için en acı şeyin kendilerini yalnız hissetmeleri olduğunu düşünüyorum. Birilerinin yanında olması yalnız olmadıklarını anlamına gelmiyor. Buradaki duygusal yalnızlık. Duygularının anlaşılmaması, duygudaşlığın olmaması, ya da bir sorunu olduğunda etrafındakilerin ona yardım edeceğinden emin olmaması durumu da mevcut. Mesela olumlu yaşantı olarak çocuğun anne babasıyla iyi bir iletişiminin olması, çocuğu birçok psikolojik olumsuzluğa karşı koruyor. Hayat boyu ortaya çıkan psikiyatrik hastalıkların dörtte üçü, yirmi beş yaşından önce ortaya çıkıyor. Oysa insanların önemli bir kısmı, yirmi beş yaşından önce psikoloğa başvurmaktan kaçınıyor. Ya da başvuramamakta. Tedaviler de pahalı ve başvurularda yoğunluk var. Hastanelerin de bu yükü karşılaması mümkün değil. Seanslar da on dakika. Bu asla psikiyatrik bir görüşme değildir. Sigortaların mutlaka psikiyatrik muaeyeneleri karşılaması gerekiyor. Sadece bu müdahalenin bile intiharları azaltabileceğini düşünüyorum.''

'ERGENLERDE AŞIRI DOZ ALIMI MÜMKÜN OLABİLİYOR'

Çocukların hiçbir şekilde intiharı düşünmemeleri için ne yapmamız gerekir?

''Bir çocuğun çevresel şartlarını ne kadar iyi yaparsak yapalım, bir çocuğun genetiğinde intihar girişiminde bulunma ihtimali olabilir. Burada net şekilde 'şunu yaparsak bitiririz' demek maalesef zor. Ama toplumda psikiyatrik hastalıklara karşı farkındalığı artırırsak, ücretsiz bir intihar önleme hattı kurarsak, okullardaki akran zorbalığını, çocuk istismarını bitirirsek, hastalıkların erkenden tedavisini sağlarsak ve yeterince iyi bir aile ortamı sağlarsak intiharların azalabileceğini söyleyebilirim. İntihar, gerek intihar eden; gerekse de arkasındaki insanlar için derin yaralar bırakan bir durumdur. Doğru şekilde konuşmak ve üzerine gitmek gerekiyor diye düşünüyorum.''

"UMUTSUZLUK VE ÇARESİZLİK RİSK FAKTÖRÜ"

Psikolog Ezgi Burcu Yıldız ise 'Umutsuzluk, çaresizlik duyguları da depresyona eşlik ediyorsa intihar için risk faktörleri taşımaktadırlar. Maskeli depresyon dediğimiz risk alıcı davranışlar; silahlara ya da bıçaklara, madde kullanımına aşırı ilgi; yaralamaya ya da zara verme, vücudun çeşitli yerlerini kesmek davranışlarını içerebilir. Özellikle ebeveynlerin ve öğretmenlerin dikkatlice gözlemlemeleri lazım. İntihar yöntemlerini konuşabilir çocuklar, ya da ima edebilir. Ergenlerde genellikle aşırı doz alımı mümkün olabiliyor'' açıklamalarında bulundu.

Psikolog Yıldız ile görüşülen konu başlıkları şu şekilde:

Bir çocuk hangi aşamaya geldiğinde intiharı planlar? İntihara sürüklenen çocukların neden bu yola sürüklendiği ile ilgili bilgiler var mı?

''Ebeveynler uyarı işaretlerini kesinlikle bilmeli. Okul psikoloğu, rehber öğretmenleri, ruh sağlığı uzmanlarından destek alınabilir. Evinizi intihara dayanıklı hale getirin. Bu ne demek? İlaç, silah, kesici aletler çocukların ulaşamayacağı yerlerde olmalı. Çocuklarınızla konuşmaktan korkmayın. Çocuğunuzu kendisini ifade edebilmesine alan tanımak, duygularını paylaşabilmesine imkan tanımak önemlidir. Çocukla intiharı konuşmak, intiharı azaltır. İntihar bir seçenek değildir. Çocuğunuzun akran ilişkilerine önem verin. Dolaylı yoldan arkadaşları ile ilgili endişelerinden bahsediyor olabilir. Açık olup onu sıkmadan sorular sormalısınız. Çocuk intihar etme niyetinde olduğunu ima ediyorsa, acilen harekete geçip yardım alın. Bu sinyalleri aldığınızda onunla beraber kalın ve ona güven verin.''

'BENİ ANLAMADIĞINIZ/İNANMADIĞINIZ/DİNLEMEDİĞİNİZ İÇİN'

Çocukların hayatlarını iyileştirmek, intihar riskini önlemek adına neler yapılabilir?

''Çocukların hayatlarını iyileştirmek istiyorsak yapacağımız davranışlar çok bellidir. Çocuklara maddi olarak imkanlarını sunarken sevgi, ilgi ihtiyaçlarını gözümüzden kaçırabiliyoruz. Ne olursa olsun, 'o anlamaz zaten' deyip, onu dinlemeyip, imkan tanımamak çocuğun içe çekilmesine ve uzaklaşmasına sebep olabilmektedir. İntihar olaylarına baktığımızda, yaşamını sonlandırmak istemek düşüncesine sahip olabiliyorlar. Daha da önemlisi, intihar girişimlerinin acısını dindirebilmek, umutsuzluğunu sonlandırmak ve ifade etmek imkanı tanınmadığı veya dediklerini inanılmadığı için bir tepkiden dolayı intihar edebiliyorlar. Son zamanlarda çıkan çocuk intiharlarına baktığımız zaman geriye bırakılmış mektuplar, 'beni anlamadığınız/inanmadığınız/dinlemediğiniz için' sözleri ile başlıyor. Bu nedenle çocuğa iyi gelebilmek için çocuğu dinlemek ve duygularına önem vermek, çocukatn sevgimizi esirgememek, kendisini ifade etmesine fırsat vermek de çocuğun sağlıklı gelişimi için çok önemlidir. Bunlara da dikkat etmeliyiz. Eğer çocukta bir içe çekilme, depresyon belirtileri, akranları ile arasındaki ilişkilerde bozulmalar, sizden uzaklaşmalar gözlemlediğinizde bir uzmandan destek almalısınız.''

Çocuklar ölüm kavramını nasıl algılarlar? Yetişkinlerden farkları nelerdir?

''Ölüm kavramı, çocuklarda yetişkinlerden farklı olarak algılanmaktadır. Çocuklar ölümle çok erken yaşta ilgilenmeye başlasalar da 3 yaşından önce ölümü kavrayacak zihinsel bir yetiye sahip değillerdir. Üç yaşından önce ebeveyn kaybı yaşayan çocuğa, söz konusu kişinin öldüğü söylense bile korku veya üzüntü duymayacaktır. O kişinin verdiği bakımla ilgili eksikliklerden kaynaklanan zorlukları yaşayacaktır. Beş yaşına kadar, ölümün bir son olduğunu anlayamazlar. Geri dönüşü olan bir olay olarak düşünebilirler. 3-5 yaşlarında ölüm, ölmek, ölmüş gibi kavramlar çocuk tarafından kullanılsa da ölümle ilgili korku tepkisi verecek zihinsel gelişim henüz yoktur. 'Ölürsün umarım' diyen dört yaşındaki bir çocuk ölümü uzun bir ayrılık olarak görür. Ama geri dönüşü olacağını düşünebilir. Oyunlarında ölü numarası yapabilirler, sizi korkutmaya çalışabilirler, bir hayvanı görünce 'ölmüş' diye haber verebilirler. Çünkü bu yaş grubundaki çocuk ölümü geri dönülebilir bir durum gibi düşünür.''

"AİLEMLE KAVGA EDİNCE MUTSUZ OLUYORUM"

Çocukların günümüz çevresinin onları nasıl etkilediği ile ilgili 8 ve 15 yaşında iki çocukla görüştük.

Görüşmenin detayları ise şu şekilde:

Sizi ne mutlu ediyor?

''Ailemle vakit geçirmek ve uyumak beni mutlu ediyor.''

''Arkadaşımla oynamayı çok seviyorum. Biri birine vurunca mutsuz olurum. Küsmek olmasın.''

Sizce çocukları neler mutsuz ediyor olabilir?

''Başarısızlık ve ailem kavga edince mutsuz oluyorum.''

''Sınav zamanları stresli oluyorum. Çok sıkılıyorum ders çalışmaktan. Stresli olunca mutsuz oluyorum.''

Büyüklerin çocukları anladığı/anlamadığı zamanlar oluyor mu?

''Bence oluyor. Bazen dersler konusunda anlamadıklarını, baskı kurduklarını düşünüyorum.''

''O kadar mutlu olmak istiyorum ki... LGS'den full çekeyim, üniversite sınavını geçeyim istiyorum.''

Dünyada neyi değiştirmek isterdin?

''Oksijen seviyesi çok az. Doğal anlamda göller kuruyor. Yaşam alanlarımız bitmeye başlıyor. İnsanları daha dürüst yapmayı isterdim.''

''Mesela birisi birisini dövdüğünde sinirlenirim. Mesela dünyadaki insanlar kızdığında dünya hiç güzel olmaz.''

Büyüklere bir tavsiye vermek isteseydiniz ne demek isterdiniz?

''Çocukların da fikrinin alınmasını istiyorum. Birçok konuda bizim de fikrimiz alınsın. Şiddet olmasın, büyüklere bunu tavsiye ediyorum. Büyükler küçüklere iyi davransın.''

''Dünyada her yer çiçek açsın isterdim. Büyükler birbirini üzmesin.''