Deniz Yıldırım

‘Koalisyon eşittir kriz’ formülü üzerine

21 Mayıs 2022 Cumartesi

İktidarın yürütmeyi tekelleştiren yeni sisteme geçerken önemli vaatlerinden birisi “istikrar”dı. Ekonomik istikrara ne ölçüde yaradı, yaşayarak öğreniyoruz; halkın istikrarlı bir şekilde yoksullaşması, memleket kaynaklarının bu yoksullaşma ortamında yerli/yabancı şahıs ve gruplara aktarılması çerçevesinde bir istikrar olduğu kesin.

Fakat propagandanın bir de siyasi ayağı vardı. Parlamenter sistemde yönetim istikrarı olmuyordu, krizler çıkıyordu, hükümet düşmesi ya da yeni hükümet kurulamaması nedeniyle de sürekli olarak yönetim krizi çıkıyordu. Bu da ekonomik krizleri besliyor, yoksulluğu tetikliyordu. Propagandanın özü aşağı yukarı böyleydi.

Bir yanıyla doğruydu; 90’lar bu anlamda istikrarsız koalisyonlara ve sistemin yönetme krizlerine sahne oldu; zaten AKP de böyle bir yönetme krizinin üzerine geldi, boşluğu fırsata çevirdi, alanını genişlettikçe genişletti.

Diğer yandan, bütün yetkinin tek kişide olması ya da koalisyonların (en azından resmi düzeyde) kurulmaması sayesinde halkın yaşamına refah ve istikrar geleceği yönündeki propaganda da aşındı. Bugün Avrupa’da koalisyonla yönetilmesine rağmen hem demokraside hem de yaratılan refahın paylaşılmasında oldukça ileriye gitmiş birçok ülke var. Dolayısıyla sorunların kaynağı koalisyonlar olmadığı gibi, çözümleri de tekelleşme değil.

Dahası var: Bugün, “İktidar neylerse iyi eyler, güzel eyler” türü bir dogmatizme teslim olmamış kimle konuşsanız, ekonomik gidişattan da iktidarın ülkeyi yönetme tarzından da göç politikasından da bir şekilde rahatsız olduğunu anlayabilirsiniz. Fakat sistem tıkandığı için, iktidar da kendi içinde yeni bir iktidarın yolunu açabilecek bir erken seçime yanaşmadığı için 13 ay sonra gerçekleşecek seçime kadar tıkanma sürecek gibi görünüyor.

Oysa o çok kötülenen koalisyon modellerinin böylesi ekonomik çözülme, yoksullaşma ortamlarında, halkın da bu sorunları mevcut iktidarın çözemeyeceğine olan inancının giderek pekiştiği koşullarda kendi içinde sistemi yenilemenin önünü açan bir yanı da var. Örneğin koalisyon tipi yönetimlerde, hükümetin üyesi olan partilerden biri, halkın iktidar partilerine tepkisini, inanç kaybını görebilir, zira bu parti diğer ortaklara göre halkla bağını daha az koparmış olabilir, tepkilerin seçimlerde bütün ortaklara olumsuz yansıyacağını fark edip ön alarak hükümetten çekildiğini açıklayabilir. Bu gibi durumlarda ise asıl etkin ve belirleyici güç hâlâ yasama organı olacağı için, Meclis kendi aritmetiği içinden yeni bir hükümet çıkarabilir, tıkanmayı böyle aşabilir.

İlave olarak, böyle bir hükümetin kurulamaması durumunda da iktidardaki partinin çoğunluğu yitirmesine koşut olarak Meclis erken seçim kararı alabilir koalisyon modellerinde. Ayrıca, sorunları çözme ya da olduğu yerde daha kötüye götürmeden dondurma kabiliyetini yitirmiş bir iktidarın kibirle ve yer yer memleketle alay ederek yaptıkları karşısındaki tıkanmayı sistemin kendi içinden mekanizmalar ile aşmasını sağlayan bir işlev de görebilir koalisyon modelleri. Bunun için de güçlü meclis, güçlü yasama, kısacası yeni bir sistem gerekir.

Seçim sürecinde ve sonrasında, muhalefet partilerinin ve geniş ittifakların güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişle ilgili önerilerini, anayasa değişikliği konusunu halkın bire bir, gündelik sorunlarına etkileri üzerinden anlatabilmek için, farklı partiler ve görüşler arasındaki toplumsal sözleşme olasılığının/katkısının yanına bu gibi somut işlevleri de eklemesinde/öne çıkarmasında yarar vardır belki.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Cumhuriyet’e veda 4 Haziran 2022

Günün Köşe Yazıları