Elçin Poyrazlar

10 numara

17 Kasım 2021 Çarşamba

Yurda her gelişimde dost sohbetlerinin ana konusu para politikaları oluyor. 

Bir ekonomistin yönettiği ülkeye yakışır bence. 

Örneğin kahve içmeye gidiyoruz arkadaşlarla…

‘Avrupa’da bir fincan kahve kaç euro?’ diye sorular başlıyor. 

‘Demek İstanbul’da daha pahalı’ yorumları geliyor ardından…

‘Yeme-içme fiyatları da arttı, artık bazı gıdaları alabilir miyim diye düşünür oldum’ diyor işi ‘iyi’ olan bir dost. 

‘Sanat, kültür, kitap, eğlence bize lüks’ diyor genç bir meslektaş. 

‘Ev sahibi kirayı yüzde 200 artırmak istedi, mahkemelik olacağız’ diyor genç bir kadın avukat. 

Gittiğim mağazalarda indirim pankartlarının altındaki rakamlar geçen gelişimden üç kat daha fazla görünüyor.

İndirim yalnızca hayat kalitesinde var.

‘Peki sizde süpermarket alışverişi ne kadara geliyor? Kiralar nasıl Avrupa'da?’

‘Örneğin 1 euroya ne alabilirsiniz?’

Herkes kendi başına karşılaştırmalı ekonomi çalışması yapıyor.

Yoksulluğun sınırlarını, o sınırların altındaki yaşamı nasıl yöneteceğinin ince ayarını sıkıntıyla hesaplıyor. 

Orta sınıfın yok edildiği, pahalı arabaları sokaklarda güm güm inleyen ultra zenginler ile yoksulların ayrıldığı ekonomik sınıf uçurumu çatırdayarak açılıyor. 

Gencecik insanlar yoksulluktan intihar ediyor, üniversiteliler sokakta yatıyor. 

Anneler çocuklarına çöpten yemek topluyor. 

Her gelişimde yoksulluk daha keskin, daha yaygın, daha boğucu yüzüyle çıkıyor karşıma. 

Döviz bandı rekor üstüne rekor kırarak, füzeye binmiş gidiyor. 

Enflasyon, faiz, Merkez Bankası’nın para politikaları ekonomi biliminin tersinden keyfi biçimde işletiliyor. 

Dünya para politikalarını sıkılaştırırken, ülke gevşetiyor. 

Para politikası gevşedikçe, halkın alım gücü eriyor. 

‘Ama kimse dolar üstünden maaş kazanmıyor ki’ diyor bir ekonomi dahisi. 

‘Ya da ben ekonomistim benden daha mı iyi bileceksiniz’ diyor başka bir makam sahibi. 

Küresel finansın birbirine geçmiş ekonomik modelinde ‘biz doğru yoldayız’ inadıyla bilinmedik formüllerle açlık sınıfı yaratılıyor. 

Öte yandan birileri dolar 10 lirayı geçtiği için 10 numara hayatlar yaşıyor. 

Oligarşi ekonomik modelden memnun, gerisi onlara teferruat.

Açlığın keskin bıçağını boğazında hisseden ‘teferruatların’ öfkesi dışında güvenebileceğimiz zemin kalmadı.

Yoksa ekonomi birileri için 10 numara yönetiliyor.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları