Ekonomik veriler içinde bulunduğumuz darboğazı ortaya koyuyor. İktidarın enflasyon hedefleri dikiş tutmuyor. Merkez Bankası geçen hafta ara hedefin 2026 için yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseldiğini duyurdu. Özetle yıllardır tek hane hedefli bir masala dönen enflasyon vaadinde başka baharlar şarkısını söylemeye devam. Gıdadan barınmaya, ulaşımdan eğitime pek çok temel ihtiyaç kaleminde bütçe oluşturmakta zorlanan yurttaşın çaresizliği de enflasyon gibi artıyor. Kartlara yüklenen yüklenene... Üstüne üstelik kredili mevduat hesabı (ek hesap) da gün geçtikçe kabarıyor.
İktidar, yurttaşın ana gündemi ekonomik krizde tıkandıkça delik bohçayı karıştırıp duruyor. Çözüm dön dolaş aynı; özelleştirme furyası, kamu arazilerini satışa çıkarma... Ama yetmiyor, daha da sıcak paranın peşine düşülüyor, olsun varsın kaynağına bakılmasın! Yurtdışından para, altın, döviz gibi varlıkların vergi incelemesine tabi tutulmadan ülkeye getirilmesi için düğmeye basıldı. AKP döneminde bunun sekizinci “varlık barışı” olduğu belirtiliyor. Torba teklifin içindeki öneri geçen hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçti.
ÜRETMEDEN ÇÖZÜM OLMAZ
Muhalefetin, uzmanların “Suç örgütleri sızar, karapara cenneti olunur” uyarılarını, yabancı sermaye hukuk güvencesi de ister görüşlerini duyan var mı sorusu ise yanıtsız. Yeniden “gri liste”ye girilme riskine karşı ciddi önlem ve denetim şart vurgusu önemli. İran-ABD gerilimi ile birlikte Körfez’den kaçan paranın Türkiye’ye gelebileceğini söyleyenler de var. Ama o zaman da üretmeden, üretim olmadan sadece paradan para kazanmak sürdürülebilir bir yöntem mi sorusu akla geliyor. Bugün çarşı pazarda el yakan gıda fiyatlarını görünce yanlışlarla dolu çevretarım politikalarının bunda hiç mi etkisi yok sorusu gibi...
Siyasi ve ekonomik kriz gündeminin bolluğuyla yurttaşın ceplerinin boşluğu arasındaki acı tezat günümüzün gerçeği. Eğitim ve istihdamda istediklerini bulamayan gençler de bu adaletsiz tablonun bir parçası. İŞKUR verilerine göre işsizlik ödeneği için başvuran emekçi sayısı Ocak-Mart 2025’e kıyasla yüzde 8.6 arttı. Nisan ayı sonu itibarıyla İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı 2 milyon 514 kişi oldu. İşçi, emekli geçim derdinde, yoksulluk kıskacındayken bir bakıyorsunuz iktidardan bir milletvekili eşi için fakirlik belgesi almış! Neresinden tutsan elde kalıyor dedirtecek türden, liyakat ve etik ilkelerin yerle bir olmasının örneklerinden biri daha böylelikle siyaset utanmazlıklarına eklenmiş oluyor.
Siyasi etik, ahlak demişken son dönemde halkın oyuyla seçildiği partiden ayrılıp iktidar yelpazesine geçenler konusu da önemli tartışmalardan. Kuşkusuz bu geçişler ilk ya da son değil, pek çok örneği var. Ama ideolojik açıdan durduğunuz noktadan kısa bir zaman diliminde 180 derece dönmek gerek kendi duruşunuz gerekse seçmen iradesine saygı konusunda ciddi bir sorun olsa gerek. CHP’ye yönelik baskılar, operasyonların seçmende adaletsizlik duygusunu artırdığı gibi bu tür geçişler de ilkeli duruş, direnç üzerinden benzer duygulara yol açacaktır.
19 MAYIS KUTLU OLSUN!
Bildik küresel ittifak denkleminin altüst olduğu, vahşi kapitalizm çarklarının adaletsizliği daha da derinleştirdiği bir süreçteyiz. Emperyalizm derseniz, her dönemde olduğu gibi hep var, kimi zaman açıkta kimi zaman pusuda. Yeter ki yumuşak, kaygan zemini bulabilsin, işbirlikçileri peşine taksın... Bugünün çoklu kriz ortamında dimdik ayakta kalmak istiyorsak Cumhuriyetin aydınlık yolunu takip etmek gerekir. Zorluklar etrafımızı sarmış halde ama umut ve direnç kutupyıldızımız belli. Atatürk liderliğinde yakılan ulusal bağımsızlık ateşinin yıldönümünü yarın büyük coşkuyla kutlayacağız. 19 Mayıs 1919 öncesinin şartlarını bilmek, o gün ve sonrasında yaşananların, mücadelenin değerini anlamak; demokratik, laik hukuk devleti ilkesindeki Cumhuriyeti korumak hepimizin yurttaşlık sorumluluğudur. Kutuplaştırılan bir toplumun geleceği olamaz. Gençlerimize umut ve güven aşılamak zorundayız. Atatürk’ün dediği gibi: “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve yaşatacak sizlersiniz!”