Ülkü İnanlı'dan 'İBB'nin Saraçhane binasının mülkiyet devri' iddiasına açıklama

Ülkü İnanlı'dan 'İBB'nin Saraçhane binasının mülkiyet devri' iddiasına açıklama

28.05.2026 17:36:00
Güncellenme:
ANKA
Takip Et:
Ülkü İnanlı'dan 'İBB'nin Saraçhane binasının mülkiyet devri' iddiasına açıklama

İBB'nin Fatih Saraçhane’deki merkez binası için Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyet devri hazırlığı iddialarına İBB Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Ülkü İnanlı yanıt verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Fatih Saraçhane’deki merkez binası için Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyet devri hazırlığı iddialarına İBB Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Ülkü İnanlı cevap verdi. İnanlı “Saraçhane şu anda bizim, hala İBB’nin mülkiyetinde ama yarın sabah uyandığımızda bizde olup olmayacağını bilmiyoruz” dedi. İnanlı, Yerebatan Sarnıcı için verilen yürütmeyi durdurma kararının da bayramdan önce kalktığını, İBB’nin birçok mülkünün Vakıflar’a geçmesi için harekete geçildiğini söyledi.

İBB’nin Fatih Saraçhane’de bulunan merkez binası için Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyet devri hazırlığı iddialarına İBB Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Ülkü İnanlı cevap verdi. İnanlı, Saraçhane dışında İBB’ye ait birçok mülkün Vakıflara devri için harekete geçildiğini duyduklarını söyledi. İnanlı şunları söyledi:

“YÜZLERCE ENGELLEMELER YAŞADIK”

“Çok fazla konu var aslında dediğiniz gibi gündem çok yoğun. Saraçhane'den başlarsak aslında Saraçhane binası 1953 yılında yapılmış bir bina vakıf malı falan değil. Fakat hükümetin biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni kazandığı tarihten bu yana İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin elindeki her şeye bir el koyma hareketi var 2019-2024 arası bunları yaşadık. Yüzlerce engellemeler yaşadık. Kanunları değiştirdiler, UKOME'yi değiştirdiler, yönetmelikleri değiştirdiler. Yani AK Parti dönemindeki AKP'nin sahip olduğu her türlü hakkı elinden alıp çalışmaları engellemeye çalıştılar. Bir Kanunun değişikliği yapıldı. Son dönemlerde bildiğiniz gibi Kasım 2025'te Vakıflar Kanunu'na bir madde eklendi. 30. madde.Bu madde zaten tamamen Vakıflar Genel Müdürlüğünün daha doğrusu hükümetin canının istediği mal varlığını el koymasını sağlayan köksüz, temelsiz, hiçbir anlamı olmayan aslında vakıf varlığının da vakıf kelimesinin de içini boşaltan bir kanundu.

“EL KOYMAK İÇİN BİR ŞEY BULMALARI GEREKİYORDU”

Bu kanunla şunu yaptı. Geçmişinde bir vakıftan doğmamış olsa bile yani bir Vakıf malı olmasa bile Vakıflar Genel Müdürlüğü bir tarafında ufak bir çivi çaksa bir tadilat yapsa burası da vakıf malı sayılır ve bu alınır Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilir dendi. Kanun özeti bu açıkçası. Bu nasıl çıktı? Bizce şöyle çıktı. Gezi Parkı'nı almak için hatırlarsanız pek çok operasyon yaptı. Gezi Parkı'nı aldılar ve dava açtı. Gezi Parkı davasını İBB kazandı. Neden kazandı? Çünkü Gezi Parkı'nın bir vakıf malı olmadığını ispatladık. Ve bunlar baktılar ki Galata Kulesi o da vakıf malı değil, Cenevizliler yapmış. Yere Batan Sarnıcı aslında vakıf malı değil. Hiçbirisi vakıf malı değil. Ama el koymak için bir şey bulmaları gerekiyordu. Şu dönemde esasen anayasamızda yazan kuvvetler ayrılığı prensibi çok uzun zamandır yok ülkemizde maalesef. Yasama, yürütme, yargı tek elde toplanmış durumda.

“SABAH UYANIYORUZ BAKIYORUZ YA TAPULARIMIZ YERİNDE DURUYOR MU? BİR BAKIYORUM TAPUM YOK”

Ve Vakıflar Kanunu'nun 30.maddesine dayanarak Yerebatan Sarnıcı'nın Yerebatan Sarnıcı İBB'nin tarafından restore edilip milyonlar harcanıp ve insanların ziyaretine açıldıktan sonra bir gecede bir sabah uyandık baktık ki tapu gitmiş. Öncesinde bildirim yok. Beşiktaş İskelesi gitmiş bir gecede gitmiş. Şerefiye Sarnıcı bir gecede gitmiş. Bunu nasıl görüyoruz? Sabah uyanıyoruz bakıyoruz ya tapularımız yerinde duruyor mu? Bir bakıyorum tapum yok. Tapum artık başkasının olmuş ve bu uygulamaların bundan sonra da devam edeceğinin biz duyumunu alıyoruz. Şu anda Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün gündeminde Saraçhane binamızın da tapusunu devretme sürecinin olduğunu duyuyoruz. Saraçhane şu anda bizim hala İBB'nin mülkiyetinde ama yarın sabah uyandığımızda bizde olup olmayacağını bilmiyoruz.

“VE BİZ BİR SABAH UYANDIK PARTİMİZ DE YOK. HÜKÜMET HER ŞEYE EL KOYABİLİYOR”

Yani Ekrem Başkan'ın dediği gibi 31 yıllık diploması bir gecede iptal ediyor. Sabah bakıyorsunuz diplomanız yok. O zaman şöyle demişti ‘Mülkiyet hakkı ortadan kalkmıştır’ tapularınız da gidecek. Evet tapularımız da gitti. Bir sabah uyanıyoruz tapumuz yok. Ve biz bir sabah uyandık partimiz de yok. Hükümet her şeye el koyabiliyor. Öyle bir dönemdeyiz ki AKP yargı kolları eliyle diyoruz artık bir gecede her şeyinize el koyulabilir bir hale geldi. Saraçhane'nin durumu budur. Şu anda değil fakat Karaköy Katlı Otoparkı burası da gitmek üzere bunu da biliyoruz. Hazırlıklarını yapıyorlar. Orası da gidecek. Neden? Çünkü 30. madde öyle geniş ki ben Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak geçmişte bir tarihte küçük bir restorasyon yaptım buraya iki çivi çaktım diyerek hak elde edebiliyor hak iddia edebiliyor.

“YEREBATAN SARNICI İÇİN ALINAN YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI DA KALKTI”

Yani bu anayasaya o kadar açık bir hak gasbı ki şimdi bakın yere batan sarnıcı için tahliye kararı da gönderdiler bize. Vakıflar dedi ki burası bizim. Kaymakamlık eliyle de tahliye kararı gönderdi. Tahliye kararına karşı dava açtık. Yürütmenin durdurulması verildi önce fakat önceki gün bayramdan önce o da kalktı ve biz tapu iptal davası açtık. Tapu iptal davamız devam ediyor. Tapu iptal davası beklenmiyor. Bayramdan sonra ne ile karşılaşacağımızı hiç bilmiyoruz. Bu ülkede artık hiç kimsenin güvencesi yok maalesef.

İnanlı sırada başka nereleri var sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

Taksim Maksim Cumhuriyet Müzesi var. Biz 19 Mayıs'ta oraya da biz ziyaret etmiştik. Karasurları Mevlana Kapı var. Fatih Anıt Parkı var. Süleymaniye Yenileme Alanı var. Buralar sırada ve buraların çok yakın sırada olduğunu biliyoruz. Arkasından Art İstanbul, Feshane, Gazhane, bunların hepsi sırayla aynı kanuna dayanarak gidebilir. İBB'nin ne kadar restore edip İstanbul halkına ücretsiz olarak kullanımını aştığı, kazandırdığı ne kadar kültürel varlık varsa tamamını el koyma planıdır. Yavaş yavaş yavaş İstanbul Belediyesinin mülklerini elinden almak, mülksüzleştirmek, hareket alanını ortadan kaldırmak, Belediye Başkanımız 14 aydır Silivri zindanlarında, Cumhurbaşkanı adayımız ve yavaş yavaş İstanbul Belediyesi'nin tamamen elini kolunu bağlama çabalarından başka bir şey değildir”

Polis zoru ile CHP Genel Merkezi'ne girilmesini ve yaşanan süreçleri değerlendiren İnanlı şunları söyledi:

“CUMHURİYET HALK PARTİSİ İÇİNDE MAALESEF İŞBİRLİKÇİLER HÜKÜMETLE ORTAK HAREKET ETMİŞTİR.”

“Yaşananlar gerçekten 103 yaşındaki Cumhuriyet Halk Partisi için de hepimiz için bir üzüntü kaynağı. Bu yaşananların hükümetin söylediği gibi Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç meselesi olduğunu düşünmüyorum. Bu Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç meselesi değil. Bu parti defalarca kapanmıştır da geçmişte zaman zaman barajın altında kaldığı da olmuştur. Ama her zaman ayağa kalkmıştır. İktidar İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yıllardır Ekrem İmamoğlu üzerinden her türlü baskıyı yaptı. En son ikinci kez seçimi kazandı Sonra başkanımızı Silivri zindanlarına attı. Büyükşehir Belediye Başkanımız, pek çok ilçe başkanımız bugün Silivri zindanlarında yetmedi en son bir hayali Butlan davasıyla. Bakın bu butlan davası ben hukukçuyum aynı zamanda. Hiçbir hukuki mantığı, bu tedbir kararının hiçbir aklı akla uygun tarafı yok. Hiçbir hukukçunun kabul edemeyeceği bir tedbir kararıyla ki bu doğrudan hükümetin eli vardır bu işte. İşbirlikçiler, Cumhuriyet Halk Partisi içinde maalesef işbirlikçiler hükümetle ortak hareket etmiştir. 

“BUTLANCILAR, İKTİDAR AĞZIYLA KONUŞUYOR. BUNLAR DA ÇOK CANIMIZI YAKIYOR”

Biz yıllarca Cumhuriyet Halk Partisi ülkenin 1. partisi konumuna gelmişken, yıllarca biz Kemal Kılıçdaroğlu içinde çalışmışken Cumhuriyet Halk Partililer bir kurultay yapıldı ve Genel Başkanımız Özgür Özel seçildi. Bir değişim hareketiyle yola çıktık ve Türkiye'nin 1. partisi olduk. Türkiye'nin 1. partisini yenemeyen iktidar en son çağrı olarak Türkiye'nin 1. partisini bölme ve parçalama oyununa girişti. Bu da oyunun bir parçasıdır öyle düşünüyorum ben. Biz genel başkanımız Özgür Özel'in yanındayız. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun yanındayız. Hep birlikteyiz ve tam iktidara gelirken Cumhuriyet Halk Partisi'nin ayağına çelmelerle böyle oyunlarla kimse bizi iktidardan düşüremez halk da yanımızda zaten. Bunu da görüyoruz. Çok çirkin oyunlar yapılıyor. Çok çirkin şeyler oynanıyor. İktidar ağzıyla bugün Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne oturanlar, Butlancılar, iktidar ağzıyla konuşuyor. Bunlar da çok canımızı yakıyor.

“BİZE ŞU ANDA AKP AĞZIYLA KONUŞAN BİR GRUBU GÖRÜYORUZ”

Dünkü bu araba sergileme olayı gerçekten çok gerçekten çok canımı acıttı. Tamamen iftiralarla 14 aydır, 1,5 yıldır Silivri zindanlarında yatan belediye başkanlarımızı suçlu ilan eden, infaz eden bir genel merkez yönetimi var şu anda. Maalesef atanmış genel merkez yönetimi, seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı varken atanmış bir yönetimle bize şu anda AKP ağzıyla konuşan bir grubu görüyoruz. Bunlar çok canımızı acıtıyor, çok üzüyor. Kabul edilebilir bir durum değil hiçbirimiz için değil. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partilinin de bunun içine sindireceğini ben düşünmüyorum. Bunların geçeceğini ümit ediyorum. Bir an önce Genel Başkanımız Özgür Özel'in söylediği gibi yapılsın kurultay, biz buradayız. Tekrar sorulsun, üç kez kurultay yapılmış 38'in üzerinden olağanüstüler, olağanlar, 39. Kurultay ha buna rağmen böyle hukuk hukuka aykırı akıl dışı mahkeme kararları ortaya konuluyorsa biz hazırız. Gerekirse üyelerle, gerekirse aynı delegelerle, hangisiyle isteniyorsa bu düğümün çözülmesi lazım. İktidarla ortak hareket edip de bu halkın umutlarını karartmaya kimsenin hakkı yok. Bu halk Cumhuriyet Halk Partisi'ne inanmış, Özgür Özel'e inanmış, Ekrem İmamoğlu'na inanmış, İstanbul'da Özgür Çelik'e İnanmış. Hiç kimsenin bu umutları karartmaya hakkı yok. Hiç kimsenin kişisel menfaatler peşine düşmemesi lazım”