Çin anakarasının tarihini incelediğimizde, MÖ 2100’den günümüze kadar görkemli bir hanedanlıklar, imparatorluklar ve cumhuriyet tarihi ile karşılaşıyoruz. Yüzyıllar boyuca bölünmelere ve birleşmelere sahne olan bu dev ülke, bugün dünyayı her bakımdan etkileyen süper güçlerden biri.
1.4 milyar nüfusuyla Hindistan’dan sonra dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi ve ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumunda. Bu durum aslında tarihsel açıdan bir geriye dönüş olarak da nitelenebilir. Çünkü 1800’lerin ortalarına kadar dünyanın en büyük birinci ve ikinci ekonomisini Çin ve Hindistan temsil ediyordu. 1950’de Çin’in dünya gayri safi yurtiçi hasılasından (GSYİH) aldığı pay yüzde 5’e gerilemişken bugün bu oran yüzde 18.5’e çıkmış durumda.
Barutun, kâğıdın, matbaanın ve pusulanın keşfedildiği, İpek Yolu’nun kurulduğu, Çin Seddi’nin inşa edildiği bu ülke, 21. yüzyılda kendi ülkemizde ya da dünyanın herhangi bir yerinde elimizi neye atsak “Made in China” ibaresini bize göstererek ağırlığını hissettiriyor. Mao’nun öncülüğünde çakılan kıvılcım, bu eski topraklarda öyle bir yangına dönüşmüş ki Çin’in birçok alanda gösterdiği ilerleme, bugün kimsenin reddedemeyeceği bir aşamada.
EMPERYALİST KUŞATMADAN BUGÜNE
Şanghay Bu görkemli ülkeyi görmek için Güneydoğu Asya’ya doğru on saatlik bir uçak yolculuğundan sonra Şanghay’a vardık. Dünyanın en önemli finans merkezlerinden biri olan Yangtze Nehri deltasındaki Şanghay, küçük bir balıkçı kasabasından küresel bir ticaret devine dönüşen ve yaklaşık 30 milyon insanın yaşadığı bir kent.
Geleneksel Çin mimarisi ile gökdelenlerin iç içe geçtiği, uluslararası kültürün etkili olduğu Şanghay’ın bugün Çin’in en kozmopolit şehirlerinden biri haline gelmesinin ardında, tarihi Afyon Savaşları’ndan bu yana gelişen bir süreç var.
Çin’in, İngiliz tüccarların ülkeye soktuğu afyonu yasaklaması ve imha etmesiyle 1839’da başlayan savaşları İngiliz donanmasının kazanması, Çin’de Batılı devletlerin ticaret ve toprak ayrıcalıkları elde ettiği antlaşmalar dönemini açtı. Nanjing Antlaşması ile Şanghay resmi olarak dış ticarete açılan liman kentlerinden biri oldu.
1856’da İngiltere ve Fransa’nın ticari ayrıcalıklarını artırmak ve afyon ticaretini yasallaştırmak için ikinci kez başlattığı savaşlar, yine Çin’in yenilgisi ile sonuçlanınca Pekin Antlaşması yapıldı; Hong Kong’un bazı bölgeleri bu antlaşma ile Birleşik Krallık’a devredildi.
Bu süreç, Çin toplumunda müthiş bir yozlaşma ve çürümeye yol açtı, şehrin demografik yapısı değişti, ülkede yabancı ülkelerin yasalarının geçerli olduğu imtiyaz bölgeleri oluştu. Çin savaş tazminatı ödediği gibi, Hıristiyan misyonerlere Çin’de serbest dolaşım hakkı verildi.

‘100 YILLIK AŞAĞILANMA’ VE ANTİEMPERYALİST 4 MAYIS HALK HAREKETİ
Çin halkının hafızasında emperyalizm karşısında ulusal onurun ayaklar altına alındığı bu dönem, “100 yıllık aşağılanma” adıyla yer alıyor. O yıllarda devlet otoritesi zayıflarken büyük halk isyanları yaşandı. Bir yandan da milliyetçi düşüncelerin ve devrimci hareketlerin geliştiği bir ortam oluştu.
Yarı sömürge döneminin tüm izlerinin sergilendiği, halkın işsizliğin ve yoksulluğun pençesinde kıvrandığı Şanghay, aynı zamanda Çinli yurtseverler, aydınlar, öğrenciler arasında ulusal bilincin geliştiği, Marksizm ve bilimsel düşüncenin ilk öne çıktığı kent oldu.
I. Dünya Savaşı sonrasında Paris Barış Konferansı’nda Shandong bölgesinin Japonya’ya bırakılması, 4 Mayıs 1919’da kitlesel antiemperyalist bir halk hareketinin başlamasına neden oldu.
ÇKP’NİN İLK KONGRESİNİN YAPILDIĞI TUĞLA EV!
4 Mayıs ayaklanması, Çin’de ÇKP’nin kurulmasına giden yolu açtı.
ÇKP’nin ilk kongresinin 23 Temmuz - 2 Ağustos 1921 tarihleri arasında dönemin Fransız İmtiyaz Bölgesi’nde yer alan Şanghay’daki bir tuğla evde gizli olarak toplanması, kentin tarihi açısından önemli bir gelişme. Mao’nun da aralarında yer aldığı 13 delege, o tarihte Çin’deki tüm komünist grupları temsilen kongrede bir araya gelmiş. Ancak kongrenin son günü, Fransız polis baskını nedeniyle toplantı yarıda kesilince, delegeler Şanghay’dan ayrılarak Zhejiang eyaletindeki Jiaxing şehrinde bulunan bir göldeki teknede kongreyi tamamlamış.
Bugün bir müze olarak açık tutulan o binayı da ziyaret etme olanağı bulduk.
Çin resmi anlatısında 100 yıllık aşağılanmanın sona erdiği tarih olarak 1949 tarihindeki Çin Halk Devrimi kabul ediliyor. Mao Zedong liderliğindeki Çin Komünist Partisi’nin, on yıllar süren iç savaşın ardından Çin Milliyetçi Partisi Kuomintang (KMT) hükümetini yenerek 1 Ekim 1949’da Pekin’de Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurmasıyla sonuçlanan devrim, büyük bir siyasi ve sosyal dönüşüme yol açtı.
KAÇAMAK BİR KÜTÜPHANE ZİYARETİ!
İlk kez ziyaret ettiğim her kentte mutlaka bir kütüphane görme alışkanlığımı Şanghay’da da bozmadım ve birlikte olduğum gruptan ayrılarak Zikawei Kütüphanesi’ne tek başıma gidip geldim.
Bir kentte kütüphanelere verilen değerin, orada yaşayanlar konusunda bir gösterge olduğunu düşünüyorum. 2023’te açılan Zikawei Kütüphanesi, gördüğüm en güzel yapılardan biri olmakla kalmadı; aynı zamanda eşsiz bir sanat merkezinde bulunma hissi de yarattı.
Bazilika tarzı kubbesi bulunan okuma salonundaki sanat yerleştirmesi, Şanghay’daki Cizvitlerin geliştirdiği geleneksel Tou-Se-We cam işçiliğinden esinlenmiş. Biyolojik olarak tamamen parçalanabilir çevre dostu plastikten yapılan ve üç boyutlu yazıcıyla üretilen pagoda, modern teknolojiyi kullanarak eski bir Çin yapı tipolojisini kullanıyor.
28 metre genişliğinde, 8 metre enindeki bu Çin kemeri görüntüsündeki yerleştirme, Tou-Se-We’nin görkemine tezat bir şekilde saydam görüntüsüyle eşsiz bir sembolizmi de yansıtıyor.
Gelenek ve gelecek arasındaki diyalog ile teknoloji ve kültürün bütünleşmesini, benim için Çin’de en çarpıcı şekilde simgeleyen bu 3D kemerdi. Ayrıca bugüne kadar en kolay girip çıktığım, en üst kattaki plak koleksiyonunda yer alan plakları keyifle dinlediğim, ana okuma salonundaki 30 metrelik masasına oturup bir bilgi tapınağının içinde bulunma hazzını yaşadığım yapı da Zikawei Kütüphanesi oldu.
YARIN:
SOSYALİZM VE ÇİN
ÇİN’DE HAYAT NASIL AKIYOR?
AĞIR ÇALIŞMA KOŞULLARI VE Z KUŞAĞI
ŞİYAN’İN RENKLİ CADDELERİ
