Gezegenlerin büyük bölümü bir yıldızın çekim alanında, düzenli yörüngelerde hareket ediyor. Ancak son yıllarda, herhangi bir yıldız eşlikçisi olmadan uzayda tek başına dolaşan “başıboş gezegenler”e dair kanıtlar giderek artıyor. Bu tür gezegenler ışık yaymadıkları için doğrudan görülmeleri zor; çoğu zaman varlıkları, arka plandaki yıldız ışığını çok kısa süreliğine bükmeleriyle anlaşılabiliyor. Çinli araştırmacıların öncülük ettiği yeni çalışmada, bu yöntemle tespit edilen nadir bir başıboş gezegenin kütlesi ve uzaklığı ilk kez daha net biçimde hesaplandı.
MİKROMERCEKLENMEYLE YAKALANDI
Araştırmacılar, yıldızla bağlı olmayan serbest dolaşan gezegenlerin çoğunlukla mikromerceklenme adı verilen yöntemle ortaya çıkarılabildiğini vurguluyor. Bu yöntemde, gezegenin kütleçekimi arka plandaki bir yıldızın ışığını kısa süreliğine “mercek” gibi büküyor; astronomlar da bu çok küçük parlaklık değişimini yakalayarak gezegenin varlığını tespit ediyor.
Ancak mikromerceklenmenin önemli bir sınırlaması bulunuyor: Gözlem çoğu zaman tek bir noktadan yapıldığı için, gezegenin uzaklığı ve kütlesi hakkında kesin sonuçlara ulaşmak her zaman mümkün olmuyor.

DÜNYA VE UZAYDAN ÇİFT GÖZLEM: KÜTLE VE MESAFE ÖLÇÜLDÜ
Pekin Üniversitesi, Çin Ulusal Astronomi Gözlemevleri ve Çin Bilimler Akademisi’nden Subo Dong liderliğindeki ekip, bu sorunu aşmak için aynı mikromerceklenme olayını hem Dünya’dan hem uzaydan izledi.
Ekip, çeşitli yer tabanlı tarama çalışmalarından gelen verileri, Dünya’dan yaklaşık 930 bin mil (yaklaşık 1,5 milyon kilometre) uzaklıktaki Gaia uzay teleskobu gözlemleriyle birlikte analiz etti. Farklı bakış noktalarına ışığın ulaşma zamanında oluşan çok küçük farklar, gezegenin kütlesi ve Dünya’ya olan uzaklığının daha sağlıklı hesaplanmasını sağladı.
SATÜRN KÜTLESİNDE “BAŞIBOŞ” BİR GEZEGEN
Araştırmacıların hesaplamalarına göre keşfedilen başıboş gezegen, Jüpiter’in kütlesinin yaklaşık yüzde 22’sine sahip Kütlesi itibarıyla Satürn’e yakın Samanyolu’nun merkezine göre yaklaşık 3 bin parsek uzaklıkta bulunuyor.
Ekip, gezegenin kütlesinin Satürn’le benzer olması nedeniyle, bu cismin büyük olasılıkla bir yıldız sisteminde oluştuğunu; daha sonra çeşitli dinamik süreçlerle sistemden koparak uzaya savrulduğunu değerlendiriyor.
NASIL “YILDIZSIZ” KALIYORLAR?
Bilim insanlarına göre düşük kütleli başıboş gezegenlerin önemli bir kısmı, aslında bir yıldızın çevresinde oluşuyor. Ancak zaman içinde:
komşu gezegenlerin kütleçekim etkisi, sistem içindeki dengesizlikler, yakın bir yıldız eşlikçisi veya dış etkenler gibi nedenlerle yörüngeler bozulabiliyor ve gezegenler sistemden “fırlatılabiliyor”.
Araştırmacılar, bu tür gezegenlerin galaksi içinde başıboş şekilde sürüklenmesinin, gezegen oluşumuna dair bilinen “tek yol” olmadığını gösterdiğini vurguluyor.
YENİ TELESKOPLAR KEŞİFLERİ ARTIRABİLİR
Çalışmada, geçmişte de birkaç serbest dolaşan gezegenin tespit edildiği ancak mikromerceklenmenin sınırlamaları nedeniyle bu cisimler hakkında pek çok bilginin “tahmine dayalı” kaldığı ifade edildi. Bu nedenle kütle ve uzaklık gibi temel parametreleri netleştiren yeni gözlemler, alan açısından kritik görülüyor.
Araştırmacılar, önümüzdeki yıllarda keşiflerin artabileceğini belirterek, NASA’nın Nancy Grace Roman Uzay Teleskobuna işaret etti. 2027’de fırlatılması planlanan teleskobun, galaksi genelinde daha fazla mikromerceklenme olayını yakalayarak başıboş gezegen sayısını artırması bekleniyor.