CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Divanhane Binası’nın müze yapılmasına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaptı. Bağcıoğlu’nun açıklaması şöyle:
“İstanbul’un Kasımpaşa semtinde yer alan Divanhane Binası yalnızca mimari bir yapı değil, yüzyıllar boyunca Osmanlı Bahriyesi’nin kurumsal hafızasını taşıyan, denizcilik geleneğinin mekâna yansıdığı istisnai alanlardan biridir. Cezayirli Gazi Hasan Paşa ve onun döneminde şekillenen Bahriye teşkilatının izleri, bu yapıyı sıradan bir tarihî eser olmaktan çıkararak kolektif hafızanın asli unsurlarından biri hâline getirmektedir. Bu nedenle Divanhane’nin içinde bulunduğu tarihsel bağlam korunarak tam bir yıl önce teklif ettiğimiz şekilde denizcilik tarihi müzesi ve kültür merkezi işleviyle yaşatılması, başta Cezayirli Gazi Hasan Paşa olmak üzere tüm leventlerin hatırasına gösterilebilecek en anlamlı saygı biçimidir. Böyle bir tercih geçmişi yalnızca muhafaza etmekle kalmayacak, aynı zamanda İstanbul’un denizle kurduğu kadim ilişkinin gelecek kuşaklara aktarılmasına da katkı sağlayacaktır.
“DENİZCİLİK MİRASININ GERİ PLANDA KALMASINA YOL AÇABİLİR”
Buna karşılık son yıllarda Haliç çevresinde gözlemlenen bazı uygulamalar, tarihsel hassasiyetin her zaman gözetilmediğini düşündürmektedir. Bu konuda tam bir yıl önce yaptığımız uyarı ve önerilerin dikkate alınmaması, Bahriye’ye gönül verenleri derinden yaralamaktadır. Dünyanın en eski tersanelerinin yer aldığı bu bölgede, dokuyla uyumu tartışmalı bazı yapılaşma ve işlevlendirme tercihleri öne çıkmaktadır. Özellikle tarihsel çevrede otel gibi yoğun ticari kullanımların yer alması ya da bu alanların noter, idari birimler veya bağlamla ilişkisi zayıf farklı kurumsal işlevlere tahsis edilmesi iyi niyetli olsa dahi, mekanla tarih arasındaki anlam bağını zedeleme riski taşımaktadır. Bahriye tarihinin merkezinde yer alan bir yapının kendi özgün hafızasından koparılarak farklı bir simgesel işleve -örneğin müze veya benzeri kullanımlara- yönlendirilmesi, denizcilik mirasının geri planda kalmasına yol açabilecek bir tercih olarak değerlendirilebilir. Bu tür işlevler için tarihsel yükü daha sınırlı ve çok daha uygun mekanlar bulmak mümkündür.
“EN SAĞDUYULU VE KALICI TERCİHLERDEN BİRİDİR”
Bu çerçevede tartışmanın mekanın taşıdığı tarihsel anlam üzerinden yürütülmesi daha sağlıklı olacaktır. Divanhane ve çevresi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan devlet sürekliliğinin denizcilik boyutunu temsil eden nadir alanlardan biridir. Bu hafızayı korumak herhangi bir karşıtlık değil tarih bilinci, kültürel sorumluluk ve kurumsal devamlılık anlayışının doğal bir sonucudur. Sonuç olarak İstanbul’un fethinden itibaren Divanhane, Bahriye Nezareti ve son olarak Kuzey Deniz Saha Komutanlığı olarak kullanılmış, tarih boyunca Osmanlı Donanması ile Türkiye Cumhuriyeti Donanması’nın yönetildiği bir merkez olmuştur. Bu birikmiş denizcilik mirasının bağlamından koparılmadan ve asli anlamı korunarak yaşatılması, bugün alınabilecek en sağduyulu ve kalıcı tercihlerden biridir. Kişisel ya da dönemsel hatıralar için yeni mekanlar her zaman inşa edilebilir ancak tarihsel doku zedelendiğinde, bu kaybın telafisi mümkün değildir.”