Hep on dokuz yaşında kalanlar
Ayşe Emel Mesci
Son Köşe Yazıları

Hep on dokuz yaşında kalanlar

17.10.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

21. yüzyılın ilk çeyreği bitmek üzereyken, elâlem uzayda göktaşlarının yörüngesini değiştirmekle uğraşırken bizim payımıza yine grizu patlaması sonucu madende ölüm düştü! Resmi açıklamaya göre 41 işçi hayatını kaybetti, ekranlara kömür tozuna bulanmış ıstırabın görüntüleri yağdı, yağıyor. Yine birkaç gün konuşulacak sonra “gündem” değişecek. Çağdışı çalışma koşulları değişecek mi, sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkacak mı derseniz, bunlar kocaman soru işaretleri olarak kalacak. Çünkü bu dünyanın bozuk düzeni örgütlenmeyi çeşitli yollarla engelleyerek ayakta tutuluyor. 

Bir ruh hali olan 68’in en önemli özelliklerinden biri de işçi sınıfından, emekçilerden yana tavrı ve gençliğin enerjisini sınıf mücadelesine akıtmakta gösterdiği, her türlü barajı yıkıp geçen istekti. Sağ iktidarların ve cuntaların 68 gençliğini ve sonraki kuşakları acımasızca budamalarının altında bu yönelişten duydukları korku önemli rol oynadı.

GELECEĞE UMUTLA BAKILAN GÜNLER

Yazar, senarist, yönetmen, oyuncu, gazeteci, on parmağında on marifet sevgili dostum Işıl Özgentürk’ün “68 Yılında Ondokuz Yaşındaysan Hep Ondokuz Yaşındasın” adlı kitabı bu izlenimimi bir kez daha doğruladı. Işıl’ın o dönemde yoğunlaştığı alanları kısaca sıralamak, 68 gençliğinin genel eğilimini anlamak açısından öğretici olabilir. “Ferman padişahınsa üniversiteler bizimdir” diyen üniversite eylemleri; Devrim İçin Hareket Tiyatrosu; Amerikan 6. Filosu’nu protesto eylemleri, Maden-İş gazetesinin gönüllü muhabirliği, 15-16 Haziran işçi direnişi...

Ben Işıl Özgentürk’ün adını ilk kez Maltepe Askeri Cezaevi’nde Jülide Zaim’den (Aral) duymuştum; ikisi de İstanbul Üniversitesi’ndendi. Jülide psikoloji bölümünde, Işıl iktisat fakültesinde okumuştu. Jülide yaptıkları “mavralar”ı anlatır, hepimizi güldürürdü. Evet, cezaevindeydik ama gülmek en doğal ihtiyaçlarımızdan biriydi. Koğuşlarda da yaşardık bunu, duruşmalarda da. Bu, Işıl’ın da belirttiği gibi, bir ruh haliydi.

12 Mart döneminde pek çok sinema ve tiyatro sanatçısı da tutuklanmıştı. Hemen aklıma gelen isimler: Erkan Yücel, Seçkin Selvi, Avni Yalçın, Ankara Birliği Sahnesi’ni kuran Vasıf Öngören, Halil Ergün, Erdoğan Akduman ve Mustafa Alabora, Yılmaz Güney... Her şeye karşın, geleceğe umutla bakılan günlerdi.

KESİŞMELER, BULUŞMALAR

Işıl’ın 1992’de yönettiği “Seni Seviyorum Rosa” filmini 1993’te, Türkiye’ye döndükten sonra seyrettim ve çarpıldım. Senaryosunu Sevgi Soysal’ın romanından uyarladığı filmin her karesine kadın bakışı ve duyarlılığı sinmişti. Sonra uzun uzun konuştuk. Çehov’un “Üç Kız Kardeş”inden yaptığı bir uyarlamayı çekmek istiyordu. Düşündüğü kastta Müjde Ar’ın yanında ben de vardım. Senaryoyu okuyunca çok heyecanlandım fakat o film ne yazık ki çekilemedi! 

“68 Yılında Ondokuz Yaşındaysan Hep Ondokuz Yaşındasın”ın sayfaları arasında dolaşırken Işıl’la iki önemli kesişme noktamızı daha saptadım: “Kanlı Pazar”ın içinden birlikte geçmişiz. O, Devrim İçin Hareket Tiyatrosu sanatçıları ve Can Yücel ile birlikte miting kortejindeymiş ve Gümüşsuyu’nda eli sopalı bir gerici faşistin saldırısından hafif yaralanarak kurtulup kendini İTÜ’ye atmış. Benim için ise “Kanlı Pazar” hayatımın en önemli kırılma noktalarından biri. O hengâmenin içinden geçip tiyatroya yetişmeye çalışmıştım. Dünyadan haberim yoktu. Cahit Irgat öyle bir laf etmişti ki dünyam değişti: “Kızım Emel, hayatta tiyatrodan daha önemli şeyler de var. Gözünü aç, etrafına bak biraz.” Ben de baktım.

İkinci kesişme noktası Aksaray’daki TÖS salonu. Devrim İçin Hareket Tiyatrosu orada kurulmuş. Ben o eski TÖS salonunda 1997-98 sezonunda, Zeki Göker’in Ankara Birlik Tiyatrosu’yla çalışmış, Dario Fo-Franca Rame’nin kadın oyunlarını “Karanlıkta Işık Damlaları” adıyla oynamıştım. Sürgünden dönüp Türkiye’de sürgünü tattığım bir dönemde, o oyunla yeniden tiyatroyla buluşmuştum.

Son yıllarda Işıl’la her yaz “Tiyatro Buluşmaları”nda bir araya geliyoruz. Gençler için atölyeler düzenliyoruz. Ama emin olun, o her zaman en gencimiz. Bulaşıcı enerjisi ve bitip tükenmez hikâye anlatma isteğiyle, gençleri yüreklendiren, ümitlendiren şevkiyle o hep 68’li. “Gençliğime ihanet edemem” diyenlerden...

Hep on dokuz yaşında kalanlardan...

Yazarın Son Yazıları

Artık her şey insana bağlı

Aradan tam 53 yıl geçti; 3 Ocak 2026’da, Amerikan özel kuvvetleri Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu, eşi Cilia Flores ile birlikte kaçırıp ABD’ye götürdü.

Devamını Oku
12.01.2026
Sanat uzun, ömür kısa

Ne yazık ki prova sürecinde yaşanan sayısız talihsizliğe bir yenisi eklendi ve Mefisto’yu oynayan Sükûn Işıtan sakatlanınca, oyun ancak 18 Aralık’ta prömiyer yapabildi. Ama çok başarılı bir şekilde yaptı.

Devamını Oku
29.12.2025
Uzun bir macera: ‘Faust’

Sevgili İlhan Selçuk 2004’te bir dergi kataloğu armağan etmişti. Değerli ressamımız Bilge Alkor’un kargalarıyla böyle tanıştım. Daha sonra tanışıklık, “Meleklerin ve Şeytanların Aynası” (2011) ile derinleşti. Uzunca bir süredir başucumda duran, dönüp dönüp baktığım, sonra “Belki bir gün” diyerek tekrar kenara koyduğum “Faust”, Alkor’un imge dünyasıyla farklı bir boyuta taşınmıştı.

Devamını Oku
08.12.2025
İnsan idrak ettiği ruha benzer

Aleksandr Puşkin, “dramatik büyünün titreştirdiği düş gücümüzün üç telinden” söz eder. Bunlar; gülme, acıma ve dehşettir. Vsevolod Meyerhold ise Charlie Chaplin ve Sergey Ayzenştayn’ı karşılaştırırken, her iki sinemacıda bu “üç tel”in ne denli ustalıkla kullanıldığına değindikten sonra, bir ayrım yapar: “Chaplin’de gülmece ve acımanın ön planda olduğunu, dehşetin gölgede kaldığını söyleyebiliriz oysa Ayzenştayn’da gülmece geri plana kayarken acıma ve dehşet öne çıkar.”

Devamını Oku
24.11.2025
Goethe: İkilem ve Deha

Büyük yazarın kendi yaşam sürecinin de derinlemesine nüfuz ettiği “Faust”un ilk bölümü ise, kendisinden önce Christopher Marlowe’un 16. yüzyıl sonunda oyunlaştırdığı (“Dr. Faustus”) ruhunu şeytana satan Faust efsanesinden yola çıkmakta ama bu bölümde Faust’un Mefistofeles ile macerası kadar, “ayarttığı” Gretchen’in trajedisi de göze çarpmaktadır. Goethe dahi sanatçı duyarlılığıyla içinde yaşadığı toplumun “mahalle baskısı”nı, ikiyüzlü ahlak kurallarını kendi siyasi ve toplumsal kimliğinin çok ilerisinde bir noktadan eleştirir. Viktor Glass’ın “Goethe’nin İnfazı” romanında (çev. Regaip Minareci, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) anlattığı olayda, evlilik dışı hamile kaldığı çocuğu öldürmekle suçlanan genç kadın hakkındaki idam cezasını siyasi kimliğiyle onaylayan Goethe, “Faust”ta konuya bambaşka bir duyarlılıkla yaklaşır. Büyük sanatçı ve düşünürün, “Almanların en büyüğü”nün tüm hayatına yayılan ve “Faust”a da yansıyan bu ikilemi aslında çağının, yükselen modernitenin etkisi günümüz

Devamını Oku
10.11.2025
Mucize 102 yaşında

Böyle zamanlarda geçmişe dönüp bugünkünden çok daha ağır koşullar içinden düze çıkmayı bilmiş, hem memleketin ufkunu kaplayan sisi hem ileriye doğru koşmak isteyenleri engelleyen karanlığı yarıp geçmiş kurucu kuşağın mücadelesini, Kocatepe’den Afyon Ovası’na doğru bakarken sadece biraz sonra cereyan edecek o büyük muharebeyi değil, oradan geleceğe açılan yolu da gören çelik iradeli bir çift mavi gözü, o mucizeyi hatırlamak iyi geliyor insana.

Devamını Oku
27.10.2025
Bir ödül töreninin ardından

Cumhuriyetin kurucu felsefesinin kültür alanındaki en önemli adımlarından biri tiyatro, opera, bale ve müzik alanlarında modern, kalıcı sanat kurumları yaratarak sanat sevgisini tüm yurt sathına yaymaktı.

Devamını Oku
13.10.2025
Işık, biraz daha ışık

O yıl Doğan Hoca’dan bir gün önce, 21 Eylül 2021’de tiyatro alanından çok değerli bir hocamızı, sevgili Prof. Dr. Hülya Nutku’yu hem de çok vakitsiz yitirmiştik.

Devamını Oku
22.09.2025
Hayatımdaki iki Güney

Gerçekçilik, içtenlik, hayatın sihrini, gizini yakalayıp onu kendi kişisel büyüsünü katarak yeniden yaratmak... Yılmaz Güney’in sinemasının da edebiyatının da en önemli özellikleridir bunlar.

Devamını Oku
08.09.2025
Eğitim ve sanat

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin üzerinde yükselmesi gereken dört sütunu, “mektep, iktisat, sanat, imar” diye sıralamıştı. Bu dört sütundan ikisini oluşturan “mektep” ve “sanat” maddelerine yakın tarih içinde bir arada bakıldığında, yani sanatta eğitim ve eğitimde sanat alanlarında nereden nereye geldiğimize bakıldığında umut verici bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz söylenemez.

Devamını Oku
18.08.2025
Altmış yıl önce altmış yıl sonra

İzmir’de tam anlamıyla “ağır, koyu bir sıcak” vardı. “Kerbela” oyunu 2 Ağustos tarihinde bir zamanların fuar alanı, günümüzün Kültürpark’ı içindeki açık hava tiyatrosunda oynanacağı için İzmir’deydim.

Devamını Oku
04.08.2025
Hatırlamak bir eylemdir

Ergin Yıldızoğlu, 7 Temmuz tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Faşizm ve kültür” başlıklı önemli bir yazı kaleme aldı.

Devamını Oku
21.07.2025
‘Umutsuz çağın sesi’

'Medea-Material' Romanya'da köklü Sibiu Tiyatro festivalindeydi...

Devamını Oku
30.06.2025
Vahşi bir dünya

Vazgeçilmez dört elementten biri olan havayı yine paramparça ediyor bombalar, füzeler... Doğal yerinden koparılıp insanın elinde oyuncak olmuş ateş, gecenin karanlığını kızıla boyuyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Beyaz gecelerde Medea-Material

23-27 Mayıs tarihleri arasında, Dostoyevski’nin unutulmaz novellasının fonunu oluşturan St. Petersburg “beyaz geceler”indeydik.

Devamını Oku
02.06.2025
İyimserlik önyargısı

İyimserlik önyargısı

Devamını Oku
12.05.2025
Bir kez daha Kerbela

Bir kez daha Kerbela

Devamını Oku
28.04.2025
Bursa ve tiyatro Bursa...

Bursa ve tiyatro Bursa...

Devamını Oku
14.04.2025
Dünyayı sevgi kurtaracak

Dünyayı sevgi kurtaracak

Devamını Oku
31.03.2025
Sonrası gündüz

Sonrası gündüz

Devamını Oku
17.03.2025
Tiyatroantropolojisi ve Metin And

Tiyatroantropolojisi ve Metin And

Devamını Oku
03.03.2025
Tiyatroda eğitimin önemi

Tiyatroda eğitimin önemi

Devamını Oku
10.02.2025
Toplumsal çürüme ve sanat

Toplumsal çürüme ve sanat

Devamını Oku
27.01.2025
Ben bir veri bankasıyım!

Ben bir veri bankasıyım!

Devamını Oku
13.01.2025
Umarım gelen gideni aratmaz

Umarım gelen gideni aratmaz

Devamını Oku
23.12.2024
Bir ödülün düşündürdükleri

Bir ödülün düşündürdükleri

Devamını Oku
09.12.2024
Heiner Müller ile bir kez daha

Heiner Müller ile bir kez daha

Devamını Oku
25.11.2024
Buzdağının altı

Buzdağının altı

Devamını Oku
04.11.2024
Toplumsal çürüme

Toplumsal çürüme

Devamını Oku
21.10.2024
Ali Cem Köroğlu’nu yaşatmak

Ali Cem Köroğlu’nu yaşatmak

Devamını Oku
30.09.2024
'Keşke bir parti olsaydı...'

Yılmaz Güney’in bakışı

Devamını Oku
16.09.2024
Franz Kafka: Yüzyılın kâhini

Franz Kafka: Yüzyılın kâhini

Devamını Oku
02.09.2024
Issızlaşıyoruz

Issızlaşıyoruz

Devamını Oku
12.08.2024
Ahmet Cemal’i hatırlamak...

Ahmet Cemal’i hatırlamak...

Devamını Oku
29.07.2024
Belediyeler ve kültür-sanat politikası

Belediyeler ve kültür-sanat politikası

Devamını Oku
15.07.2024
Güvenilir olmanın sırrı

Güvenilir olmanın sırrı

Devamını Oku
24.06.2024
Bir döngü daha tamamlandı

Bir döngü daha tamamlandı

Devamını Oku
10.06.2024
Taşın ve tarihin büyüsü

Taşın ve tarihin büyüsü

Devamını Oku
27.05.2024
Cumhuriyet 100 yaşında

Cumhuriyet 100 yaşında

Devamını Oku
13.05.2024
‘Devlet Ana’ Macaristan’daydı

‘Devlet Ana’ Macaristan’daydı

Devamını Oku
29.04.2024