Hükümetin Türkiye’ye servet sahibi çekmeye dönük vergi düzenlemeleri TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilirken tartışmalar ve tepkiler sürüyor. Ekonomistlere göre bu proje ne gerçekçi ne de doğru.
Prof. Haluk Levent, iktisat koşulları bakımından, değerli TL - yüksek faiz dolayısıyla bir süreliğine ‘carry trade’ için uygun ortam oluşturulduğunu ama yine de servet sahiplerinin iktisat dışı güvence arayacağını belirtiyor. Levent, körfez ülkelerinden çıkış yapan servetin yeni adresi olma amacına ilişkinse şunlara dikkat çekiyor:
“Körfeze giden zenginlere münhasıran hazırlanmış özel hukuki koşullar vardı. Örneğin Neom kenti hayata geçmiş olsaydı Suudi Arabistan Anayasası'nın dışında tanımlanacaktı. Dubai ve BAE bunu yaptı. Türkiye’de böyle bir şey tasarlanıyorsa Anayasa’ya aykırı olur. ‘Zenginler için uluslararası tahkim geçerlidir’ diyebilecek bir yasal çerçeve yazmak daha çok sömürge ülkelerine uygun”
Prof. Hayri Kozanoğlu ise Dubai’de yaşamın lüks işletmelerle zaten zenginlere hizmet sunmak üzerine kurulu olduğuna dikkat çekiyor ve şunun altını çiziyor:
İşgücünü de büyük ölçüde düşük ücrete talim eden, hiçbir sosyal güvencesi ve örgütlenme hakkı bulunmayan işçiler oluşturuyor. Buralarda ‘rafine’ bir yaşamın sürdürüldüğü, dış etkilerden tecrit edilmiş vahalar oluşturulmuştu.Türkiye’nin yapısı buna uygun değil. Ayrıca küresel zenginlere vergi bağışıklığı sağlanması hem vergi adaletini bozar, hem de yerelde vergi ödeme motivasyonunu düşürür.
Bu nedenlerle bu proje ne gerçekçidir ne de arzu edilir niteliktedir.”
Dr. Murat Kubilay da “Türkiye çok zengin yabancılar açısından yaşam kalitesi ve hukuk güvenliği bakımından ilk tercih konumunda değil. İstanbul veya Ege kıyılarında sınırlı bir ilgi olabilir ancak bunun toplumsal maliyetleri de göz ardı
edilmemeli. Türkiye'nin önce kendi nitelikli insanın göç etmesini engellemesi, kısa vadedeki en kolay ve en büyük artı olur” diyor.
