Neoliberal popülizm çözülürken
Deniz Yıldırım
Son Köşe Yazıları

Neoliberal popülizm çözülürken

07.07.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

AKP bir kriz partisi. 90’ların merkez siyasetlerinin krizine, adım adım bölünen ve ezilenleri kuşatacak bir siyaset önerisinden uzaklaşan solun krizine, halkı yoksullaştıran ekonomik krizlere bakmadan 2002’de AKP’yi iktidara taşıyan iç dinamikleri anlamak mümkün değil.

2001 krizi bu açıdan bir eşikti. Halk iyice yoksullaşmış, işsizlik ve pahalılık belimizi bükmüştü. Merkez sağ ve sol partiler karşısında AKP, bir yandan siyasal İslamın geleneksel Milli Görüş siyasetinden uzaklaşma, diğer yandan da “statükocu” olarak kodladığı merkez partiler karşısında halkı, değişim arzusunu temsil etme iddiasıyla ve küresel konjonktürün “rol model” güzellemeleriyle birlikte iktidara ulaştı.

Ardından girdiği seçimlerde kitle tabanını genişletti, siyasal İslamcı partilerin geleneksel seçmen tabanının ötesine ekonomik söylem ve pratiklerle ulaşmaya başladı. Bu noktada bir “genişletici hegemonya” modeli olarak maddi süreçlere yaslandı. Yoksullaşan halka, orta sınıflaşma hevesi yaşayan kesimlere (borçlandırarak, kredilerle) ve sermaye blokunda kendine daha fazla yer açmak isteyen gruplara aynı anda seslenen bir proje geliştirdi. Bu projeyi merak edenler, 2009’da yayımlanan, İlhan Uzgel ve Bülent Duru gibi kıymetli hocaların derlediği AKP Kitabı adlı çalışmada yer alan “Neoliberal Popülizm” başlıklı makaleme bakabilir.

Neydi bu neoliberal popülizm? Bir yandan sermayenin iktidarını derinleştirir, özel çıkarı ve özelleştirmeyi her alanda pekiştirirken (neoliberal); aynı anda da pansuman tedavilerle, Dünya Bankası gibi küresel kuruluşların önerilerini “İslami hayırseverlik” adı altında yerlileştirerek, sosyal yardımlarla, desteklerle yoksullara sesleniyordu bu proje (popülist). Bunu yaparken de desteği artırmak için, kendisini halkın gerçek temsilcisi konumuna yerleştiriyor, karşısında duran partileri, kurumları da “bürokratik vesayet, statükocu güçler” sıfatıyla tek bir cephe olarak kodluyordu (yine popülist). Böylece, “sistem karşıtı” görüntüsü vermek; “iktidardayken muhalefet”miş gibi davranmak, her seçim öncesinde işe yarayacak şekilde bir “karşı kutup” sunabilmek mümkün oluyordu.

Yıllar geçti. Şimdi bir eşikteyiz. Bir dönem kendisini “söylem” olarak halkın temsilcisi, elitlerin karşısında konumlanan parti olarak sunan AKP’nin neoliberal popülizm projesinin etkisinin, gücünün kırılmaya başladığını söyleyebiliriz. Sanıyorum Türkiye’nin siyasal geleceğini de bu “zayıflayan hegemonya” dinamiği ve yerine neyin önerileceği belirleyecek.

BİR DEĞİŞİM SÜRECİ

Her şeyden önce bu zayıflamada ekonomik krizin etkisi büyük. Yoksulluk, pahalılık, işsizlik halkın yine belini büküyor. Her yeni güne zamlarla uyanıyoruz. Böyle bir ortamda, özellikle büyükşehir belediyelerini kazanmanın da etkisiyle, yoksullukla mücadele ve “yardımlar” bakımından söylemsel iktidarın giderek muhalefet blokuna kaydığını görüyoruz. Yine bu koşullarda, bir dönem “halkın temsilcisi” olarak sunulan partinin, şimdi yokluk ve işsizlik koşulları bunca görünürleşmişken, “porsiyon küçültme” söylemleriyle ya da yaptırılan yeni saraylarla gündeme gelmesi, popülist projenin eski etkisini sürdürmesinin olanaksızlığına işaret ediyor. Bunlara bir de dar bir grubun kamu kaynaklarıyla zenginleşmesi, ballı ihaleler, “çökme”ler, çifte maaşlar, talan ekonomisi, eş-dost, akraba kayırmaya dayalı kapalı devre sistem eklenince, projenin “genişletici” karakteri iyice aşınıyor; popülist bir kitle seferberliğinin maddi temeli, özellikle yeni kuşaklar, işsizler ve geçinemeyen gayri memnun kitleler üzerinde etkisizleşiyor. Sömürünün, iş cinayetlerinin, talanın kriz koşullarında daha da artması, iktidarın birikim sürecinde kitlelerle sermaye çıkarlarını tek bir bütünlük içinde sunma heveslerini de iyiden iyiye zayıflatıyor.

Kaldı ki, neredeyse tüm ara, siyasal katılım mekanizmalarının tasfiye edildiği, temsili kurumların etkisiz kılındığı, birçok frensiz yetkiye kavuşmuş bir “şahıs rejimi” döneminden geçiyoruz. Dolayısıyla artık popülist projenin siyasal düzeydeki “elitler var, vesayet var, iktidar olsak da yapmak istediklerimizi frenleyenler var” propagandası tutmuyor. Her türlü yetki ellerinde.

Neoliberal popülist projenin kitlelerle yönetici sınıfları aynı çıkar birliği etrafında, dinsel-milliyetçi bir bütünlük söylemiyle bir arada tutmaya dönük propagandasının maddi ayağı aşınırken, söylem düzeyinde de “lider” merkezli, liderin kitlelerle doğrudan bağ kurmasına ve bu bağı sürekli halk içinde, mitinglerle, programlarla canlı tutmasına dayalı mekanizma da giderek etkisizleşiyor. Doğru, Erdoğan hâlâ kitlelerle bağı güçlü, etkili bir lider. Ancak her şeyin liderle ilişkilendirildiği ve Saray’la özdeşleşmiş bir sistemde tek başına söylem, eski popülist projenin genişletici karakterini geri getirmiyor ve etki genç kuşaklarda aynı oranda yeniden üretilemiyor. Zira söz, artan yoksulluk, pahalılık ve işsizlik koşullarında peynir ya da ekmek gibi yenilebilen bir gıda değil.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’e veda

Cumhuriyet’e veda

Devamını Oku
04.06.2022
‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

Devamını Oku
21.05.2022
Geçim siyaseti, aday siyaseti

Geçim siyaseti, aday siyaseti

Devamını Oku
07.05.2022
Hak mücadelesi

Hak mücadelesi

Devamını Oku
30.04.2022
23 Nisan ve iki halkçılık

23 Nisan ve iki halkçılık

Devamını Oku
23.04.2022
Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Enstitülü kuşak ve gelecek zaman

Devamını Oku
16.04.2022
‘Sonra hayat devam etti’

‘Sonra hayat devam etti’

Devamını Oku
02.04.2022
Değer mi hiç?

Değer mi hiç?

Devamını Oku
26.03.2022
Savaş ve siyaset

Savaş ve siyaset

Devamını Oku
19.03.2022
Transit

Transit

Devamını Oku
12.03.2022
Savaş (05 Mart 2022)

Savaş

Devamını Oku
05.03.2022
Ukrayna

Ukrayna

Devamını Oku
26.02.2022
Cemre düştü

Cemre düştü

Devamını Oku
23.02.2022
İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

İttifaklar, temsiller ve adlandırmalar

Devamını Oku
16.02.2022
Güneşli Pazartesiler

Güneşli Pazartesiler

Devamını Oku
12.02.2022
En uzun gece

En uzun gece

Devamını Oku
09.02.2022
Çatlak

Çatlak

Devamını Oku
05.02.2022
Rejimin yeni aşaması

Rejimin yeni aşaması

Devamını Oku
02.02.2022
Borç

Borç

Devamını Oku
29.01.2022
‘Siyasetin sonu’

‘Siyasetin sonu’

Devamını Oku
19.01.2022
Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Ahlat Ağacı’nın borç toplumu

Devamını Oku
15.01.2022
Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Kişiselleşme değil ortak çözüm programı

Devamını Oku
12.01.2022
Deli İbram Divanı

Deli İbram Divanı

Devamını Oku
08.01.2022
İki ülkeden Türkiye’ye

İki ülkeden Türkiye’ye

Devamını Oku
05.01.2022
Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Boric’den Babiš’e, Şili’den Çekya’ya

Devamını Oku
29.12.2021
Kâğıt

Kâğıt

Devamını Oku
25.12.2021
Geçim ve seçim: Şili dersleri

Geçim ve seçim: Şili dersleri

Devamını Oku
22.12.2021
Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Tatar Çölü’nden Tatar Ramazan’a

Devamını Oku
18.12.2021
Yeni model

Yeni model

Devamını Oku
15.12.2021
Joker

Joker

Devamını Oku
11.12.2021
Milli Görüş partileri

Milli Görüş partileri

Devamını Oku
08.12.2021
Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Drogolaşma ve Don Kişotlaşma

Devamını Oku
04.12.2021
Birincil ittifak

Birincil ittifak

Devamını Oku
01.12.2021
Oblomov’dan Don Kişot’a

Oblomov’dan Don Kişot’a

Devamını Oku
27.11.2021
‘Yoksulluk Kader Olamaz’

‘Yoksulluk Kader Olamaz’

Devamını Oku
24.11.2021
Labirent

Bir intiharın genel provası

Devamını Oku
20.11.2021
Akışına bırakmak

Akışına bırakmak

Devamını Oku
17.11.2021
Kalabalığa kaçış

Kalabalığa kaçış

Devamını Oku
13.11.2021
Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Yeni kamuculuk ve kooperatifler

Devamını Oku
10.11.2021
Truman kaçışı

Truman kaçışı

Devamını Oku
30.10.2021