‘Meydanın Belleği’ neler düşündürüyor?
Metin Celal
Son Köşe Yazıları

‘Meydanın Belleği’ neler düşündürüyor?

20.04.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Londra’ya gittiğimde yolumu Tate Modern’e düşürmeye çalışırım. Güçlü koleksiyonundan seçmeleri belirli konularda derleyerek sunan farklı bir müzecilik anlayışı vardır. Her gittiğinizde yeni bir şeyler göreceğinizi bilirsiniz.
Kitap Fuarı için geçen hafta Londra’daydım. Bir pub’da öykücü arkadaşım Derya Erkenci’yle buluştuk, Tate Modern’de Gülsün Karamustafa’nın bir eserini gördüğünü ve izleyicilerin ilgisinden çok etkilendiğini anlatınca meraklandım.
Gülsün Karamustafa’nın çalışmasının da yer aldığı serginin adı “Citizens and States”, ikinci katın girişinde “bu bölüm toplumsal idealler ve tarihsel gerçeklerle meşgul sanatçıların hangi yolları izlediği ile ilgilidir. Modernizmle ilişkili bazı sanatçıların ütopik bakışları varsa da sanat bazı acil konularda bilinçlendirmeye çalışarak ya da değişimi savunarak topluma ayna sağlamıştır. Geleneksel medya veya hareketli görüntüler, soyutlama ve figürasyon, militanlık ya da bağımsız gözlem yoluyla olsun bu bölümdeki tüm sanat eserleri toplumsal gerçekliği vurgulamak ve bu yönleriyle halkta bir tepki oluşturmak veya daha az açık bir mesaj iletmek amacındadır” satırlarını okuyunca merakım daha da arttı.
Picasso, Dali, Modrian, Leger gibi sanatçılardan başlayıp Joseph Beuys’tan geçip Gülsün Karamustafa’ya ulaştık. Gülsün Karamustafa’nın işi eşzamanlı olarak gösterilen iki videodan oluşuyor. 2005 yılında İstanbul Modern’de açılmış olan “Çekim Merkezi” adlı sergi için yapılmış. Renkli ekranda bir ailenin ev içi yaşamının canlandırılmasını, siyah-beyaz ekranda ise belgesel görüntüler görüyoruz. Biraz izleyince iki videonun birbiriyle ilişkili olduğu anlaşılıyor. Belgesel görüntüler bir meydanda yaşanan toplumsal olaylardan. Aile de bu meydanın yakınında yaşıyor ve o meydandaki olayların her anını evlerinde duyuyor, hissediyor.
Gülsün Karamustafa “Meydanın Belleği” adlı işinde Taksim Meydanı’nda yaşanan önemli toplumsal olayları anlatıyor. Osmanlı döneminde Taksim Meydanı’ndan uçurulan ilk balonla başlıyor belgesel görüntüler. 1930’larda heykelin dikilişini izliyoruz. Ondan sonra 6-7 Eylül Olayları, 27 Mayıs Askeri Darbesi’nin coşkuyla karşılanışı, 1970’teki Kanlı Pazar ve 1 Mayıs 1977’den görüntüler geliyor. Video 1980’lerde Tarlabaşı Bulvarı için yıkılan evlerin görüntüsüyle sona eriyor.
17 dakika boyunca Taksim Meydanı’ndaki değişimi, orada yaşanan ve Türkiye’nin yakın tarihinde önemli işlevleri olan toplumsal olayları izlerken o olaylara sürekli şahit olmak durumunda kalan ailelerin neler hissettiğini düşünmeden edemiyorsunuz.
Aklıma ilk takılan Tate Modern’e gelmiş ve Türkiye hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir ziyaretçi bu videolardan, o görüntülerden ne anlar sorusu oldu. Hiçbir açıklama olmadığı için bizim tarihi gerçeklerimizle ilgisini kuramayacaktır ama kendi yaşadığı, geçtiği meydanları düşünecek, belki de onların tarihini sanatçının yaklaşımı ile sorgulayacaktır. Bir olayı içinde yaşama, şahit olma ya da daha sonra belgesel olarak izleme arasındaki farklar üzerinde düşünecektir. “Meydanın Belleği” bu haliyle her gerçek sanat eseri gibi çok anlamlı, çok katmanlı bir hale geliyor ve izleyicisine göre değişiyor, farklılaşıyor.
2016 yılında İstanbul’da yaşayan biri için ise “Meydanın Belleği” ister istemez Taksim Meydanı’nın bugünkü halini düşündürüyor. Türkiye’nin toplumsal yaşamı ile birlikte meydan sürekli değişmiş. Kenarken toplumsal olayların merkezi olmuş. Halkın toplanma yeriyken yasaklı hale gelmiş. Neredeyse 40 yıldır sivil toplum örgütleri anayasal haklarını kullanmak için o meydana çıkmak istiyor, devlet de tüm olanaklarıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarını engelliyor. Bu 1 Mayıs’ta da öyle olacak. Metruk haldeki AKM’yi de görüntüye katarsak Taksim artık yasakların simgesi. Sonuç olarak insandan arındırılmış, meydan niteliğini kaybetmiş bir yer olmak üzere...  

Yazarın Son Yazıları

‘7 Mart 1924 Ruhu’na dönerken

‘7 Mart 1924 Ruhu’na dönerken

Devamını Oku
12.09.2018
Ara Güler Müzesi

Ara Güler Müzesi

Devamını Oku
05.09.2018
Yayıncılıkta kırmızı alarm

Yayıncılıkta kırmızı alarm

Devamını Oku
29.08.2018
Boğaziçi’nin yok ettiğimiz görünümü

Boğaziçi’nin yok ettiğimiz görünümü

Devamını Oku
22.08.2018
Okul kütüphanelerimizin durumu vahim

Okul kütüphanelerimizin durumu vahim

Devamını Oku
15.08.2018
Sanatta KDV düşerse ne olur?

Sanatta KDV düşerse ne olur?

Devamını Oku
08.08.2018
Türkülerin kardeşliği adına

Türkülerin kardeşliği adına

Devamını Oku
01.08.2018
Üçüncü Yeniler’in başarısı

Üçüncü Yeniler’in başarısı

Devamını Oku
25.07.2018
Günümüz sanatçıları ne yapıyor?

Günümüz sanatçıları ne yapıyor?

Devamını Oku
18.07.2018
Varlık’la geçen yıllarımız

Varlık’la geçen yıllarımız

Devamını Oku
11.07.2018
25 yıl ve daha fazlası

25 yıl ve daha fazlası

Devamını Oku
04.07.2018
‘Kubbesiz, minaresiz cami olmaz’

‘Kubbesiz, minaresiz cami olmaz’

Devamını Oku
27.06.2018
Nâzım Hikmet külliyatı neden tam değil?

Nâzım Hikmet külliyatı neden tam değil?

Devamını Oku
20.06.2018
Şiir için ineğini satan şair

Şiir için ineğini satan şair

Devamını Oku
13.06.2018
Seray Şahiner’le tanışmalarım

Seray Şahiner’le tanışmalarım

Devamını Oku
06.06.2018
Şair turizmi, çeviri ticareti

Şair turizmi, çeviri ticareti

Devamını Oku
30.05.2018
TOKİ’nin kültür hamlesi ne anlatıyor?

TOKİ’nin kültür hamlesi ne anlatıyor?

Devamını Oku
23.05.2018
Türkiye’nin ‘Anti Amazon Yasası’ olacak mı?

Türkiye’nin ‘Anti Amazon Yasası’ olacak mı?

Devamını Oku
16.05.2018
Büstü dikilen öğretmen

Büstü dikilen öğretmen

Devamını Oku
09.05.2018
‘Edebiyatı Takip Ediyoruz’

‘Edebiyatı Takip Ediyoruz’

Devamını Oku
02.05.2018
İzmir’de İstanbul manzarası

İzmir’de İstanbul manzarası

Devamını Oku
25.04.2018
50 yıllık emek

50 yıllık emek

Devamını Oku
18.04.2018
‘Denize inmek medeniyetin işaretidir’

‘Denize inmek medeniyetin işaretidir’

Devamını Oku
11.04.2018
Biz sana teşekkür ederiz Ülkü Tamer

Biz sana teşekkür ederiz Ülkü Tamer

Devamını Oku
04.04.2018
Okuma kültürü seferberliğine var mısınız!

Okuma kültürü seferberliğine var mısınız!

Devamını Oku
28.03.2018
Nilüfer’de şiir var, edebiyat var!

Nilüfer’de şiir var, edebiyat var!

Devamını Oku
21.03.2018
Kırpıntı kadar değerimiz var mı?

Kırpıntı kadar değerimiz var mı?

Devamını Oku
14.03.2018
Yunus Emre Enstitülerinde yeni dönem

Yunus Emre Enstitülerinde yeni dönem

Devamını Oku
07.03.2018
Klasik müziğin en sevilenleri

Klasik müziğin en sevilenleri

Devamını Oku
28.02.2018
Sabahattin Ali’nin Şehirleri

Sabahattin Ali’nin Şehirleri

Devamını Oku
21.02.2018
Attilâ İlhan Yaratıcı Yazarlık Merkezi’ne ne oldu?

Attilâ İlhan Yaratıcı Yazarlık Merkezi’ne ne oldu?

Devamını Oku
14.02.2018
Röportaj vermek’ mümkün mü?

Röportaj vermek’ mümkün mü? Metin Celal yazdı...

Devamını Oku
07.02.2018
‘Kültürel kalkınma’ mı ‘kültürle kalkınma’ mı?

‘Kültürel kalkınma’ mı ‘kültürle kalkınma’ mı?

Devamını Oku
31.01.2018
Enver Ercan’ı çok özleyeceğiz

Enver Ercan’ı çok özleyeceğiz

Devamını Oku
24.01.2018
‘Dünyanın ilk büyük portre fotoğrafçısı’

‘Dünyanın ilk büyük portre fotoğrafçısı’

Devamını Oku
17.01.2018
Bibliyofobi

Bibliyofobi

Devamını Oku
10.01.2018
Müzik listelerindeki karmaşa

Müzik listelerindeki karmaşa

Devamını Oku
03.01.2018
Mahzuni’ye saygı

Mahzuni’ye saygı

Devamını Oku
27.12.2017
‘Mersin’de çok güzel şeyler oluyor’

‘Mersin’de çok güzel şeyler oluyor’

Devamını Oku
20.12.2017
‘Ben halkın kendisi, bir parçasıyım’

‘Ben halkın kendisi, bir parçasıyım’

Devamını Oku
13.12.2017