‘Böl, parçala’da yeni yollar!

‘Böl, parçala’da yeni yollar!

01.06.2026 01:00
Güncellenme:
Takip Et:

Siyasi partiler içinde zaman zaman ayrışmalar yaşanır; demokrasinin, siyasetin doğasıdır. Ama CHP’de yaşananları sadece bu kapsamda değerlendirmek gerçekçilikten uzak. Ülkenin içinde bulunduğu koşullar ve küresel açıdan kritik dönemeçler göz önüne alındığında, seçmen desteğini ilk kez böylesine yükselttiği bir zamanda bölünmeye, ayrışmaya yeşil ışık yakmak haklı soru işaretleri doğuruyor. Hele de ülkede bin bir krizin yanı sıra dışarıdan BOP, GOP’lu projelerin dumanının sönmediği; ümmetçilik, monarşi sevicilerin ses yükselttiği bir dönemdeysek...

Emperyalistlerin bu coğrafyadaki çıkar oyunlarını tanımlamak için kullanılan en güçlü ifadelerden biri de “Böl, parçala, yönet” olsa gerek. Kirli, çıkarcı anlayışın özü; gücün yetmiyorsa içeriden kutuplaştırma fişeğini atacaksın, toplumu katmanlara böleceksin, sonunda bu tuzağa düşenlerin senin yapamadığını yapıp parçalanmayı gerçekleştirmesini ellerini ovuşturarak izleyeceksin. “Böl, parçala” stratejisinin, içeride çoğu zaman işbirlikçisi bulunur. Kandırıldım diyenler kadar satın alınmaya dünden hazır olanlar gibi. Sonra da gelsin yönetme aşaması... Kim kimi yönetir konusu ise ayrı bir illüzyon oyunudur. Bazen içeriden de kendi iktidarları hep sürsün diye, siyasi dizayn çabaları çerçevesinde “böl-parçala” senaryoları yaşama konmaya çalışılır.

KİLİDİN ÇÖZÜMÜ DELEGENİN ÖZGÜR İRADESİ

CHP’deki gelişmelere bakınca bunu sadece Kılıçdaroğlu cephesinin kendi başlarına yürüttükleri bir parti içi mücadele, demokratik yarış diye okumak ne kadar mümkün? Yurttaşı adeta nefessiz bırakan ağır ekonomik krizi, demokratik, laik ilkelerdeki aşınmaları, iktidara karşı tepkilerin seçmenin partiler üstü ortaklaşa bakışı haline geldiğini konuştuğumuz bir dönemde, CHP’ye mutlak butlan bombası fırlatıldı. Siyasetçinin karnesi; tabanından aldığı destekte, sandıktan aldığı oydadır. Sonuçta siyasetçi bir şirket yöneticisi değildir, izlediği politikalara yönelik seçmenin desteği olmadan liderlik yapamaz. Toplumun, seçmenin nabzını tutması; tepkileri görmesi şarttır. Duymadım, görmedim gibi bir tutum siyasetçinin ana dayanağı olan halktan kopukluktur.

Yaşananlar Özel liderliğindeki CHP’ye tüm baskılara karşı desteği engelleyemeyen iktidar cephesinin bu kez de bölme taktiği izleme yoluna gittiği ve bu konuda kendisiyle bir şekilde yol yürüyebilecekler arayışına girdiği yorumlarını da beraberinde getirdi. Geçen pazar günü genel merkezde atanmış ekiple Güvenpark’ta seçilmişlerin yurttaşla bir araya geldiği bayramlaşma buluşmalarını “CHP bölündü” üzerinden yorumlarla izlemek iktidar cephesinde “Aferin bize” kutlamalarına da yol açmış olabilir. Zaten biri soracak olsa yanıtları da hazır: “Kendi içlerindeki mesele, bizimle ilgisi yok!”

Oysa görüldüğü üzere yaşananlar CHP içindeki küçük bir mesele değildir. Siyaset, YSK gibi kurumların yetki alanları, bağımsız yargı dengesinden sandık iradesine, demokratik ilkelere pek çok konuyu içermekte. Bu noktada Kılıçdaroğlu cephesinin seçilmiş genel başkan Özel’e destek veren, geniş bir yelpazeyi oluşturan CHP tabanı ve sivil toplum örgütlerinin tepkilerini, çağrılarını duyup hiç vakit geçirmeden kurultaya gitmesi tarihi açıdan büyük bir sorumluluktur. Her şeyin kilidi delegenin özgür iradesi, seçimiyle açılacaktır.

Bir yanda var olan anayasaya ve AYM, AİHM gibi yargı kararlarına uyulmazken diğer yandan da iktidar yeni anayasa için destek arayışındadır. Tartışmalı İmralı süreci devam ederken Alevi, Kürt cumhurbaşkanı yardımcıları olsun gibi önerilerin de yer yer gündeme geldiği etnik, mezhepsel ayrımlı bakış açıları içeren yeni anayasa pazarlıklarına alan açmanın, ikiye bölünmüş yönetilemez bir CHP algısıyla olası bir baskın seçime yol vermenin, kökü Atatürk, Kuvayı Milliye ruhuna dayanan bir partinin DNA’sıyla bağdaşmayacağı açıktır.

CHP’yi CHP ile yorma taktiği ile ülke gündemi oyalanırken dün Washington’ın bizi de çevreleyen Ortadoğu politikalarının nasıl bir evreye geçtiği de dikkat çekiciydi. Osmanlı millet sisteminin övücüsü ABD elçisinin Suriye özel temsilcisi unvanına bir yenisi ekleniverdi: Suriye ve Irak özel başkanlık temsilcisi.