Olayların Ardındaki Gerçek

Doğu Akdeniz ve Lozan Antlaşması...

28 Eylül 2020 Pazartesi

Doğu Akdeniz’de son aylarda sıcak çatışmaya gidecek kadar tırmanmış olan ilişkiler, sonunda “Doğu Akdeniz Konferansı” çağrısı ile bir ölçüde yatışmış görünüyor.

Bu konferans çağrısı da 22 Eylül’de bizzat Erdoğan tarafından yapıldı.

Bu konferansa kuşkusuz Doğu Akdeniz’e komşu olan bütün ülkeler, Yunanistan, İtalya, Fransa, Mısır, İsrail ve Türkiye katılacaklar. Bunun yanında ABD, AB ülkeleri, örneğin Almanya’nın da katılması bekleniyor.

Bugünkü koşullarda konferansa gidilirken, Türkiye’nin yanında olan tek bir ülke bulunmuyor. Akdeniz’deki tüm komşularla çatışma halindeyiz. Zaten Türkiye’nin Suriye, İsrail ve Mısır’da büyükelçileri bile yok.

Erdoğan’ın bu konferans isteminin arkasında AB’nin olduğu biliniyor. Örneğin AB Konseyi Başkanı Charles Michel, 4 Eylül günü yaptığı açıklamada, “Doğu Akdeniz’de gerilimi düşürmek için çok taraflı konferans” gerektiğini belirtmişti.

Geçen hafta yapılan MGK toplantısında Ege sorunları ele alındı ve yayımlanan bildiride özellikle Ege Denizi’ndeki adalara gönderme yapıldı.

MGK açıklamasında, “Gayri askeri (askeri olmayan) statüdeki adaların silahlandırılması başta olmak üzere hukuka ve anlaşmalara aykırı olan durumlar ve girişimlerde bulunan ülkelerden” söz edilmiştir.

Bu açıklamada sözü edilen gayri askeri adalar, anlaşmaya aykırılık gibi kavramlar Lozan Antlaşması’nı ilgilendirmektedir. Bu noktada, AKP zihniyetinin her vesileyle eleştirdiği, küçümsediği ve itibarsızlaştırmaya çalıştığı Lozan Antlaşması devreye giriyor.

Adaların silahsızlandırılması Lozan’ın önemli bir ilkesidir. Ege Denizi ile ilgili Lozan Antlaşması’nın 12. ve 13. maddeleri önemlidir, bu nedenle aşağıya özeti çıkarılmıştır.

Madde 12- Asya kıyısından 3 milden az bir uzaklıkta bulunan adalar, Türk egemenliği altında kalacaktır.

Madde 13- Barışın sürekli olmasını sağlamak amacıyla Yunan hükümeti, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adalarında, aşağıdaki tedbirlere uymayı yükümlenir.

1. Bu adalarda hiçbir deniz üssü kurulmayacak, hiçbir istihkâm (askeri siper) yapılmayacaktır.

2. Bu adalarda Yunan askeri kuvvetleri, normal asker sayısından çok olmayacağı gibi, jandarma ve polis kuvvetleri de bütün Yunan ülkesindeki jandarma ve polis kuvvetlerine orantılı bir sayıda kalacaktır.

Lozan Antlaşması’nın yukarıya çıkarılan maddelerinde açıkça görüldüğü gibi:

a) 3 mil içinde bulunan adalar Türk egemenliği altındadır.

b) Yunanistan, adalarda deniz üssü kuramaz.

c) Adalardaki asker sayısı normalin üzerine çıkamaz.

Her vesile ile Lozan’a saldıran, “Lozan hezimettir” diyen AKP ve Erdoğan’ın imdadına bu konferansta, Lozan Antlaşması yetişmektedir. Devlet adamı uluorta konuşmamalı, ne zaman ne söyleyeceğini bilmeli, bilmiyorsa da uzmanlara danışmalıdır.


Yazarın Son Yazıları

Kafkaslar’da Savaş 1 Ekim 2020
Doğu Akdeniz Isınıyor 30 Ağustos 2020
Siyasi güçlerin oyunları 23 Ağustos 2020
Hareketli Bir Hafta 16 Ağustos 2020
Din ve Politika 27 Temmuz 2020