Esnemek çoğu zaman yorgunluk ya da sıkılmayla ilişkilendirilen sıradan bir refleks olarak görülüyor. Ancak Avustralya’daki New South Wales Üniversitesi araştırmacıları, bu basit davranışın beyinde beklenmedik fizyolojik değişimlere yol açtığını tespit etti. 22 sağlıklı gönüllü üzerinde yapılan MR incelemeleri, esnemenin beyin omurilik sıvısı hareketini belirgin biçimde değiştirdiğini ortaya koydu.
MR İNCELEMESİNDE NE BULUNDU?
Araştırma kapsamında katılımcıların baş ve boyun bölgeleri, esneme ve derin nefes alma sırasında manyetik rezonans (MR) ile görüntülendi. Bilim insanları başlangıçta esnemenin ve derin nefes almanın benzer etkiler göstereceğini düşünüyordu. Ancak görüntüler, iki eylem arasında belirgin bir fark olduğunu ortaya koydu.
Esneme sırasında beyin omurilik sıvısının (CSF) beyinden uzaklaştığı görüldü. Bu hareket, derin nefes alma sırasında gözlemlenmedi. Sinirbilimci Adam Martinac, bulguları değerlendirirken “Esneme, CSF’yi derin nefese kıyasla ters yönde hareket ettiriyordu. Açıkçası bunu hiç beklemiyorduk” ifadelerini kullandı.

BEYİN OMURİLİK SIVISI NEDEN ÖNEMLİ?
CSF olarak bilinen beyin omurilik sıvısı, beyin ve omuriliği koruyan, besleyen ve darbelere karşı tampon görevi gören berrak bir sıvı. Aynı zamanda metabolik atıkların uzaklaştırılmasına yardımcı oluyor.
Araştırmacılar, esnemenin bu sıvının dolaşımını değiştirmesinin, beyin işlevleri üzerinde daha büyük bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.
ESNEME NEDEN OLUR?
Cleveland Clinic’e göre esnemenin nedeni hakkında çeşitli teoriler bulunuyor. Bunlardan biri, esnemenin beyni “uyandırdığı” ve uyanıklık seviyesini artırdığı yönünde. Sıkılma ve monotonluk durumunda esneme refleksinin tetiklenebileceği belirtiliyor.
Bir başka teori ise esnemenin beynin ısısını düzenlemeye yardımcı olduğu yönünde. Alınan havanın kan akışını etkileyerek beyni soğutabileceği düşünülüyor. Ayrıca sosyal bir boyut da söz konusu. “İletişim hipotezi”ne göre birinin esnemesini görmek, diğer kişide de esneme refleksini tetikleyebiliyor. Bu durumun empati ya da sosyal bağ kurma mekanizmalarıyla ilişkili olabileceği değerlendiriliyor.

HER BİREYİN ESNEME PATERNİ FARKLI
Araştırmada dikkat çeken bir diğer nokta ise katılımcıların esneme biçimlerinin birbirinden farklı olmasıydı. Bilim insanları, bu esnekliğin her bireyin kendine özgü, doğuştan gelen bir nörolojik programlama sonucu ortaya çıkabileceğini belirtti. Araştırmacılara göre esneme paternlerinin öğrenilmiş değil, biyolojik temelli olması, refleksin evrimsel bir işlev taşıdığı ihtimalini güçlendiriyor.