Çoğu zaman doğal felaketlerin habercisi olarak görülen obruklar, Çin’in Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi’nde bambaşka bir anlam taşıyor. Mağara kaşifleri ve bilim insanları, derinliği 190 metreyi aşan devasa çukurların dibinde, dış dünyadan tamamen izole olmuş bozulmamış ekosistemler tespit etti. Yerel halkın "Cennet Çukurları" (Tiankeng) olarak adlandırdığı bu oluşumlar, 40 metre yüksekliğe ulaşan antik ağaçları ve bilim dünyasının henüz tanımlayamadığı canlı türlerini barındıran birer yeraltı vahasına dönüşmüş durumda.
DİNOZORLAR ÇAĞINDAN KALMA DEV AĞAÇLAR VE ENDEMİK TÜRLER
Araştırmacı Tang Jianmin’in "insan faaliyetinin izine rastlanmayan bozulmamış bir yeraltı ormanı" olarak tanımladığı bu alanlar, UNESCO Dünya Mirası listesindeki karstik oluşumların bir parçasını oluşturuyor. Yapılan incelemelerde, obrukların dibinde dinozorlar döneminden bu yana varlığını sürdüren endemik bitki gruplarına rastlandı. Özellikle 300 metre uzunluğa ve 150 metre genişliğe sahip olan son keşif, biyolojik çeşitlilik açısından bir "zaman kapsülü" niteliği taşıyor. Uzmanlar, bu derinliklerde yaşayan küçük hayvan türlerinin birçoğunun literatürde henüz yer almadığını vurguluyor.

YERALTI VAHASININ KİMYASAL SIRRI: BİTKİLER NASIL HAYATTA KALIYOR?
Güneş ışığının çok kısıtlı ulaştığı bu derin hendeklerde ormanların nasıl bu denli gür kalabildiği, 20 Temmuz'da yayımlanan bilimsel bir çalışma ile açıklığa kavuştu. Normal şartlarda bitki büyümesini sınırlayan azot, fosfor, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi elementlerin tiankenglerin dibinde alışılmadık derecede bol olduğu saptandı. Bölgedeki eğrelti otları ve ısırgan türleri, bu mineralleri hızla tüketecek şekilde evrimleşerek boylarını hızla uzatıyor ve kısıtlı ışığa ulaşabiliyor. Nem oranının yüksek, sıcaklığın ise sabit olduğu bu kapalı ekosistemler, bitkiler için ideal bir sera etkisi yaratıyor.
İNSAN ELİNİN DEĞMEDİĞİ SON EKOLOJİK SIĞINAKLAR
Dünya genelinde keşfedilen yaklaşık 300 tiankeng’in üçte ikisi Çin’de bulunuyor. Ancak bu oluşumlar sadece Çin ile sınırlı değil; Papua Yeni Gine, Malezya, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde de benzer yapılar mevcut. Jeologlar, bu obrukların yeraltı odalarının tavanlarının genişleyip çökmesiyle oluştuğunu belirtiyor. Yeraltı nehirleriyle beslenen bu ekosistemler, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda küresel iklim değişikliğinin etkilerinden korunmuş nadir sığınaklar olarak kabul ediliyor.