Teknoloji ve yapay zekâ söz konusu olduğunda, pek çok kişinin aklına ilk olarak iş kaybı, kontrol kaybı ve “distopik gelecek” geliyor. Ancak uzmanlara göre önümüzdeki 25 yıl, insanlık tarihinin en büyük ilerleme dönemlerinden birine de dönüşebilir. Fütürist Tom Cheesewright ve astrofizikçi Dr. Alastair Reynolds, 2050’ye kadar hayatımızı değiştirmesi beklenen beş büyük dönüşüm başlığını sıraladı.

“KÖTÜMSERLİĞİ AŞACAK KADAR İLERLEME POTANSİYELİMİZ VAR”
Fütürist Tom Cheesewright, geleceğin yalnızca korku senaryolarıyla okunmaması gerektiğini savunuyor. Cheesewright’e göre yapay zekâ, robotik ve teknolojik dönüşüm hakkında karamsarlık “moda” haline gelse de, insanlığın ilerleme kapasitesi bu korkuları geride bırakabilir.
Cheesewright, 21. yüzyılda insan genomunun çözülmesinden yenilenebilir enerjinin en hızlı büyüyen enerji kaynaklarına dönüşmesine kadar pek çok kritik eşiğin aşıldığını hatırlatıyor. Ona göre önümüzdeki 24 yıl, “insanlık tarihinin en büyük ilerleme çağı” olma potansiyeli taşıyor. Bu değerlendirmelerin ardından Cheesewright, astrofizikçi Dr. Alastair Reynolds ile birlikte 2050’ye kadar gündelik hayata girmesi beklenen teknolojileri sıraladı.
1) BİYO-BASKILI ORGANLAR: BEKLEME LİSTELERİ TARİHE KARIŞABİLİR
Uzmanlara göre 2050’ye gelindiğinde biyo-yazıcılar, hastanın kendi hücrelerini kullanarak böbrek, karaciğer hatta göz gibi karmaşık organları üretebilecek. Bu yöntemin en çarpıcı vaadi ise organ naklinde iki büyük sorunu azaltması: doku uyumsuzluğu ve uygun donör bekleme süresi. Bu alanda şimdiden önemli adımlar atıldığına da dikkat çekiliyor. Geçen yıl UC San Francisco ve Cedars-Sinai araştırmacıları, organları “sıfırdan büyütmeye” yönelik ilk aşamaları tamamladıklarını duyurdu. Uzmanlara göre mevcut hız düşünüldüğünde, 2050’de organ üretimi sağlık sistemlerinde yeni bir dönemi başlatabilir.
2) UZAY ASANSÖRLERİ: YÖRÜNGEYE ÇIKIŞTA DEVRİM SENARYOSU
İlk bakışta bilim kurgu gibi görünse de, uzmanlar 2050’ye kadar dünyanın ilk uzay asansörünün inşa edilebileceğini öngörüyor. Bu yapı, hem yük hem de yolcu taşıyarak yörüngeye erişimi daha “rutin” hale getirmeyi hedefleyen dev bir sistem olarak tanımlanıyor.
Japon inşaat şirketi Obayashi de 2050 hedefi konusunda benzer bir yaklaşım sergiliyor. Şirketin internet sitesindeki bilgilere göre planlanan uzay asansörü; 96 bin kilometrelik karbon nanotüp kablo, 400 metre çapında yüzen bir “Dünya Limanı” ve 12 bin 500 tonluk karşı ağırlık gibi unsurlardan oluşuyor. Bu tür bir sistemin hayata geçmesi halinde, uzaya çıkış maliyetlerinin düşmesi ve uzay taşımacılığının yeni bir ekonomik alan yaratması bekleniyor.
3) ROBOT EV ARKADAŞLARI: LÜKS OLMAKTAN ÇIKIP SIRADANLAŞABİLİR
2050 senaryolarının en dikkat çeken başlıklarından biri de “robot ev arkadaşları”. Uzmanlara göre insansı robotlar 24 yıl içinde yaygınlaşabilir, hatta “neredeyse her yerde” görülebilecek kadar sıradan hale gelebilir. Dönüşümün ilk işaretlerinin şimdiden ortaya çıktığı belirtiliyor. Tesla’nın Optimus adlı robotunun bu yıl genel satışa çıkmasının beklendiği, fiyatının ise yaklaşık 20 bin dolar seviyesinde olacağı aktarılıyor. Norveç merkezli 1X Technologies’in Neo adlı robotu da benzer bir fiyat bandında erken erişime açılmış durumda.
Uzmanlara göre fiyatlar düştükçe robotlar, ev içi destekten günlük rutinlere kadar pek çok alanda “insan yaşamına entegre” hale gelebilir.
4) LABORATUVAR ETİ: ET TÜKETİMİ AZALIRKEN ALTERNATİFLER BÜYÜYECEK
Uzmanların öngörülerine göre et tüketimi oranı düşmeye devam edecek. Bunun temel nedeni, alternatif protein kaynaklarının yaygınlaşması ve et tüketenlerin de “nicelik yerine nitelik” arayışına yönelmesi. Bu senaryoda laboratuvarda üretilen et, 2050’ye kadar hem ucuz hem de lezzet açısından “rekabetçi” hale gelebilir. Özellikle etik gerekçelerle et tüketimini azaltmak isteyenler için laboratuvar eti daha cazip bir seçenek olarak öne çıkıyor. Bugün hâlâ birçok kişinin bu ürünlere mesafeli olduğu vurgulansa da, uzmanlara göre 2050’ye kadar bu algı önemli ölçüde değişebilir.

5) AKILLI TELEFONLARIN SONU: YERİNİ AKILLI GÖZLÜKLER ALABİLİR
Günümüz yaşamının merkezinde yer alan akıllı telefonların, 2050’ye kadar yerini akıllı gözlüklere bırakması bekleniyor. Uzmanlara göre bu dönüşüm, teknolojiyle kurulan ilişkinin “ekran” odaklı olmaktan çıkıp daha bütünleşik ve giyilebilir hale gelmesi anlamına geliyor.
Akıllı gözlüklerin yaygınlaşması; mesajlaşmadan navigasyona, görüntülü iletişimden bilgi erişimine kadar birçok işlevin “telefonsuz” yapılabildiği bir dönemi işaret edebilir. Bu senaryoda kullanıcıların, telefonlarını cebinden çıkarmadan dijital dünyaya bağlanması hedefleniyor.