Modern toplumun görünmeyen sancısı: Y Kuşağı anneleri ‘zihinsel yük’ altında eziliyor

Modern toplumun görünmeyen sancısı: Y Kuşağı anneleri ‘zihinsel yük’ altında eziliyor

14.05.2026 16:20:00
Güncellenme:
Furkan Albayrak
Takip Et:
Modern toplumun görünmeyen sancısı: Y Kuşağı anneleri ‘zihinsel yük’ altında eziliyor

Yapılan ulusal bir araştırma, milenyum kuşağı annelerinin diğer nesillere oranla üç kat daha fazla kırgınlık ve zihinsel yorgunluk yaşadığını ortaya koydu. Kariyer baskısı ile evdeki orantısız yük arasında sıkışan anneler, yılda 20 iş gününü sadece aile bireylerine görevlerini "hatırlatarak" kaybediyor.

Dünya genelinde toplumsal roller değişim gösterse de, aile hayatının yönetimi ve ev içi organizasyonun yükü hâlâ büyük oranda kadınların omuzlarında kalmaya devam ediyor. Yapılan son kapsamlı araştırma, 1981-1996 yılları arasında doğan ve "milenyum kuşağı" olarak adlandırılan annelerin, tarihin en yüksek tükenmişlik oranlarıyla karşı karşıya olduğunu gösterdi.

Talker Research tarafından yürütülen çalışmaya göre, bu nesil sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda fark edilmeyen bir "zihinsel yük" altında eziliyor. Milenyum annelerinin yüzde 19'u, ev içindeki adaletsiz iş bölümü nedeniyle partnerlerine ve sisteme karşı hınç duyarken, bu oran bir önceki nesil olan "Baby Boomer" annelerinin üç katı olarak kayıtlara geçti.

Image

YILDA 20 İŞ GÜNÜ SADECE 'HATIRLATMA' İLE GEÇİYOR

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, "görünmez emek" olarak tanımlanan planlama ve koordine etme sürecinin yarattığı zaman kaybı oldu. Özellikle küçük çocuk sahibi olan anneler; aile üyelerine yapmaları gereken işleri, sorumluluklarını ve günlük rutinleri hatırlatmak için her yıl yaklaşık 20 tam iş gününü feda ediyor.

Bu süreç, annenin sadece işi yapmasını değil, işin yapılıp yapılmadığını takip etmesini de kapsayan devasa bir zihinsel mesai anlamına geliyor. Uzmanlar, bu durumun annelerin kariyer basamaklarındaki ilerleyişini yavaşlattığını ve iş dünyasında kadın-erkek arasındaki ekonomik makasın kapanmasını zorlaştırdığını vurguluyor. Ev içindeki işleyiş sorunsuz devam ettiğinde ise annelerin yüzde 40'ı hiçbir takdir görmediklerini belirterek sistemin "teşekkürsüz" yapısına dikkat çekiyor.

'HER ŞEYE SAHİP OLMA' İDEALİ VE GERÇEKLERİN ÇARPIŞMASI

Psikologlara göre, milenyum annelerinin yaşadığı bu derin kırgınlığın temelinde, yetiştirilme tarzları ile hayatın gerçekleri arasındaki uçurum yatıyor. 90'lı yılların "kadın güçlenmesi" ve "cam tavanı kırma" idealleriyle büyüyen, yüksek eğitimli ve ekonomik bağımsızlığına önem veren bu kuşak, anne olduklarında profesyonel kariyer ile geleneksel ev işleri arasında sıkışıp kalıyor.

Dr. Jolie Silva, milenyum kadınlarının kurumsal başarıya odaklanırken anneliğin getireceği devasa zihinsel yükün büyüklüğünü başlangıçta tam olarak kavrayamadıklarını belirtiyor. "Anne suçluluğu" (mom guilt) ile kariyer tutkusu arasında bölünen kadınlar, kendilerine ayıracakları zamanın kalmamasından şikayetçi. Ankete katılan annelerin yarısına yakınının en büyük hayalinin "sadece dinlenmek ve enerji toplamak" olması, durumun vehametini gözler önüne seriyor.

Image

TOPLUMSAL BİR KRİZ: ANNELERİN TÜKENMİŞLİĞİ EKONOMİYİ VURUYOR

Milenyum kuşağı bugün iş gücü piyasasındaki ve ebeveynlik rolündeki en geniş nüfusu temsil ediyor. Dolayısıyla bu grupta görülen yaygın tükenmişlik sendromu, bireysel bir sorundan ziyade toplumsal ve ekonomik bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, annelerin üzerindeki bu yükün hafifletilmemesi durumunda iş yerlerinde verimlilik kaybının artacağı ve kadınların iş gücünden erken çekilme riskinin doğacağı uyarısında bulunuyor.

Siyaset bilimci Dr. Ana Catalano Weeks, bu görünmez emeğin stres ve tükenmişliği tetikleyerek çiftler arasındaki bağı zayıflattığına işaret ediyor. Çözüm olarak ise ev içi görevlerin sadece fiziksel olarak değil, "zihinsel planlama" düzeyinde de eşit şekilde paylaşılması gerektiği vurgulanıyor.

İlgili Haberler